Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Çalışmaları Dergisi, cilt.1, sa.1, ss.64-88, 2026 (Hakemli Dergi)
Bu çalışma, kentsel mekânların okunabilirliğini ve morfolojik yapısını açıklamada yaygın olarak kullanılan mekânsal analiz yöntemlerini karşılaştırmalı bir çerçevede inceleyen bir derleme makalesidir. Araştırmada, Mekân Dizim Analizi (Space Syntax), Kernel Yoğunluk Tahmini (KDE), Fraktal Analiz ve Bilişsel Haritalama yöntemleri literatürdeki kuramsal temelleri, analitik kapasiteleri, uygulama alanları ve sınırlılıkları açısından değerlendirilmiştir. Bu yöntemlerin mekânsal bağlantısallık, hareketlilik, yoğunluk dağılımları, morfolojik karmaşıklık ve kullanıcı algısı gibi kentsel göstergeleri nasıl yorumladığı tartışılmıştır. Çalışmada ayrıca farklı yöntemlerin birbirini hangi açılardan tamamladığı, hangi mekânsal problemlerin çözümünde daha işlevsel olduğu ve çok yöntemli analiz tasarımlarına nasıl katkı sunduğu ortaya konmuştur. Elde edilen değerlendirmeler, kentsel gelişim alanlarının okunabilirliği, mekânsal örgütlenmenin çözülmesi ve kullanıcı merkezli mekân analizlerinin geliştirilmesi açısından bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Sonuç olarak çalışma, mekânsal analiz tekniklerine ilişkin literatürde dağınık hâlde bulunan bilgileri sistematik bir çerçevede bir araya getirerek planlama, mimarlık ve kentsel tasarım alanlarına yönelik kapsamlı bir kaynak niteliği taşımaktadır.
This review article provides a comprehensive examination of the spatial analysis methods commonly used to interpret the readability and morphological structure of urban spaces. The study evaluates four key approaches—Space Syntax, Kernel Density Estimation (KDE), Fractal Analysis, and Cognitive Mapping—by synthesizing their theoretical foundations, analytical capacities, application fields, and limitations as presented in the literature. The review discusses how each method interprets spatial indicators such as connectivity, movement patterns, density, morphological complexity, and user perception. Furthermore, the article highlights the complementary roles of these methods, identifying the types of urban problems for which each approach is most suitable and demonstrating how multi-method analytical designs can strengthen spatial evaluations. The findings offer an integrated framework for understanding urban development patterns, spatial organization, and user-oriented spatial interpretation. Overall, this study consolidates fragmented knowledge on spatial analysis techniques and provides a systematic reference for researchers and practitioners working in planning, architecture, and urban design.