Köylülük, Mülkiyet Rejimleri ve Toplumsal Değişim: Yapısal-İlişkisel Bir Yeniden Okuma Girişimi
Mülkiye Dergisi, cilt.50, sa.2, ss.426-458, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 50 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Dergi Adı: Mülkiye Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Political Science Complete, TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.426-458
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Köylülüğün toplumsal değişimdeki rolünü açıklayan literatür, yapısal konum (mülkiyet, üretim ilişkileri) ile ilişkisel dinamikler (devlet, beyler, pazar ile kurulan bağlar) arasında bölünmüştür. Bu makale, söz konusu dikotominin yanlış bir ayrım olduğunu ve yapı ile ilişkinin tarihsel süreç içinde birbirini dönüştürdüğünü savunmaktadır. Perry Anderson’ın mutlakiyetçilik analizi, genellikle bir devlet formasyonu teorisi olarak okunmaktadır. Ancak dikkatle incelendiğinde, köylülüğün bu analizin bağımsız değişkeni olarak işlev gördüğü ve eserin derin bir köylülük teorisi sunduğu görülmektedir. Anderson’a göre, Batı ve Doğu Avrupa’daki mutlakiyetçiliğin farklı biçimleri, köylülükle kurulan farklı tarihsel ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Bu çalışma, mülkiyet rejimlerinin (patrimonyal, prebendal, merkantil) ilişkisel dinamiklerin kristalize olmuş biçimleri olduğunu göstererek yapısal ve ilişkisel yaklaşımları sentezlemekte ve Fransa örneği üzerinden aynı yapısal konumdaki köylülüğün (küçük toprak sahipliği) farklı tarihsel konjonktürlerde (1789 ve 1848) zıt siyasal davranışlar sergilediğini somut olarak ortaya koymaktadır. Makale, bu dinamik-ilişkisel perspektifi güncel köylüsüzleşme (de-peasantisation)/yeniden-köylüleşme (re-peasantisation) tartışmasına taşıyarak, bunların birbirine zıt süreçler değil, aynı yapısal-ilişkisel diyalektiğin farklı koşullar altındaki farklı tezahürleri olduğunu ileri sürmektedir. Bu çerçevede köylülük, modernleşme anlatısının varsaydığı gibi tasfiye edilmeyi bekleyen bir kalıntı olarak değil, her tarihsel konjonktürde yeniden biçimlenen, direnen ve yeniden konumlanan dinamik bir toplumsal güç olarak kavranmaktadır.
The literature explaining the role of peasantry in social transformation is divided into structural position (property, production relations) and relational dynamics (ties with state, lords, and market). This article argues that this dichotomy is a false distinction and that structure and relations transform each other through historical processes. Perry Anderson’s analysis of absolutism is typically read as a theory of state formation; however, a careful rereading reveals that the peasantry functions as the independent variable of his analysis, rendering his work a profound theory of peasantry. According to Anderson, the different forms of absolutism in Western and Eastern Europe stem from different historical relationships established with the peasantry. This study synthesizes structural and relational approaches by demonstrating that property regimes (patrimonial, prebendal, mercantile) are crystallized forms of relational dynamics, and illustrates through the French case that the peasantry in the same structural position (small landholding) exhibited opposite political behaviors in different historical conjunctures (1789 and 1848). The article extends this dynamic-relational perspective to the contemporary de-peasantisation/re-peasantisation debate, arguing that these are not opposing processes but rather different manifestations of the same structural-relational dialectic under different conditions. Within this framework, the peasantry is conceptualized not as a residual category awaiting inevitable dissolution, but as a dynamic social force that is continuously reshaped, resisted, and repositioned across successive historical conjunctures.