Doğa tabanlı çözümler: Kahramanmaraş örneğinde dirençli kır-kent bütünü üzerine bir değerlendirme


Creative Commons License

Gülçubuk B., Kısakürek Ş., Açıksöz S., Karadeniz N., Güneş D.

Turkish journal of forest science (Online), cilt.10, sa.1, ss.1-19, 2026 (TRDizin)

Özet

Bu çalışma, Kahramanmaraş İli Onikişubat ve Dulkadiroğlu merkez ilçeleri örneğinde kır-kent bütünlüğünü değerlendirmeyi ve doğa tabanlı çözümlerin bu bütünlüğün güçlendirilmesindeki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Günümüzde iklim değişikliği, kentlerin kırsal alanlara yayılması, afetler, gıda güvencesi sorunları ve ekolojik bozulmalar, kır ve kent arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkisini daha görünür hâle getirmiştir. Bu bağlamda çalışma, kır ve kenti birbirinden bağımsız mekânsal birimler olarak değil; ekolojik, ekonomik ve sosyal ilişkiler üzerinden bütüncül bir sistem olarak ele almaktadır. Araştırma üç aşamalı bir yöntem çerçevesinde yürütülmüştür. İlk aşamada kır-kent bütünlüğü, dirençlilik ve doğa tabanlı çözümler kavramsal açıdan incelenmiştir. İkinci aşamada, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Avrupa Birliği DEGURBA metodolojisine dayanan 2025 yılı kır-kent sınıflaması verileri kullanılarak çalışma alanının mekânsal analizi gerçekleştirilmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında yürütülen analizlerde yoğun kent, orta yoğun kent ve kırsal alanların dağılımı değerlendirilmiştir. Üçüncü aşamada ise bulgular doğrultusunda kır-kent bütünlüğünü güçlendirmeye yönelik doğa tabanlı çözüm önerileri geliştirilmiştir. Sonuç olarak, araştırma alanının büyük bölümünün kırsal karakter taşımasına rağmen, nüfus ve ekonomik faaliyetlerin yoğun kent alanlarında toplandığı tespit edilmiştir. Orta yoğun kent alanlarının ise kır ve kent arasında geçiş zonları oluşturarak mekânsal süreklilik açısından kritik rol üstlendiği belirlenmiştir. Özellikle 6360 sayılı Büyükşehir Yasası sonrasında kırsal mahallelerin artan yapılaşma baskısı altında kaldığı; tarım alanlarının parçalandığı, yer yer amaç dışı kullanıma açıldığı ve ekolojik sürekliliğin zayıfladığı tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında doğa tabanlı çözümlerin; ekolojik bağlantılılığın korunması, su yönetiminin iyileştirilmesi, tarımsal üretim peyzajlarının desteklenmesi ve böylece toplumsal dayanıklılığın artırılması açısından önemli bir planlama aracı olduğu ortaya konmuştur. Buna bağlı olarak çalışma, sürdürülebilir ve dirençli kır-kent bütünü için doğa tabanlı çözümlerin ve çok ölçekli planlama yaklaşımlarının geliştirilmesi gerektiğini de vurgulamaktadır.

This study aims to evaluate the rural–urban continuum and to reveal the role of nature-based solutions in strengthening this integrity, through the case of the central districts of Onikişubat and Dulkadiroğlu in Kahramanmaraş Province. Today, climate change, the uncontrolled expansion of cities into rural areas, disasters, food security problems, and ecological degradation have made the interdependent relationship between rural and urban areas increasingly visible. In this context, the study approaches rural and urban areas not as independent spatial units, but as an integrated system shaped by ecological, economic, and social relationships. The research was conducted within a three-stage methodological framework. In the first stage, the concepts of rural–urban integrity, resilience, and naturebased solutions were examined conceptually. In the second stage, a spatial analysis of the study area was carried out using the 2025 rural–urban classification data of the Turkish Statistical Institute (TÜİK), based on the European Union DEGURBA methodology. Analyses conducted in a Geographic Information Systems (GIS) evaluated the distribution of densely populated urban areas, intermediate-density urban areas, and rural areas. In the third stage, nature-based solution proposals aimed at strengthening the rural–urban continuum were developed in line with the findings. As a result, although a large portion of the study area retains a rural character, it was determined that population and economic activities are concentrated in densely populated urban areas. Intermediate-density urban areas were identified as critical transition zones between rural and urban areas, playing an important role in ensuring spatial continuity. Particularly after the enactment of Metropolitan Municipality Law No. 6360, rural neighborhoods have become under increasingly exposed to development pressure; leading to fragmentation of agricultural lands, occasionally opened to misuse and weakening of ecological continuity. Within the scope of the study, nature-based solutions were found to be an important planning tool for preserving ecological connectivity, improving water management, supporting agricultural production landscapes, and thereby enhancing social resilience. Accordingly, the study emphasizes the need to develop naturebased solutions and multi-scale planning approaches for a sustainable and resilient rural– urban continuum.