Van İlahiyat Dergisi, cilt.14, sa.24, ss.222-242, 2026 (TRDizin)
Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi, genel kanunlaştırma faaliyetlerinin önemli bir parçasını teşkil etmekte olup aile hukukuna dair konuların sistematik şekilde düzenlenmesini hedefleyen müstakil bir çalışmadır. Osmanlı Devleti’nde kısa bir süre yürürlükte kalmış olmasına rağmen geniş yankılar uyandırmış gerek Osmanlı hukuk pratiği gerek sonraki dönemden günümüze uzanan süre içerisinde farklı devletlerin kanunlarında dahi etkili olmuştur. Kararname bu yönüyle tarihsel bir metin olmanın ötesindedir. Kararname, klasik fıkhî birikimden istifade etmiş olmanın yanında yürürlüğe girdiği dönemin hukukî ihtiyaçlarına cevap verme çabasını da açıkça ortaya koymaktadır. İslâm hukukunda makâsıdu’ş-şerîa, her dönemde karşılaşılan meselelerin değerlendirilmesinde temel bir başvuru noktası olmuştur. Şâri‘in maksatları yalnızca usûl alanında teorik ilkeler olarak değerlendirilmemiş hukukun pratik alanında furû meselelere dair hüküm verilirken de belirleyici rol oynamıştır. Bu bağlamda zarûriyyât olarak bilinen din, can, akıl, nesil ve malın korunması esasları, aile hukukuna ilişkin düzenlemelerde doğrudan ve dolaylı biçimlerde karşılık bulmaktadır. Evliliğin meşru zemine oturtulması neslin korunmasına hizmet ederken, mehir ve nafaka ile ilgili düzenlemeler aynı zamanda malın korunmasını sağlamaktadır. Bu düzenlemeler, bireylerin fiziksel ve psikolojik güvenliğini temin etmek suretiyle canın korunmasına da hizmet etmektedir. Zinânın yasaklanması hem neslin hem dinin korunmasıyla ilişkilendirilen çok boyutlu bir düzenlemedir. Nikâhla oluşan akrabalık bağı ve talâk ile ilgili hükümler de yine aile düzeninin devamını sağlamaya yönelik olarak makâsıdî çerçevede değerlendirilebilmektedir. Kararname aile hukukuna dair birçok meselede bu makâsıdî yaklaşımı yansıtan hükümler içermektedir. Kararname’de nikâhın kuruluşu, talâkın gerçekleşmesi ve bunlara bağlı ihtilâfların çözümünde Şâri‘in maksatlarını dikkate alan tercihlerde bulunulduğu görülmektedir. Çalışmada, Kararname’deki bu düzenlemelerin makâsıdu’ş-şerîa ile irtibatı incelenmiş; özellikle zararın izalesi, neslin ve ailenin korunması, can ve aklın muhafazası gibi temel maksatların hükümlere nasıl yön verdiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak Kararname’nin, klasik fıkhî mirası sürdürmekle birlikte tercih edilen görüşlerin ardında çoğu zaman maslahatı dikkate alan, zararları bertaraf etmeyi amaçlayan ve aile birliğini korumayı önceleyen makâsıdî bir yaklaşımın bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tespit, Osmanlı kanunlaştırma tecrübesinde makâsıdu’ş-şerîanın aile hukukunda belirleyici bir çerçeve sunduğunu göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: İslâm Hukuku, Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi, Makâsıdu’ş-Şerîa, Nikâh, Talâk
The Ottoman Family Law Regulation as a significant part of the codification process, includes provisions related to family law. Although it remained in force for only a short period within the Ottoman Empire, it generated wide-ranging effects and has influenced the family law of some contemporary states. In Islamic law, maqāṣid al-sharīʿa has consistently served as a primary point of reference in the evaluation of new legal issues. Maqāṣid al-sharī‘a have been taken into consideration in both uṣūl and furūʿ fields, and the essentials known as the ḍarūriyyāt—the protection of religion, life, intellect, lineage, and property—find clear expression in the regulations pertaining to family law. The legalization of marriage is associated with the protection of lineage; provisions on mahr and maintenance relate to the preservation of property; and the prohibition of adultery serves both the protection of religion and lineage. These regulations also serve to protect life by ensuring the physical and psychological safety of individuals. Likewise, the kinship bond established through marriage and the regulations concerning divorce can be viewed as extensions of maqāṣid. The Ottoman Family Law Regulation reflects this maqāṣid-oriented approach in many areas of family law. In its regulations regarding marriage, divorce, and the resolution of related disputes, the Qanunnāme adopts preferences that align with the aims of the Lawgiver. This study examines the relationship between the Qanunnāme’s provisions and maqāṣid al-sharīʿa, demonstrating how fundamental aims—such as the removal of harm, the protection of lineage and the family institution, and the preservation of life and intellect—shape these rulings. In conclusion, it has been determined that the Qanunnāme, while preserving the classical fiqh tradition, adopts a predominantly maṣlaḥa-oriented approach that seeks to eliminate harm and prioritize the protection of the family unit. This finding indicates that maqāṣid al-sharīʿa provided a defining framework for family law within the Ottoman codification experience.
Keywords: Islamic Law, Ottoman Family Law Regulation, Maqāṣid al-Sharī‘a, Marriage, Divorce