Çin Dış Politikasında Devamlılık ve Değişim: Mao Zedong’dan Xi Jinping’e


Durmaz F.

Mülkiye Dergisi, cilt.48, sa.2, ss.435-469, 2024 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 48 Sayı: 2
  • Basım Tarihi: 2024
  • Dergi Adı: Mülkiye Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.435-469
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949’dan günümüze Çin’in dış politika hedefleri önemli bir dönüşüme uğramıştır. Mao Zedong liderliğindeki (1949-1976) Çin, dış politikada, yeni kurulan devletin güvenliğini sağlamayı hedeflerken, Deng Xiaoping (1978-1992) dış politikada ülkenin ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmeye yönelik ilişkilerin kurulmasını öncelik haline getirmiş ve “gücünüzü gizleyin, asla liderlik etmeyin ve zamanınızı bekleyin” şeklinde düşük profilli bir yaklaşımı takip etmiştir. Jiang Zemin (1992-2002) büyük ölçüde ve Hu Jintao (2002-2012) ise 2008 ekonomik krizine kadar olan dönemde Deng’in düşük profilli politikasını sürdürmüştür. 2008 krizi sonrası süreçte Hu, Deng’in düşük profilli dış politika yaklaşımını “aktif olarak bir şeyleri başarmak” olarak değiştirmiş ve Çin’in bölgesel ile uluslararası ilişkilerde nüfuz kazanması için daha iddialı bir dış politika izlemesi gerektiğini belirtmiştir. Bu noktadan hareketle, çalışmanın temel argümanı Deng’in ortaya koyduğu düşük profilli dış politika yaklaşımının Çin dış politikasında uzun süre geçerliliğini koruduğu ve düşük profilli yaklaşımdan farklı iddialı eylemler geliştirilmeye başlanmasının ilk defa Hu döneminde başladığıdır. Çalışmaya göre, Hu döneminde başlayan bu değişimin temel belirleyicisi 2008 krizi sonrası süreçte uluslararası sistemde güç dengesi ve çok kutupluluk açısından Çin lehine olumlu bir dönüşüm yaşanmasıdır. Hu sonrası dönemde, Xi liderliğindeki (2012-) Çin, dış politikada, proaktif bir rol üstlenmiş, ikili ve bölgesel iş birliğini daha güçlü bir şekilde teşvik etmiş ve bölgesel siyasette etkin bir aktör olmaya yönelik bir yaklaşım ortaya koymuştur. Bu noktadan hareketle, çalışmanın bir diğer argümanı, Xi liderliğindeki Çin’in dış politikada Deng’in düşük profilli yaklaşımını tamamen terk ettiğidir. Xi, Hu’nun ileri sürdüğü birçok girişimi/kavramı daha da geliştirerek Hu’nun başlattığı dış politika açılımını sürdürmüştür. Bunun temel nedeni, 2008 krizi sonrası uluslararası sistemde başlayan dönüşümün derinleştiği/genişlediği bir konjonktürde, Çinli karar alıcıların geçmişte zayıf olan ve bugün büyük güç haline gelen Çin’in yeni koşullara uygun bir dış politika izlemesi gerektiğini savunmalarıdır. Çalışma, Mao’dan Xi’e Çin dış politikasının gelişmelere yönelik düşük profilli ve temkinli bir yaklaşımdan olayları değiştirmeyi ve süreci tamamen kendi lehine şekillendirmeyi amaçlayan dinamik bir vizyona evrildiği sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca çalışma, dış politikada kuruluş dönemindeki Komünizm vurgusu hariç pragmatizmin önemli bir belirleyici olduğunu, her dönemde büyük güçlerin eylemlerinin Çin dış politikasının şekillenmesinde kayda değer bir dinamik olduğunu ve Tayvan ile Hong Kong olmak üzere egemenliği güçlendirmeye yönelik milliyetçi girişimler ile söylemlerin her zaman dış politikada kritik bir yer tuttuğunu göstermiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Çin’in kurucu devlet başkanı Mao Zedong’dan mevcut lider Xi Jinping’e Çin dış politikasının geçirdiği dönüşümü analiz etmektir. Bu çerçevede, çalışmada Çin dış politikasını şekillendiren temel dinamikler, politikanın genel niteliği ve uygulamaya yansımaları incelenmiştir. Çalışma yöntem olarak eleştirel literatür değerlendirmesine başvurmuş ve Çin dış politikasındaki devamlılık ile değişim unsurlarını açığa çıkarmayı hedeflemiştir.
From the establishment of the People’s Republic of China in 1949 to today, China’s foreign policy objectives have significantly transformed. Under the leadership of Mao Zedong (1949-1976), China aimed to ensure the new state’s security in foreign policy, while Deng Xiaoping (1978-1992) prioritized the establishment of relations for the country’s economic development and adopted “hide your strength, never take the lead, and bide your time”, which is referred to as the low-profile approach. Jiang Zemin (1992-2002) mostly followed this approach, and Hu Jintao (2002- 2012) continued Deng’s low-profile policy until the period leading up to the 2008 economic crisis. In the post-2008 Crisis period, Hu transformed Deng’s low-profile foreign policy approach into one focused on ‘actively achieving something’ and stated that China needed to pursue a more assertive foreign policy to gain influence in both regional and international relations. From this perspective, the main argument of the study is that Deng’s low-profile foreign policy approach has maintained its validity in Chinese foreign policy for a long time, and the initiation of developing assertive actions different from the low-profile approach began during the Hu era. According to the study, the primary determinant of this change, which started during the Hu era, is the positive transformation in favor of China in terms of the balance of power and multipolarity in the international system following the 2008 economic crisis. In the post-Hu period, under the leadership of Xi (2012-), China has assumed a proactive role in foreign policy, promoted bilateral and regional cooperation more strongly, and put forward an approach to becoming an effective actor in regional politics. Based on this point, another argument of the study is that China, led by Xi, has completely abandoned Deng’s low-profile approach in foreign policy. Xi has continued the foreign policy expansion initiated by Hu and has further developed many of the initiatives/concepts put forward by Hu. The main reason for this is that, in a conjuncture in which the transformation initiated in the international system after the 2008 crisis is deepening/expanding, Chinese decision-makers argue that China, which was weak in the past and has become a great power today, should pursue a foreign policy appropriate to the new conditions. The study has concluded that from Mao to Xi, China’s foreign policy has evolved from a low-profile and cautious approach to responding to developments to a dynamic vision aimed at changing events and shaping the process entirely in its favor. Additionally, the study highlights the importance of pragmatism as a significant determinant in Chinese foreign policy, excluding the emphasis on communism in the founding period. The study emphasizes that the actions of great powers in each period have been a notable dynamic in shaping Chinese foreign policy and that nationalist initiatives and rhetoric aimed at strengthening sovereignty, particularly regarding Taiwan and Hong Kong, have always held a critical place in foreign policy. The main objective of this study is to analyze the transformation of China’s foreign policy from founding leader Mao Zedong to the current leader Xi Jinping. Within this framework, the study examines the fundamental dynamics shaping China’s foreign policy, its overall nature, and its implications in practice. The study employs a method of critical literature review and aims to uncover the elements of continuity and change in Chinese foreign policy.