9. Kent Araştırmaları Kongresi, Ankara, Türkiye, 20 - 22 Kasım 2024, cilt.1, ss.299-304
Dirençli
kentlerin hangi sebeple maruz kalırsa kalsın beklenmedik şekilde oluşan kriz ve
risk durumlarına karşı hazırlıklı olup sürdürülebilir ve akılcı çözümler
sunabilen kentler olduğu bilinmektedir. Bu noktada kentin politika
yapıcılarının ve karar vericilerinin sürdürülebilir mekanizmalarla söz konusu
akılcı politikaları tüm bileşenlerle işbirliği içerisinde bütünsel yönetişim
anlayışıyla üretmesi ve hayata geçirmesi esas alınmalıdır. Afetleri ve diğer
risk durumlarını hazırlıklı olarak karşılayabilmek için sürdürülebilir
finansman ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Geleneksel finansman araçları ile
hedeflenen finansman arasında oluşan farkı kapatmak üzere ortaya konulabilecek
bir dizi finansal çözüm ve mekanizmaların yenilikçi finansman modelleri altında
toplandığı bilinmektedir. Diğer yandan Türkiye’de yabancıların konut edinimi
ile vatandaşlık kazanması; dünyada 1980’ler itibariyle yaygınlaşmaya başlayan
yatırım yoluyla vatandaşlık (CBI) programlarının bir bileşeni olarak 2017 yılı
itibariyle gündeme gelmiştir. Antalya ili de TÜİK tarafından yayımlanan veriler
incelendiğinde, yabancıların konut edinmek için tercih ettiği kentler arasında
büyük oranda ikinci sırada yer alırken son iki yıldır ilk sırada yer almaktadır.
Literatür incelendiğinde CBI programlarının yenilikçi finansman kaynakları
arasında sayılabileceği görülmektedir. Karayipler örneğinde doğal afetlere
karşı dirençlilik için yenilikçi bir finansman olarak CBI programlarının da
tartışılması Türkiye’de de Antalya’nın bu potansiyeline yönelik tartışmaların
yapılabileceği algısını uyandırmıştır. Özellikle altyapı gelişimi için gerekli
finansman eksikliklerini bu örnekte olduğu gibi yenilikçi finansman kaynakları
ile gidermek afet risklerini azaltma ve dayanıklılık sağlama noktasında
kentlere önemli katkılar sunabilir. Zira OECD tarafından 2016 yılında
yayımlanan ve dünyadan çeşitli kentleri kapsayan dirençli kentler temalı
raporda Antalya ili dirençli kent olma yolundaki dünyadan farklı kentlerle
birlikte incelenmiş ve bu konuda karşı karşıya kaldığı güçlüklerin başında göç
yönetiminin olduğu ifade edilmiştir. Literatür incelemelerinde söz konusu
vatandaşlık programlarının dirençli bölgeler yaratma konusunda ekonomik katkısı
olacağı da tartışılmaktadır. Bu bağlamda yabancılar tarafından Antalya’da
edinilen konutlar üzerinden yaratılan artı değerin dirençli kent yaratmak
noktasında yerel kamu ekonomisine katkısı ve yabancı göçlerin yönetimine dair
politikalar ile yasal ve düzenleyici çerçevelerin oluşturulma potansiyeli
tartışılacaktır. Bu çalışma, yaratıcı finansman, uluslararası göç ve dirençli
kentler arasındaki bağlantıyı inceleyerek ilgili literatür boşluğuna dikkat
çekerek sürdürülebilir kentsel büyümeyi desteklemek için bu unsurların nasıl
bir araya getirilebileceğine ışık tutmayı amaçlamaktadır.
Araştırma Sorusu: Dirençli kentleri hayata geçirirken sürdürülebilir finansman
kaynaklarını desteklemek için yaratıcı finansman, uluslararası göç nasıl bir
araya getirilebilir?
Çalışmada
dokuman analizi ve gri literatür kullanılarak karma bir yöntemle spesifik bir
göç programı olan yatırım yoluyla vatandaşlık (CBI) programlarının dirençli
kentler yaratmak adına yerel ekonomiye olası katkısı tartışılmaya
çalışılmıştır. İkincil veriler olarak kullanılan uluslararası kuruluşların
raporları, devlet veri tabanları ile kamu kurumlarının raporları ile akademik
yayınlar incelenerek nicel ve nitel içgörüler ortaya konulmaya
çalışılmıştır(Karppinen & Moe, 2012; Lawrence, 2012; Rothstein &
Hopewell, 2009) Bu çalışmada yabancıların konut edinimi yöntemiyle vatandaşlık
edinmesine ilişkin kamu kurumlarından açık veri olarak elde edilen ikincil
veriler arasında TÜİK tarafından yayınlanan yabancılara konut satış verileri
yer almaktadır. Diğer taraftan Gayrimenkul Bilgi Merkezi Anonim Şirketi (GABİM)
tarafından yabancıların konut satışından önce zorunlu olarak aldıkları
değerleme raporlarına ilişkin 2021 yılından itibaren derlenen veriler söz
konusu kurum ile iletişime geçilerek resmi yazı ile alınmıştır. Bahsi geçen
ikincil veriler karşılaştırmalı olarak kullanılarak Antalya ilinin artan önemi
ortaya konulacaktır. Kapsamlı literatür taraması ile güncel araştırmalar
incelenerek kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Öte yandan uluslararası
kuruluşların yayınladıkları bilgi notları, çalışma makaleleri, sektör raporları
da konunun çerçevesini kapsamlı şekilde oluşturabilmek adına incelenmiş ve
çalışmada kullanılmıştır. Kalkınma ajanslarının, kent konseyinin ve TC. Çevre
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çeşitli raporları gibi resmi kurumlar
ile çeşitli hükümet dışı kuruluşlardan elde edilen raporlar da gri literatür
kapsamında ele alınmıştır.
Dirençli
kentlerin çeşitli yenilikçi finansman modelleri yoluyla ekonomik
dayanıklılıklarını artırabileceği ve böylece doğal afetlerin ekonomik yansımalarını
telafi etmek için yeni finans kaynaklarından etkin bir şekilde
yararlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu yenilikçi yöntemler, iyileşmenin yanı
sıra uzun vadeli sürdürülebilirliği de teşvik edecektir. Öte yandan
uluslararası göçü karşılamak ve sosyal, ekonomik ve çevresel kaygılarla başa
çıkabilmek için dirençli şehirler elzemdir. Bu şehirler, entegre politikaları
hayata geçirerek kapsayıcı ortamlar inşa edebilir ve dayanıklılıklarını
artırabilirler. Zira kentler göçün düzenlenmesinde daha önemli hale gelmektedir
ve aynı zamanda göçle ilgili sorunlar karşısında dirençli olmaları
gerekmektedir. Devlet düzeyindeki sınır uygulamalarının getirdiği
sınırlamaların ötesinde tam da devletlerin yarattığı kapsamlı politikalarla da
refah sahibi yatırımcı göçmenleri teşvik edici programlar yayılmaktadır Bu
bağlamda, bu çalışma kentsel dayanıklılığın kendine özgü niteliklerini
vurgulamakta ve kentsel göçün düzenlenmesine ilişkin dönüştürücü bir bakış
açısını savunmaktadır.
Yabancılara en çok konut satışı yapılan illerin başında 2023 yılı ve 2024 yılı
ilk iki çeyrek için TÜİK tarafından yayınlanan verilere göre Antalya ili yer
almaktadır. GABİM verilerinde ise yabancılar tarafından alınan değerleme
raporları sayısına göre Antalya ili 2021’den beri sürekli olarak ikinci şehir
olarak yer almaktadır. Değerlemeye esas konut değerlerinin de yer aldığı veri
seti incelendiğinde şehre önemli miktarda nakit girişi olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak bu kazancın yerel kamu ekonomisine yansıması için halihazırda politika
eksiklerinin varlığı tespit edilmiştir. Gelişmiş bilgi ve iletişim
teknolojilerinin kullanımı ile hem şehrin sınırlılıkları kapsamında gelen göçü
nicel olarak takip etmenin hem de dirençli kent yaratma hedefinde ihtiyaç
duyulan finansman için CBI programlarının katkı sunabileceği anlaşılmıştır.
Dirençli kentler, uluslararası göç ve yenilikçi finansman parametreleri
arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmalar oldukça azdır. Bu alandaki mevcut
boşluğu, yaratıcı finansman, ülke dışından göç ve dirençli şehirlerin nasıl etkileşime
girdiğini ve bu faktörlerin sürdürülebilir kentsel büyümeyi desteklemek için
nasıl birleştirilebileceğini bulmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu
vurgulanmalıdır.
Resilient cities offer sustainable solutions for
unexpected crises and risk scenarios. Policymakers should develop long-term,
integrated governance approaches and implement sustainable financing. Innovative
financing models bridge the gap between conventional and targeted funding,
ensuring preparedness for disasters and other risky situations. However, as of
2017, the purchase of Turkish citizenship by foreigners has been considered as
part of the Citizenship by Investment (CBI) initiatives, which began to expand
over the globe in the 1980s. TurkStat data indicates that Antalya is placed
second, among the cities that foreigners choose to live in then having held the
top spot for the previous two years. A review of the literature reveals that
CBI initiatives are among the creative funding options. The idea that Antalya's
potential might be discussed in Turkey has arisen from the discussion of CBI
programs as an innovative finance source for resilience against natural
catastrophes in the CaribbeanInnovative funding options can significantly
reduce disaster risk and enhance urban resilience by filling funding gaps for
infrastructure development. Antalya province was examined alongside other
cities worldwide in the OECD's 2016 resilient cities report, which covered a
variety of cities worldwide, and it was noted that one of the primary
challenges it faces in this regard is migration management. In this context,
the potential for developing policies, regulations, and regulatory frameworks
for the control of foreign migration will be discussed, as well as the
contribution of the surplus value generated by the residences that foreigners
have purchased in Antalya to the local public economy in terms of building a
resilient city. By highlighting the gaps in the literature, this study attempts
to provide light on how innovative financing, international migration, and
resilient cities might be combined to enable sustainable urban growth
The study discusses the potential contribution of a
particular migration program, citizenship by investment (CBI) programs, to the
local economy in order to construct resilient cities using a mixed method of
document analysis and grey literature. Examining government databases, scholarly
papers used as secondary data, reports from governmental institutions, reports
from international organisations, and reports from academic institutions yields
both quantitative and qualitative insights (Karppinen & Moe, 2012;
Lawrence, 2012; Rothstein & Hopewell, 2009). The data on residential real
estate sales to foreigners released by TurkStat is one of the secondary data
sets gathered as open data from public entities for this study about the
acquisition of citizenship by foreigners through housing acquisition.
Conversely, the information gathered by the Real Estate Information Center
(GABIM) regarding valuation reports that foreign nationals must get prior to
the sale of residential real estate, effective from 2021, was acquired through
formal correspondence with the aforementioned organisation. The study analyzed
secondary data on Antalya's significance, using literature from international
organizations, briefing notes, working papers, and sector reports. It also
considered reports from development agencies, city councils, and the Ministry
of Environment, Urbanisation, and Climate Change of Turkey.
It is well known that resilient cities are able to
utilise new sources of funding to counteract the economic effects of natural
disasters by strengthening their economic resilience through a range of
innovative financing options. These innovative approaches will support both
long-term sustainability and rehabilitation. On the other hand, resilient
cities are essential to accommodate international migration and cope with
social, economic and environmental concerns. This study emphasizes the
importance of integrated policies in building inclusive environments and
increasing resilience in cities, particularly in controlling migration. It
advocates for a transformative perspective on urban migration regulation.
According to data published by TurkStat for the first
two quarters of 2023 and 2024, Antalya is the province with the highest number
of residential real estate sales to foreigners. According to GABIM data,
Antalya has consistently ranked as the second city since 2021 according to the
number of appraisal reports received by foreigners. Analyzing the data set,
which includes the values of the residential properties subject to valuation,
it is understood that there is a significant amount of cash inflow to the city.
However, it has been identified that there are currently policy gaps for this
gain to be reflected in the local public economy. With the use of advanced
information and communication technologies, it is understood that CBI programs
can contribute both to quantitatively track migration within the scope of the
city's limitations and to provide the financing needed to create resilient
cities. Few studies have examined the relationship between resilient cities,
international migration and innovative financing parameters. It should be
emphasized that more studies are needed to fill the existing gap in this field,
to find out how innovative financing, international migration and resilient
cities interact and how these factors can be combined to support sustainable
urban growth.