Sistemik Lupus Eritematozus ile takip edilen Guillain-Barre Sendromu olgusu


Creative Commons License

Ergül Ç., Sezer S., Yayla M. E., Uslu E., Usta A., Ateş A., ...Daha Fazla

Romatoloji Görüntüleme Sempozyumu, Antalya, Türkiye, 18 - 20 Nisan 2025, ss.37-38, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.37-38
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş:  Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), multisistemik tutulum ile karakterize otoimmün bir hastalık olup merkezi ve periferik sinir sistemi dahil birçok organı etkileyebilir (1). Guillain-Barre Sendromu (GBS) ise immün aracılı akut inflamatuar polinöropati olup genellikle enfeksiyon sonrası gelişir (2). SLE ve GBS birlikteliği nadir görülmekle birlikte, ciddi nörolojik komplikasyonlara yol açabilen bir klinik tablodur (3).

Olgu: 42 yaşında kadın hasta, 2018 yılında Seronegatif Romatoid Artrit tanısı konulan hastanın Kasım 2024 tarihinde yapılan rutin tetkiklerinde pansitopeni saptanması üzerine ileri tetkikler yapıldı. Antinükleer Antikor (ANA) ve Anti-dsDNA pozitifliği tespit edilmesi üzerine SLE tanısı konularak plaquenil tedavisi başlandı. Aralık 2024'te alt ekstremitelerde güçsüzlük, yutma güçlüğü ve nefes darlığı şikayetleri nedeniyle kliniğimize yatırılarak takip ve tedavisine başlandı. Yatışında laboratuvar değerleri: Hemoglobin: 11.6 g/dL, WBC: 1.99 × 10⁹/L, CRP: 62.8 mg/L, C3: 0.18 g/L, C4: <0.06 g/L idi. Fizik muayenede üst ekstremitelerde kas gücü 4/5, alt ekstremitelerde ise 2/5 olarak değerlendirildi. Yatışının beşinci gününde solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine Nöroloji kliniğine danışıldı ve hasta GBS tanısı ile yoğun bakıma devredildi. Yoğun bakımda intravenöz immünoglobulin (IVIG) ve pulse doz steroid tedavisi başlandı. Seyrinde otoimmun hemolitik anemi (OIHA) gelişmesi ve nörolojik durumda kötüleşme olması üzerine 1 mg/kg dozunda steroid tedavisine ek olarak altı seans plazmaferez tedavisi uygulandı.Yüksek Akımlı Nazal Oksijenasyon ile takip edildi. Takipte steroid dozu 64 mg’a düşüldü, ilerleyen dönemde kademeli olarak azaltıldı. Alınan Kan örneğinde Candida auris  PCR pozitifliği tespit edilmesi üzerine Enfeksiyon Hastalıkları kliniğine danışıldı. Pulmoner fonksiyonlarının düzelmesi üzerine hasta yoğun bakımdan Romatoloji kliniğine devralındı. CMV DNA düzeyi (kantitatif) 3162 kopya/ml olarak tespit edildi ve intravenöz gansiklovir tedavisi başlandı. Takiplerde CMV DNA düzeyi 120 kopya/ml'ye kadar geriledi. Nöroloji ve Fizik Tedavi kliniklerinin önerileri doğrultusunda oral valgansiklovir ve Prednol 48 mg tedavisi ile taburcu edildi.

Sonuç: SLE ve GBS birlikteliği literatürde nadir olarak bildirilmiş, ancak ciddi nörolojik komplikasyonlara yol açabilen bir klinik durumdur (4-5). SLE hastalarında otoimmün süreçlerin periferik sinir sistemini etkileyerek GBS gelişimine neden olabileceği öne sürülmektedir (6). Ancak GBS patogenezinde, enfeksiyonlar veya immünomodülatör tedavilere bağlı tetikleyici mekanizmalar da rol oynayabilir (7). Olgumuzda, SLE tanısı aldıktan kısa süre sonra gelişen motor güçsüzlük, yutma güçlüğü ve solunum sıkıntısı ile GBS tanısı konulmuş ve hastaya IVIG, yüksek doz steroid ve plazmaferez tedavisi uygulanmıştır. Tedaviye rağmen klinik seyrin komplike olması, yoğun bakım ihtiyacı ve sekonder enfeksiyonlar, SLE hastalarında GBS yönetiminin multidisipliner yaklaşım gerektirdiğini göstermektedir. Erken tanı, agresif immünmodülatör tedavi ve destekleyici yoğun bakım yönetimi, mortalite ve morbiditenin azaltılmasında kritik öneme sahiptir (8-9). SLE hastalarında akut gelişen periferik nöropati varlığında GBS ayırıcı tanıda mutlaka düşünülmeli ve hızlı müdahale edilmelidir.

 

Anahtar Kelimeler: Sistemik Lupus Eritematozus, Guillain-Barre Sendromu, Nörolojik Komplikasyonlar