Medyanın Şiddetini Ne Yapmalı?


Durna T.

VIII. ULUSAL SOSYOLOJİ KONGRESİ , Ankara, Türkiye, 1 - 03 Aralık 2016, ss.125-126, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.125-126
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Geçmişten günümüze şiddet, bir yandan toplumsal düzeni hem tehdit eden hem de düzeni sağlayan bir unsur olarak var olagelmiştir. Çok farklı disiplinlerde şiddetin kaynağına dair çok farklı dinamikler tarif edilmiştir. Pek çok disiplinde ise şiddet olumsuz bir eylem olarak tanımlanmıştır. Şiddetin görselleştirilmesi ve seyirselleştirilmesi ise insanlığın kendini ifade etme yollarından birisi olarak karşımıza çıkar. İnsanların mağara duvarlarına avlanma pratiklerini resmetmesini de bu ifade yollarından birisi olarak düşünebiliriz. Kısaca aslında toplumun içinde hem olumsuz hem de olumlu sonuçlara yol açacak şekilde şiddet edimi hep var olagelmiştir. Şiddet, hem bizatihi kurucu bir edim olmasına hem de toplumsal eşitsizliklerin bir tezahürü olarak ortaya çıkmasına rağmen, modern zamanlarda medyadaki görselleştirmelerin etkisiyle insanların şiddete eğiliminin arttığına dair varsayım, medya-şiddet ilişkisini etki paradigmasına kilitlemiş görünmektedir. ABD’de altmışlı yıllarda artış gösteren ve yetmişler ve seksenlerde giderek yaygınlaşan bu tür araştırmaların odağı, medyadaki şiddet gösterimlerinin özellikle ergen ve gençlerin şiddet eğilimlerini arttırdığı ön kabulünden hareketle yapılmıştır. Ancak elbette bu ön kabulü ters yüz edecek araştırmalar da yok değildir. Bu tür araştırmalardan ilham alarak Türkiye’de de medya-şiddet ilişkisi genellikle bu ön kabulden hareketle incelenmiştir. Hala sadece medya değil, özellikle şiddet içerikli bilgisayar oyunlarının çocuklar üzerindeki etkisi de, çocuğu şiddete teşvik edeceği ön kabulünden hareketle yorumlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, medya-şiddet ilişkisini incelerken bu ön kabulün eleştirisine dayanmaktadır. Bu eleştiride öncelikle şiddetin modern zamanlar öncesinde de var olduğu, modern zamanlarda eğer şiddet eğiliminde bir artış söz konusu olduysa, bunun asıl müsebbibinin toplumsal eşitsizliklerin yol açtığı ketlenme, kendini ifade etmede yoksunluk ve hınçlanma gibi nedenler olduğu iddiasından hareket edilecektir. Şiddet dolu bir ailenin, şiddet ve nefret dolu bir çevrenin medyadaki şiddet gösterimlerinden daha etkili olacağı varsayımından hareketle, medya-şiddet ilişkisinde sürekli medyanın suçlanmasının denetim mekanizmalarını işletme açısından nasıl bir işlev üstlendiği üzerinde durulacaktır. Sonuç olarak araştırmanın temel sorunsalları; 1) Medyadaki şiddet gösterimlerine saf şiddet gösterimi olarak mı, baskın kültürel ve dışlama pratiklerini harekete geçiren unsurlar çerçevesinde mi bakmak gerektiği, 2) Sırf etki paradigmasından hareketle, medyanın izleyicileri doğrudan etkilediği varsayımının iktidar ve denetim mekanizmalarının yaygınlaştırılmasında nasıl işlevselleştirildiği, 3) Toplumdaki şiddet artışında esas olarak medyayı sorumlu tutmanın, toplumsal eşitsizliklerin üstünün örtülmesinde nasıl araçsallaştırıldığı olacaktır.