18. Anadolu Romatoloji Günleri, Girne, Kıbrıs (Kktc), 28 Mayıs - 01 Haziran 2025, ss.64-65, (Özet Bildiri)
Tedaviye Dirençli Lupus Nefriti Olgusu
Giriş: Sistemik lupus eritematozus (SLE),
otoimmün bir hastalık olup çoklu organ tutulumu ile karakterizedir (1). SLE’nin
en ciddi komplikasyonlarından biri lupus nefritidir (LN) (2). Lupus Nefriti böbreklerde
ciddi inflamasyona ve ilerleyici böbrek yetmezliğine yol açabilir (3).
Geleneksel tedavi rejimleri genellikle kortikosteroidler ve immünsüpresif
ajanları içerirken, bazı dirençli veya nüks eden LN vakalarında biyolojik
ajanlar giderek daha fazla kullanılmaktadır (4). Anti-CD20 monoklonal
antikorları olan rituksimab ve daha yeni nesil bir antikor olan obinutuzumab, B
hücrelerini hedef alarak hastalık aktivitesini kontrol altına almayı
amaçlamaktadır (5).
Olgu: Otuz
bir yaşındaki kadın hasta, 2018 yılında önce sol alt ekstremitede, altı ay
sonra ise sağ alt ekstremitede derin ven trombozu (DVT) gelişmesi üzerine sol
eksternal iliak venden ana femoral vene uzanım gösteren stent takılmış ve
varfarin tedavisi başlanmıştır. Ancak varfarin tedavisi altında tekrarlayan
DVT'lerin görülmesi üzerine hasta Romatoloji kliniğine yönlendirilmiştir. Kasım
2020’de yapılan tetkiklerde ANA, anti-dsDNA yüksek titre pozitifliği ve
antifosfolipid antikor sendromu (AFAS) ile uyumlu antikor pozitifliği
saptanması üzerine hastaya SLE-sekonder AFAS tanısı konulmuş ve plaquenil
tedavisi başlanmıştır. Dış merkezde kas-iskelet semptomları nedeniyle
azatioprin tedavisine başlanmış ancak hasta ilacı sadece iki hafta
kullanabilmiş; karaciğer fonksiyon testlerinde (KCFT) yükselme görülmesi
üzerine tedavi kesilmiştir. Aralık 2022’de dış merkezde çekilen toraks BT’de
plevral efüzyon tespit edilmesi üzerine hastaya mikofenolat mofetil tedavisi
başlanmış ancak iki aylık kullanım sonrası KCFT yüksekliği nedeniyle tedavi
sonlandırılmıştır. Hastanın anti-dsDNA yüksek titre pozitifliği ve proteinüri
varlığı nedeniyle Şubat 2023’te rituksimab tedavisi uygulanmış, ancak ikinci
kür esnasında yaygın döküntü ve nefes darlığı gelişmesi üzerine tedavi
durdurulmuştur. Ekim 2023’te yapılan renal biyopsi, Class III A lupus nefriti
ile uyumlu bulunmuştur. Nisan 2024’te dış merkezde siklosporin ve takrolimus
tedavisi başlanmış ancak yan etkiler nedeniyle bu tedaviler de kesilmiştir. 21.01.2025
tarihinde yapılan 24 saatlik idrar analizi, protein miktarını 4400 mg/24 saat
olarak göstermiştir. Genç ve çocuk sahibi olma isteği olan hastada fertilite
kaybı riski nedeniyle siklofosfamid tedavisi tercih edilmemiştir. Bunun yerine,
endikasyon dışı onam alınarak hastaya pulse steroid tedavisi sonrasında
07.02.2025 tarihinde obinutuzumab uygulanmıştır. İnfüzyon esnasında herhangi
bir alerjik reaksiyon gelişmemiştir.
Sonuç: Lupus nefriti tedavisinde B hücrelerini hedefleyen ajanlar umut verici bir seçenek haline gelmiştir(5). Obinutuzumab, özellikle refrakter lupus nefritinde etkili bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmektedir(6). NOBILITY çalışması sınıf III ve IV lupus nefriti hastalarında obinutuzumabın eklenmesinin tam ve kısmi renal yanıt oranlarını belirgin şekilde artırdığını göstermiştir (%35 vs. %23, p = 0.026) (5). Refrakter lupus nefritinde yapılan Obınutuzumab-LN çalışması, Obinutuzumab ile tedavi edilen hastalarda proteinüri düzeylerinde anlamlı bir azalma sağlandığını ve böbrek fonksiyonlarının korunmasında iyileşme gözlendiğini ortaya koymuştur (6). Olgumuzda, geleneksel immünsüpresif tedavilere dirençli SLE ilişkili Class III A lupus nefriti olan bir hastada obinutuzumab ile başarılı bir tedavi süreci planlanmıştır. Ancak, uzun vadeli etkinlik ve güvenilirliğini değerlendirmek için geniş ölçekli randomize klinik çalışmalara ihtiyaç vardır