ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İNŞAAT HUKUKU SEMPOZYUMU, Ankara, Türkiye, 29 Mayıs 2024, ss.79-94, (Tam Metin Bildiri)
İnşaat
Sözleşmelerinde Kararlaştırılan Cezaî Şarta İlişkin Uygulamada Karşılaşılan
Bazı Hukukî Meseleler
Cezaî şart; borçlunun borcunu ihlâl etmesi durumunda
alacaklıya ifa etmeyi taahhüt ettiği ekonomik değeri bulunan edimdir. İnşaat
sözleşmelerinde de sıklıkla yüklenicinin inşaatın teslimi ediminin ifasında
gecikmesi durumunda iş sahibine cezaî şart ödemesi kararlaştırılmaktadır. TBK
m. 179 f. 2’de, “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi
durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya
ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını
da isteyebilir.” hükmü yer almaktadır. Bu tür cezaî şart, “ifaya eklenen
cezaî şart” olarak adlandırılmaktadır. Yüklenicinin inşaatı teslim ediminde
temerrüde düşmesi durumu için kararlaştırılan cezaî şart TBK m. 179 f. 2 hükmü
kapsamına girmektedir.
İnşaat sözleşmelerinde yüklenicinin inşaatı teslim
borcunda temerrüde düşmesinin müeyyidesi olarak kararlaştırılan cezaî şarta
ilişkin olarak uygulamada başlıca üç hukukî mesele öne çıkmaktadır:
1. İş
Sahibinin Aynen İfa Talebinde Israr Ederek Cezaî Şart Tutarını Artırması
Meselesi
İnşaat sözleşmesinde
cezaî şart maktu bir miktar olarak değil de gecikme süresine bağlı olarak artış
gösterecek biçimde belirlenmişse, iş sahibinin TBK m. 125 f. 2’de kendisine
tanınan seçimlik hakları (müspet zarar tazminatı isteme veya sözleşmeden dönme)
kullanmayıp, cezaî şart tutarını artırmak için aynen ifa talebinde ısrar edip
edemeyeceği meselesi gündeme gelir. İş sahibinin yüklenicinin inşaatı teslim
borcunda temerrüde düşmesinden itibaren uzun süre boyunca aynen ifa talebinden
vazgeçmeyip zamana bağlı olarak artan cezaî şart tutarını talep etmesi halinde,
yüklenicinin işten el çekmiş olup olmadığına göre bir ayrım yapılmalıdır.
İnşaatın tesliminde
temerrüde düşen yüklenici işten el çekmemişse, yani iş sahibine işi
tamamlayacağını taahhüt ediyor veya inşaata fiilen devam ediyorsa, bu durumda
yüklenici işi tamamlayacağı yönünde iş sahibi nezdinde bir kanaat
oluşturmaktadır. Bu nedenle iş sahibinin aynen ifa talebinden vazgeçerek diğer
seçimlik haklarını kullanmak suretiyle zararı azaltma külfeti altında
olduğundan söz edilemez. Bu durumda iş sahibinin aynen ifa talebinden
vazgeçmemesi hakkın kötüye kullanılması (TMK m. 2 f. 2) olarak da
değerlendirilmez. İş sahibi bu durumda zamanaşımı süresi boyunca yükleniciden
cezaî şart talep edebilir. Ancak aşırı cezaî şartın indirilmesine ilişkin
hükümler saklıdır.
Mütemerrit yüklenici
işten el çekmişse, yani iş sahibine işin tamamlanmayacağını bildirmişse veya
işi terk etmişse, yüklenicinin inşaatı teslim etmeyeceği ve zararın doğacağı
kesin hale gelmiş olur. Bu durumda iş sahibinden, zararı azaltma külfeti kapsamında,
makul bir süre içinde nama ifa yoluna başvurması veya TBK m. 125 f. 2’de
düzenlenen aynen ifa talebi dışındaki seçimlik hakları kullanması beklenir.
Buna aykırı olarak aynen ifa talebinde ısrar ederek cezaî şart tutarının
artmasına yol açan iş sahibinin cezaî şart talebi bakımından, iş sahibi makul
hareket etseydi işlemesini engelleyebileceği ceza tutarı kadar cezaî şarttan
indirim yapılmalıdır.
2. Kararlaştırılan
Cezaî Şartın Götürü Tazminattan Ayırt Edilmesi Meselesi
İnşaat sözleşmelerinde yüklenicinin inşaatın
tesliminde gecikmesi hali bakımından götürü tazminat kararlaştırılması da
mümkündür. Taraflar inşaatın tesliminde gecikme halinde iş sahibinin uğrayacağı
muhtemel zararı önceden tahmin ederek, gecikme durumunda yüklenicinin iş
sahibine ödeyeceği tazminat tutarını önceden belirlemişlerse, götürü tazminat
söz konusudur. Götürü tazminatın temel işlevi iş sahibini zararı ispat
külfetinden kurtarmasıdır. Cezaî şart talebinden farklı olarak götürü tazminat
talebi için zararın varlığı zorunludur. Bununla birlikte, iş sahibi zararı
ispat külfeti altında olmayıp, iş sahibinin uğradığı fiilî zararın kararlaştırılandan
daha az olduğunu ispat yükü yüklenicidedir. Götürü tazminat talep edilebilmesi
için yüklenicinin inşaatın tesliminde temerrüde kusuruyla düşmüş olması zorunlu
iken, cezaî şart bakımından kusur şartının aranıp aranmayacağı tartışmalıdır. TBK
m. 183 f. 3 kapsamında hâkimin aşırı cezaî şartı indirme yetkisi olduğu halde,
böyle bir imkân götürü tazminat bakımından söz konusu değildir.
Cezaî şartın temel işlevi ifada bulunmama halini
cezalandırmak suretiyle borçlu üzerinde ifa yönünde baskı oluşturmaktır. Bu
bakımdan cezaî şart tutarı kararlaştırılırken ifanın gerçekleşmemesi üzerine
meydana gelmesi beklenen muhtemel zararın üzerinde bir tutar kararlaştırılır.
Buna göre, yüklenicinin inşaatı zamanında teslim etmesi için onun üzerinde
baskı oluşturma amacı ön plânda ise cezaî şart, buna karşılık iş sahibine
zararın ispatı konusunda kolaylık sağlama amacı ön plânda ise götürü tazminat
söz konusudur. Örneğin, yüklenicinin bağımsız bölümler bakımından teslimde
gecikilen her ay için rayiç kira bedeli kadar ödemede bulunacağı
kararlaştırılmışsa, bu tutar zaten muhtemel zarar tutarı olduğundan, götürü
tazminat söz konusudur. Buna karşılık, yüklenicinin bağımsız bölümlerin
tesliminde geciktiği her ay için iş sahibine rayiç kira bedelinin katları kadar
ödeme yapacağı kararlaştırılmışsa, burada muhtemel zararın karşılanmasının
ötesinde, yüklenici üzerinde ifaya yönelik baskı kurma amacının (cezalandırma
işlevi) ön plânda olduğundan, cezaî şartın varlığı kabul edilmelidir.
3. Aşırı
Cezaî Şartın İndirilmesi Meselesi
TBK m. 182 hükmü hâkime aşırı (fahiş) gördüğü cezaî
şart miktarını kendiliğinden indirme yetkisini vermektedir. Konumuzla ilgili
olarak, hâkim, bu hüküm çerçevesinde ceza tutarını indirme yetkisini, cezaî
şart borcu muaccel olduktan, yani yüklenici inşaatı teslim ediminde temerrüde
düştükten sonra kullanabilir. Hâkim cezaî şart tutarının aşırı olup olmadığına
somut olayın koşullarını özellikle iş sahibinin inşaatı teslim almaktaki
çıkarı, iş sahibinin ve yüklenicinin ekonomik durumu gibi hususları göz önünde
tutarak karar verir. Hâkim cezaî şart miktarının aşırı olduğuna kanaat
getirdiği takdirde, bu tutarı -cezaî şartın caydırıcı işlevini de dikkate
alarak- makul bir düzeye indirir.
Bununla birlikte, TTK m. 22 hükmü tacir sıfatını haiz
borçluların TBK m. 182 f. 3 kapsamında cezaî şartın aşırı olduğu iddiasıyla
cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini düzenlemiştir. İnşaat
sözleşmelerinde (gerçek veya tüzel kişi) yüklenici çoğu halde tacir olduğundan,
tacir yüklenici bakımından kural olarak aşırı cezaî şartın hâkim tarafından
indirilmesi söz konusu olamaz. Ancak cezaî şart tutarı ahlâka veya kişilik
haklarına aykırılık teşkil edecek kadar ağırsa, bu durumda hâkimin cezaî şart
tutarını indirebileceği gerek doktrinde gerekse de yargı uygulamasında kabul
edilmektedir. Özellikle yüklenicinin ekonomik mahvına neden olacak kadar yüksek
cezaî şartın yüklenicinin ticarî kişilik hakkını ihlâl edeceği, bu nedenle
hâkim tarafından tutarın indirileceği kabul edilebilir.