Otizm Spektrum Bozukluğu ve Asemptomatik HiperCKemi ile Başvuran Joubert Sendromu Tip 21 Olgusu: Olgu Sunumu


Altıntaş M., Yıldırım M., Tabanlı F. P., Bektaş Ö., Teber S.

8. Nöromüsküler Hastalıklar Kongresi, İzmir, Türkiye, 17 - 20 Eylül 2025, ss.14, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İzmir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.14
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş Siliyopatiler, primer siliyaların yapısal ve fonksiyonel bozuklukları sonucu ortaya çıkan, heterojen klinik özellikler gösteren bir hastalık grubudur. Joubert sendromu ise santral sinir sistemi gelişim anomalileriyle karakterize, genetik olarak heterojen nörogelişimsel bir siliyopati olup, literatürde kas tutulumu ile ilişkili veriler oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, asemptomatik persistan kreatin kinaz (CK) yüksekliği ile seyreden bir Joubert sendromu tip 21 olgusunun sunulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot Bu çalışma bir olgu sunumu olarak planlanmıştır. Bulgular Yedi yaşında erkek hasta, gelişim geriliği ve otizm spektrum bozukluğu tanıları ile kliniğimize başvurdu. Özgeçmiş ve soygeçmişinde prematür doğum dışında dikkat çeken bir özellik saptanmadı; ebeveynler arasında üçüncü derece akrabalık mevcuttu. Nörolojik muayenesi doğal sınırlardaydı. Yapılan biyokimyasal ve metabolik incelemelerde, persistan CK yüksekliği (1000–4254 U/L) dışında patolojik bulgu izlenmedi. Beyin manyetik rezonans (MR) ve MR spektroskopi incelemeleri normaldi. Array-CGH ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD) multipleks ligasyon prob amplifikasyon (MLPA) analizlerinde patolojik bulgu saptanmadı. Tüm ekzom sekanslama (WES) analizinde CSPP1 geninde c.1497-2A>C homozigot patojenik varyant tespit edilmesiyle hasta Joubert sendromu tip 21 tanısı aldı. Persistan CK yüksekliğine yönelik yapılan elektromiyografi ve ekokardiyografi incelemeleri normal sınırlarda bulundu. Hastanın asemptomatik olması ve ailesinin onam vermemesi nedeniyle kas biyopsisi uygulanmadı. WES reanalizi ve mitokondriyal genom dizileme çalışmalarında CK yüksekliğini açıklayabilecek ek bir genetik hastalık saptanmadı. Sonuç Siliyaların iskelet kası üzerindeki işlevleri tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, iskelet kası gelişimi (miyoblast farklılaşması ve miyofibril oluşumu) ile homeostazında önemli rol oynadığına dair çalışmalar mevcuttur. Literatürde bu alanda sınırlı sayıda veri bulunmakta olup, siliyopatilerde kas tutulumu son yıllarda dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Joubert sendromunun bazı alt tipleri kas tutulumu ile ilişkilendirilmiştir. Örneğin, Joubert sendromu tip 3’e neden olan AHI1 geninin miyoblast farklılaşmasında görev aldığı ve mutasyonlarının santral sinir sistemi etkileniminden bağımsız olarak iskelet kası problemlerine yol açtığı bildirilmiştir. İskelet kasında yüksek düzeyde eksprese edildiği bilinen CSPP1 geninin de henüz aydınlatılamamış mekanizmalarla iskelet kası tutulumu ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.