Sınır Dışı Etme Kararları Bakımından Çocukların Adalete Erişimi: Çocuğun Yüksek Menfaatinin Üç Boyutlu Karakteri Bağlamında Bir Değerlendirme:
Ankara Barosu Uluslararası Hukuk Kurultayı 2024, Ankara, Türkiye, 11 - 14 Ocak 2024, sa.49893, ss.1491-1493, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.1491-1493
- Ankara Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
“Kuşkusuz, çocuk mültecilerin yasal süreç içerisinde görünürlüğü, sadece menşe ülkelerinden değil; ailelerinden de ayrıldıktan sonra mümkün olabil- mektedir. Bu nedenle sosyolojik bir fenomen olarak çocuk mülteci, çağdaş hukuk söylemindeki varlığını refakatsiz çocuğun varlığına borçludur.” Patricia TUITT, mülteci çocukların ancak refakatsiz olmaları halinde bireysel muamele gördüklerini; aksi halde hukuki işlemler sırasında göz ardı edildiğini bu ifadelerle vurgulamaktadır. Bilindiği̇ üzere Türkiye, 1994 yılından bu yana Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraftır. Anayasamızın Md. 90(5) hükmüne göre usulüne uygun şekilde yürürlüğe girmiş olan uluslararası sözleşmeler iç hukukun bir parçasıdır. Bunun bir sonucu olarak Türk yetkili makamları, çocukları ilgilendiren bütün işlemlerde çocuğun yüksek menfaatini öncelikle gözet- mekle yükümlüdür. Türk yargı içtihadı ve konuya ilişkin literatür incelendiğinde her ne kadar aile hukukuna özgülenmiş bir kavram gibi görünüyor olsa da; çocuğun yüksek menfaati, çocuklarla ilgili her meselede olduğu gibi sınır dışı etme işlemlerinde de temel düşünce (the paramount consideration) olmasa da öncelikle gözetilecek bir husus (a primary consideration) olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuk Hakları Komitesi, 2013 tarihli 14 No.lu Genel Yorumunda ço- cuğun yüksek menfaatini üç boyutlu bir kavram olarak kabul etmekte;bu kuralın herhangi bir olayda veya bir hakkın yerine getirilmesinde asli bir hak, yorumlayıcı bir araç ve bir usul kuralı olarak üç farklı işlevi olabileceğini göstermektedir. İdari ve yargısal süreçlerin ayrılmaz bir parçası olan çocuğun yüksek menfaatinin usuli niteliği, sınır dışı etme kararının alınması sürecinde; bireysel muamele, vasıflı personellerin yetkilendirilmesi, çocuk dostu bilgi toplama yollarının benimsenmesi, temsilci atanması, ispat yükü ve ispat standardı, çocuğun bakım ve güvenliğinin sağlanması gibi çocuğa özgü birtakım güvencelerin getirilmesini gerektirmektedir. Yaş ayrımı yapılmaksızın getirilen düzenlemelerin çocuk odaklı yorumlanması ve değerlendirilmesi ise çocuğun yüksek menfaatinin yorumlayıcı etkisinin bir yansımasıdır. Nitekim büyük ölçüde yetişkin deneyimleriyle şekillenen ülkeden uzaklaştırmaya dair uygulama örnekleri, çocuğa özel koşulların gözden kaçırıldığını, çocuk bireylere özel standartların getirilmesinde
çocuk odaklı bir değerlendirmenin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Üç boyutlu bir kavram olmasının bir sonucu olarak çocuğun yüksek menfaati, karar verme sürecinin tamamına etki etmektedir. Asli bir hak olarak çocuğun yüksek menfaati, sınır dışı etme kararı verme sürecinde yorumlayıcı ve usuli karakterinin gerektirdikleri ile birlikte, çocuğun yüksek menfaatinin öncelikle gözetilmediğinin ileri sürülmesine ilişkin bir hak sağlamaktadır.
Tebliğ kapsamında Çocuk Hakları Komitesi’nin çocuğun yüksek menfaati ilkesinin üç boyutlu karakterinin, sınır dışı etme kararlarına karşı adalete erişim üzerine etkileri, güncel mahkeme kararları eşliğinde değerlendirilmektedir.