ESKIYENI, sa.61, ss.449-473, 2026 (ESCI, TRDizin)
Bu çalışma, iletişimin temel enstrümanlarından biri olan sesin, Arap kültür tarihinde özellikle Câhilîye dönemi toplumsal yapısında nasıl bir asalet ve otorite göstergesi olarak kullanıldığını; İslâm’ın ise bu algıya yönelik gerçekleştirmeye çalıştığı zihniyet ve davranış dönüşümünü konu edinmektedir. Câhilîye dönemi Arap toplumu, sert doğa ve iklim koşulları altında gelişmiş; yaşam imkânlarının sınırlılığı nedeniyle sözlü kültürün ağır bastığı, kelimenin, sesin ve biçimselleştirilmiş hali olan sözün sosyal hayatta belirleyici bir araç hâline geldiği, kabileci bir kültür tipi oluşturmuştur. Bu bağlamda yüksek sesle konuşmak, sadece bir iletişim biçimi değil, aynı zamanda toplumsal üstünlük, şeref ve kabilevi ayrıcalıkların dışavurumu olarak görülmüştür. Sesi yüksek çıkan kişi daha itibarlı, daha alçak sesle konuşan ise daha aşağı bir konumda kabul edilmiştir. Bu kültürel örüntü içerisinde sesin işlevi yalnızca iletişim değil, kolektif anlamlar yüklenmiş bir göstergedir. Özellikle iftihar, hicviye, söz sanatları ve dil oyunları, bu göstergeselliğin pratiğe dökülmüş biçimleridir. Çalışmada bu olgu edimbilimsel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Dilbilimin bir alt dalı olan Edimbilim; sözcelem etkinliklerini, bağlamı, faillerin psikolojik ve toplumsal konumlarını dikkate alarak anlam üretim süreçlerini inceleme imkânı sunduğu için yöntemsel yaklaşım olarak tercih edilmiştir. Sonuç olarak İslâm’ın, Câhilîye döneminin bu yerleşik değer sistemine karşılık olarak sesin kullanımına dair bağlamsal ve ahlâkî bir yeniden yapılandırma gerçekleştirdiği görülmüştür. Böylece ses, üstünlük ve tahakküm göstergesi olmaktan çıkarılarak, ölçülü ve bilinçli iletişimin bir unsuru olarak yeniden yapılandırılmıştır. Özetle çalışma, Arap toplumunun kültürel kodlarında merkezi bir yer işgal eden sesin anlam dünyasını çözümlemekte ve İslâm’ın bu dünyaya getirdiği dönüşümcü müdahaleyi tarihsel, kültürel ve edimbilimsel boyutlarıyla Kur’an bağlamında ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Bu çalışma, iletişimin temel enstrümanlarından biri olan sesin, Arap kültür tarihinde özellikle Câhilîye dönemi toplumsal yapısında nasıl bir asalet ve otorite göstergesi olarak kullanıldığını; İslâm’ın ise bu algıya yönelik gerçekleştirmeye çalıştığı zihniyet ve davranış dönüşümünü konu edinmektedir. Câhilîye dönemi Arap toplumu, sert doğa ve iklim koşulları altında gelişmiş; yaşam imkânlarının sınırlılığı nedeniyle sözlü kültürün ağır bastığı, kelimenin, sesin ve biçimselleştirilmiş hali olan sözün sosyal hayatta belirleyici bir araç hâline geldiği, kabileci bir kültür tipi oluşturmuştur. Bu bağlamda yüksek sesle konuşmak, sadece bir iletişim biçimi değil, aynı zamanda toplumsal üstünlük, şeref ve kabilevi ayrıcalıkların dışavurumu olarak görülmüştür. Sesi yüksek çıkan kişi daha itibarlı, daha alçak sesle konuşan ise daha aşağı bir konumda kabul edilmiştir. Bu kültürel örüntü içerisinde sesin işlevi yalnızca iletişim değil, kolektif anlamlar yüklenmiş bir göstergedir. Özellikle iftihar, hicviye, söz sanatları ve dil oyunları, bu göstergeselliğin pratiğe dökülmüş biçimleridir. Çalışmada bu olgu edimbilimsel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Dilbilimin bir alt dalı olan Edimbilim; sözcelem etkinliklerini, bağlamı, faillerin psikolojik ve toplumsal konumlarını dikkate alarak anlam üretim süreçlerini inceleme imkânı sunduğu için yöntemsel yaklaşım olarak tercih edilmiştir. Sonuç olarak İslâm’ın, Câhilîye döneminin bu yerleşik değer sistemine karşılık olarak sesin kullanımına dair bağlamsal ve ahlâkî bir yeniden yapılandırma gerçekleştirdiği görülmüştür. Böylece ses, üstünlük ve tahakküm göstergesi olmaktan çıkarılarak, ölçülü ve bilinçli iletişimin bir unsuru olarak yeniden yapılandırılmıştır. Özetle çalışma, Arap toplumunun kültürel kodlarında merkezi bir yer işgal eden sesin anlam dünyasını çözümlemekte ve İslâm’ın bu dünyaya getirdiği dönüşümcü müdahaleyi tarihsel, kültürel ve edimbilimsel boyutlarıyla Kur’an bağlamında ortaya koymayı amaçlamaktadır.