Sekülerlik ve Dinsellik Arasındaki Gerilim Hattında Yeni Medyanın Yeri


Durna T.

Yeni Medya Çalışmaları III. Ulusal Kongre, Ankara, Türkiye, 9 - 10 Mart 2017, ss.242-243, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.242-243
  • Ankara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Son on yıl içinde sosyal ağların kullanıcı sayısı giderek artmakta ve bu ağlarda bazılarına göre yeni bazılarına göre ise eskisinin farklı bir versiyonu olan sosyallikler gelişmektedir. Bu ağlarda kişisel hesapların yanısıra, kişisel hesapların oluşturduğu gruplar da, bu sosyalliğin yeni bir versiyonunu ortaya çıkarmaktadır. Politik hedefli olandan etnik temelli olana, çevre odaklı olandan dini odaklı olana kadar sosyal ağlarda yeni gruplar ve topluluklar ortaya çıkmıştır. Bu toplulukları, bir anlamda gerçek hayattaki tüzel kişiliği olan sivil toplum kuruluşlarına benzetmek mümkün görünmektedir. Resmi olarak herhangi ilgili bir makama bildirme yükümlülüğü olmasa da, her facebook topluluğunun ya da forumun kendine has kuralları, “yönetmelikleri”, usulleri ve esasları bulunmaktadır. Bu usul ve esaslara uymayanların ise topluluklardan atılacağına dair uyarılar baştan bildirilmektedir. Son yıllarda kitlesel medya araçlarından yapılan dini içerikli yayıncılığa, bilgisayar tabanlı iletişim olanaklarının artmasıyla sosyal ağlar üzerinden yürütülen içerik üretimleri de eşlik etmeye başlamıştır. Bu içerikler, bloglar, sosyal ağlar üstünden kurulan dini gruplar ve video paylaşım siteleri üstünden paylaşılıp yayılmaktadır. Bu tür bir içerik üretim ve yaymanın konvansiyonel yayıncılıktan temelde farkı ise, interaktif ve hipermetinsellik özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu tür ağlarda okuyucu, aynı zamanda içerik üreticisi olabilmekte ve okuduğu bir metne, ağın verdiği olanaklar nedeniyle anında yorum yaparak müdahalede bulunabilmektedir. Konvansiyonel yayıncılıkta genellikle sıradan inançlı bir kişinin, programa katılıp fikrini beyan etmesi çok mümkün değildir. Herhangi bir konuda yapılan sokak röportajında bile, sıradan inançlı kişinin görüşü, izleyiciye çeşitli montajlama, seçme, dışarıda bırakma işlemlerinin ardından ulaşabilmektedir. Bu nedenle konvansiyonel yayıncılıkta genellikle dini uzman ya da seçkinlerin çerçevesini çizdiği bir din ve dini yorum izleyiciye ulaşabilmektedir. Elbette bu din yorumu da toplumsal alandaki iktidar ilişkilerini yeniden üretme, bu ilişkilere eklemlenme ve elbette belli bir siyasi teamüle uygun ve onu meşrulaştıracak biçimde yeniden üretilebilmektedir. Ancak sosyal medya üzerinden sıradan inananın yorum, öneri ve müdahalelerine açık bir içerik üretimi bu tür bir din yorumunu yerinden etme potansiyeli taşımakta mıdır? Çalışmanın temel izleğini bu soruya verilecek yanıtlar oluşturacaktır. Sosyal ağlar üzerinden üretilen dini içerikli yorumlar, dini otoritelerin ürettiği din yorumunu ve dolayısıyla bu otoriteyi sorgulayan bir işlev görebilmekte midir? Yoksa bu tür ağlar, dini otoritenin iktidarını bir başka biçimde yeniden üretmekte midir? Bu tür sorulara kuramsal bir tartışma yürüterek yanıt aranmaya çalışılacak olan bu çalışmada esas itibariyle, dini sosyalleşmeye yeni medyanın katkılarına dair tartışmalara literatür taraması yoluyla bir giriş yapılmaya çalışılacaktır. Din ile medya ilişkisini ele almanın, özellikle İslami yönelimli grupların yeni medyayı aktif bir biçimde kullandığı günümüzde giderek önemli hale geldiği bir gerçektir. Bu nedenle din ve sekülerlik arasındaki sınırların da aşındığı günümüzde iletişim alanında bu tür ilişkilerin dinamiklerini inceleyen araştırma alanlarının nasıl bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine odaklanacak olan bu çalışma, örnek olay, saha çalışmaları ve etnografik çalışmalara yol gösterici olmayı hedeflemektedir.