Borçlanma Araçları İhraç Limitleri ve Bu Limitlerin Aşılması Halinde Doğabilecek Hukuki Sonuçlar
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Sempozyumu 2021 (Sorunlar ve Çözüm Önerileri), Kırıkkale, Türkiye, 9 - 12 Şubat 2021, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Kırıkkale
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Ankara Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Borçlanma araçları, anonim şirketlerin borçlu sıfatıyla düzenleyerek değişik koşullarda ihraç ettikleri “tahvilleri”, “finansman bonolarını”, “paya dönüştürülebilir tahvilleri”, “değiştirilebilir tahvilleri”, “kıymetli maden bonolarını” ve niteliği itibari ile borçlanma aracı olduğu kabul edilebilecek sermaye piyasası araçlarını ifade etmektedir.
Anonim şirketlerin finansman ihtiyaçlarının karşılanmasında borçlanma aracı ihracı önemli bir alternatifi oluşturmaktadır. Para piyasasından kredi ile fon sağlamaya göre daha düşük borçlanma maliyetine sahip olabilmesi, yüksek miktarda kaynak temini imkânı sunması ve teminat gösterme zorunluluğunun olmaması borçlanma araçlarına başvurulmasının temel nedenleridir. Bununla birlikte, paya dönüştürülebilir tahviller, değiştirilebilir tahviller gibi farklı hak ve yükümlülükleri içeren borçlanma aracı türlerinin varlığı, bu alternatifin öne çıkmasını sağlamaktadır.
Özünde bir satım sözleşmesine
dayanan borçlanma aracı ihraç süreci bu hukuki temel dolayısıyla taraflar
arasında bir özel hukuk ilişkisinin kurulmasını sağlar. Özel hukukta geçerli en
temel ilkelerden birisi de sözleşme özgürlüğü ilkesidir. Bu ilke, emredici
hükümlerin çizdiği çerçevede, taraflara sözleşmenin konusunun serbestçe belirlenmesi
yetkisini verir. Ancak, kanun koyucu, yatırımcılar başta olmak üzere menfaat
sahiplerinin korunması ile sermaye piyasasının güven içinde ve etkin şekilde
işleyişini sağlamak amacıyla bu özgürlüğe müdahale etme ihtiyacı hissetmiştir.
Bu bağlamda, anonim şirketlerin borçlanma aracı ihracında azami tutarın
belirlenmesi şirketin iktisadi tercihlerine ve yatırımcıların söz konusu
araçlara talep gösterip göstermemesine bırakılmamış; ihraç edilebilecek
borçlanma aracı tutarına kanun koyucu ve düzenleyici otorite tarafından bir üst
sınır getirilmiştir.
6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 506. maddesi ile 6362 sayılı Sermaye
Piyasası Kanunu’nun (SerPK) 31. maddesi konu ile ilgili yasal zemini
oluşturmaktadır. Ayrıca, SerPK m. 18/9 ile kayıtlı sermaye sisteminde bulunan
halka açık anonim şirketler tarafından
paya dönüştürülebilir tahvil veya paya dönüştürülebilir bir türev araç
çıkarılması hâline ilişkin bir üst sınır getirilmiştir.
Bunlarla
birlikte, sermaye piyasasının düzenleyici ve denetleyici otoritesi olarak
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) “Borçlanma Araçları Tebliği (II-31.1)”nde de konuyla
ilgili ayrıntılı hukuki düzenlemeler bulunmaktadır. Anılan Tebliğin “İhraç Limiti” kenar başlıklı 9.
maddesinin dördüncü fıkrasında; halka açık olmayan anonim şirketlerin ihraç tutarının
şirketin özkaynak tutarının üç katını, halka açık anonim şirketlerin ihraç tutarının
ise şirketin özkaynak tutarının beş katını geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Bu
çalışma ile temel olarak; borçlanma araçlarının kavramsal çerçevesinin ortaya
konulması, TTK ile SerPK’nın borçlanma araçlarıyla ilgili hükümlerinin uygulama
alanlarının belirlenmesi, ihraç limitlerinin öngörülme gerekçesi ile
fonksiyonları, ihraç limitlerinin hesaplanmasına ilişkin usul ve esasların
açıklanması ile konuyla ilgili kurallara aykırılık hâlinde ortaya çıkabilecek
hukuki sonuçların aydınlatılması amaçlanmaktadır.
Borçlanma
araçlarının kavramsal çerçevesi açısından bu araçların SPK’nın “Borçlanma
Araçları Tebliği”nde sayılanlarla sınırlı olup olmadığı, yabancı hukuk
sistemlerinde mevcut olup hukuk sistemimizde açıkça düzenlenmeyen araçların da (örneğin,
opsiyonlu tahviller, kâra iştirakli tahviller, iskontolu tahviller) bu kapsamda
ihraç edilip edilemeyeceği ele alınacaktır.
Konu
ile ilgili uygulanacak hükümlerin belirlenmesinde, SerPK’nın 2. maddesi ile
TTK’nın 330. maddesi bağlamında bu kanunlar arasındaki ilişkinin genel
çerçevesinin ortaya konulması gerekmektedir. Tebliğ konusu özelinde, borçlanma
araçlarının ihraç limiti olarak TTK m. 506’da yapılan belirleme ile SerPK m. 31.
uyarınca SPK tarafından “Borçlanma Araçları Tebliği”nde belirlenen esaslar
arasındaki ilişki aydınlatılmaya çalışılacak ve hangi kuralların esas alınması
gerektiği açıklanacaktır. Bu noktada, SerPK m. 31’in halka açık olmayan anonim
şirketler açısından da uygulama alanına sahip olup olmadığının
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çalışma kapsamında, borçlanma aracı ihracında
serbestlik sistemini kabul etmek yerine hangi gerekçelerle söz konusu ihraç
limitlerinin öngörüldüğü ve bu konudaki kuralların fonksiyonları da vurgulanacaktır.
İhraç limitlerinin öngörülmesinin, anonim şirketlerde geçerli malvarlığının
korunması ilkesi ile sermaye piyasasında yatırımcının korunması ve piyasanın
arzu edilen fonksiyonlarda işleyişinin sağlanması ile bağlantısı dikkate alınmalıdır.
Keza, ihraç limitlerinin belirlenmesinde halka açık anonim şirketler ile halka
açık olmayan anonim şirketler arasında fark yaratılmasının nedenleri ve
işlevleri açıklığa kavuşturulmalıdır.
Konunun önem arz eden yönü, bir anonim
şirketin borçlanma aracı ihraç tutarının belirlenmesine ilişkin kurallara
aykırı hareket etmesi hâlinde hangi hukuki sonuçların ortaya çıkacağı sorunudur.
Bu
noktada, öncelikle şirketin borçlanma aracı ihracına yönelik yetkili organ
kararının hukuki sakatlığının söz konusu olup olmayacağı dikkate alınmalıdır. Anonim
şirketlerde yetkili organ kararının hukuki sakatlığı söz konusu olduğunda,
genel kurul ya da yönetim kurulu kararlarının yokluk, butlan ve iptal
yaptırımlarına tabi tutulması gündeme gelmektedir. Borçlanma aracı ihracına
karar verecek organ kural olarak şirketin genel kurulu olmakla birlikte, TTK m.
505 ve SerPK m. 31 uyarınca belirli usul ve esaslar dâhilinde bu yetkinin
yönetim kuruluna devrine izin verilmiştir. Şu hâlde, ihraç kararı alan organın
türü de dikkate alınarak hangi hukuki sonucun doğacağı belirlenmelidir.
İhraç
limitlerine yönelik olarak ilgili düzenlemelerde yer alan esaslara aykırı bir ihraç
kararının Ticaret Sicili’ne tescil edilip edilemeyeceği de
değerlendirilmelidir. Bu bağlamda, ihraç limitlerine uygun hareket edilip
edilmediğinin belirlenmesinin ticaret sicili müdürünün TTK ve Ticaret Sicil
Yönetmeliği ile belirlenen inceleme görev ve yetkisinin kapsamında olup olmadığı
incelenecektir.
Bilindiği
üzere, SerPK’ya göre, borçlanma aracının halka arz edilmek istenmesi halinde
izahnamenin, halka arzsız bir ihracın gerçekleştirilmek istenmesi halinde ihraç
belgesinin SPK tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu çerçevede, azami
limitlere aykırı bir ihraç kararı neticesinde düzenlenen izahname ya da ihraç
belgesinin onaylanıp onaylanmayacağı, SPK’nın söz konusu belgeleri
değerlendirme kriterleri de dikkate alınarak ortaya konulacaktır. Bunlarla
birlikte, borçlanma araçlarının azami ihraç limitlerine yönelik kurallara
aykırılık dolayısıyla SPK’nın idari yaptırım uygulama yetkisinin bulunup
bulunmadığı da ele alınacaktır.
Son
olarak, ilgili düzenlemelerde yer alan ihraç limitlerine aykırı bir karar
dolayısıyla şirketin, pay sahiplerinin ve alacaklıların hukuki sorumluluk
hükümlerine başvurup başvuramayacağı açıklanacaktır.