Forum Non Conveniens Doktrininin İş Dünyası ve İnsan Hakları Dostu Biçimde Uygulanması: Dyson v. Limbu Kararı Üzerinden İngiliz Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi


Sizer M.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 100. Kuruluş Yıldönümü Armağanı, Rifat Erten,Cavid Abdullahzade,Murat Gürel,Serdar Yılmaz, Editör, Ankara Üniversitesi, Ankara, ss.1611-1628, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: Ankara Üniversitesi
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Sayfa Sayıları: ss.1611-1628
  • Editörler: Rifat Erten,Cavid Abdullahzade,Murat Gürel,Serdar Yılmaz, Editör
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla birlikte, İngiliz mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin hukuki dayanağı önemli ölçüde değişmiş; özellikle forum non conveniens doktrini, Brexit sonrası dönemde yeniden işler hale gelmiştir. Brexit öncesinde, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Owusu v Jackson kararı uyarınca, Birleşik Krallık’ta yerleşik davalılara karşı açılan davaların forum non conveniens sebebiyle reddi ihtimali büyük ölçüde bertaraf edilmiş; bu durum, iş dünyası kaynaklı insan hakları ihlalleri ve çevresel zararlar sebebiyle açılan yabancı doğrudan sorumluluk (foreign direct liability – FDL) davalarında İngiliz mahkemelerini önemli bir başvuru mercii hâline getirmiştir. Brexit sonrasında ise bu koruyucu çerçevenin ortadan kalkması, forum non conveniens doktrininin yeniden uygulanabilir hâle gelmesine ve mağdurların adalete erişimi bakımından kaygıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu makale, Limbu v Dyson Technology Ltd davasını merkeze alarak, FDL davalarında forum non conveniens doktrininin Brexit sonrası dönemde İngiliz mahkemeleri tarafından nasıl yeniden yorumlandığını incelemektedir. Özellikle ilk derece mahkemesi ile Temyiz Mahkemesi’nin yaklaşımları karşılaştırılarak, Spiliada testinin iki aşamasının nasıl farklı biçimlerde uygulandığı ortaya konulmaktadır. Makalede, Temyiz Mahkemesi’nin benimsediği yaklaşımın, forum non conveniens doktrininin iş dünyası ve insan hakları dostu biçimde uygulanmasının mümkün olduğuna işaret ettiği savunulmaktadır.