Kamu İdarelerince Kullanıcı Tespitine Dayalı Olarak Yapılan Taşınmaz Satışları ve İşlemin İptali Sorunu


Creative Commons License

Uslu S., Terzioğlu A. G., Tanrıvermiş H.

IV. International Conference on Real Estate Development and Management, Ankara, Türkiye, 3 - 05 Şubat 2025, ss.235-237, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.235-237
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türkiye’de kamu idarelerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazların geçmiş dönemlerde tarımsal faaliyetler, konut, ticari ve endüstriyel amaçlı kullanımlar için işgal edildiği ve uzun süreli fiili kullanım durumunun oluştuğu bilinmektedir. Kamu taşınmazlarının işgalini önlemede yetersiz kalınması sonrasında mevcut durumun hukuka uygun hale getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çeşitli yasal düzenlemelere dayalı olarak kamu taşınmazlarının; tarımsal, yerleşim, ticari ve endüstriyel amaçlı olarak fiilen kullananlara satış işlemleri yapılmıştır. Özellikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4 maddesi ile mülkiyeti hazineye ait taşınmazlarda fiili kullanım kadastrosu çalışmaları  yapılarak kullanıcıları tespit edilen ve tapunun beyanlar hanesinde belirtilen taşınmazların, fiili kullanıcılarına satış işlemleri 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ile yapılmaktadır. Buna ilave olarak 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun geçici 1. maddesi ile de tapuda kamu idareleri adına kayıtlı taşınmazların da taşınmazı fiilen kullanan kişilere satışı da yapılmaktadır. 3402 sayılı Kanunun Ek-4 maddesi uyarınca yapılan fiili kullanım kadastrosu çalışmalarının; yargı mercilerinde kullanıcı tespitine itiraz davası açılmak suretiyle dava konusu edildiği ve kadastro çalışmasının her zaman mutlak doğrulukta sonuçlar vermediği bilinmektedir. Kullanıcısı yanlış tespit edilen ve kullanıcısına satış işlemi yapılan taşınmazlarda, gerçek kullanıcının ortaya çıkması ve hak iddia etmesi halinde, uygulanması gereken idari ve hukuki süreçler birbiri ile çelişen durumlar içermektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında; 6292 sayılı Kanun kapsamındaki taşınmazların kullanıcı tespitine ilişkin beyanın değiştirilmesine yönelik davalarda, özel bir dava şartı olarak beyanlar hanesinde gösterilen kişilere satışın gerçekleşmemiş olması koşulunu aramaktadır. Birçok kararında idari bir işlem olan satış işleminin iptal edilmedikçe şerhe yönelik davanın dinlenemeyeceği hususunu vurgulamaktadır. İdari yargı ise idari işlem olan satış işlemine karşı dava açma süresinin satışı öğrenme tarihinden başladığını kabul etmektedir. Genel kural uyarınca kadastro tespitine itiraz ya da tapu iptal davası açan kişiler, bu dava ile satışı öğrenmiş sayıldığından, çoğunlukla bu davanın sonucunu beklerken dava açma süresini kaçırarak hak kaybına uğramaktadır. Ayrıca kişiler idari yargıda iptal davalarında kendileri kullanıcı olmasına rağmen, bir başkasına satış yapıldığını ispatlamaları da gerekmektedir. Kullanıcı tespitine ilişkin davalarda ispat; adli yargı önünde şekle tabi olmaksızın her türlü kanıtla ispatlanabilir bir hususken, idari yargıda tanık ya da mahalli bilirkişi dinlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle kişilerin kullanım hususunu ispatlamalarını güçleştirmektedir. Üstelik 6292 Sayılı Kanun uyarınca yapılan devirlerde idarenin takdir yetkisi olmayıp, kesinleşen kadastro tutanaklarında yer alan hak sahiplerinin başvurusu üzerine kanunun emredici hükmü gereğince satış veya devir işlemleri yapılmaktadır. Bir başka deyişle idarelerin askı sonucu kesinleşen tutanaklarda yer alan hak sahiplerine devir edip etmeme noktasında bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu çalışmada kamu idarelerince kullanıcı tespitine dayalı yapılan taşınmaz satışlarından sonraki dönemde açılan kadastro tespitine itiraza ilişkin davalarında verilen kararların uygulamada neden olduğu sorunların analizi hem yasal düzenlemeler ve yargı kararları, hem de farlı idarelerin uygulamaları yönlerinden irdelenmiş ve uygulamada gözlenen sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir.