Journal of Modernism and Postmodernism Studies, cilt.1, sa.1, ss.53-57, 2020 (Hakemli Dergi)
DİL HAREKETLERİNİN KURGULANMASI İLE DÜNYA YARATMAK Öz 1978 yılında, Nelson Goodman, birçok kişinin bildiğini düşündüğü tek bir “dünya” nın yanı sıra başka “dünyalar”ın da var olabileceğini gösterebilmek için “dünya yapımı” terimini ortaya atmıştır. “Dünya” nın tek bir mutlak anlamının peşinde koşmak, hali hazırda Derrida ve Saussure sonrası bir dünyada kulağa zaten kronolojik anlamda hatalı (anachronistic) gelebilir. Postmodern dünyanın bize sunduğu yeni okuma metotları vasıtası ile popüler kültürün sunduğu yaratıcı eserlerden yardım alarak yeniden kaydetme, yeniden değinme ve bu eserlerin çalışma prensipleri hakkında fikir edinebiliriz. Globalleşen eğilimler karşısında, anlamın izini ancak doğal, politik, kültürel ve dilbilimsel dünyalar arasındaki çapraz kültürel ilişkiler içerisinde sürebiliriz. Aynı zamanda, sürekli ötelenen anlam, uzun zamandır Batılı düşünme tarzının önde gelen düzenleyici prensibini benimsemiş anlam merkezli düşüncenin (logocentric thought) çalışma ilkelerini açık ederek incelenebilir. Paul de Man bu düşünme tarzını bir düşünme yöntemi olarak şu şekilde açıklar: Anlam (logos) dünyayı iç/dış eksen olarak organize eden ikili zıtlıklar sistemi çerçevesinde böler ve sonrasında karşılaştırmalar ve potansiyel kimliklere dayanarak bu eksenin her iki tarafındaki özellikleri bir birileri ile değiştirerek ilerler (qtd. in McQuillan 10). Bu makale, mantık merkezli düşüncenin McQuillan‟ın ifadesi ile “esrarengiz becerisi”ni deşifre etmeyi ve popüler metinleri detaylı bir inceleme altına alıp bu düşünce sisteminin mantığını ve düşünme sistemini alaşağı ederek bu tarz düşüncenin çalışma mekanizmalarını gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır (McQuillan 11). Bu inceleme, ilk olarak, ikili zıtlıkları saptamaya, daha sonra bu zıtlıkların arasındaki hiyerarşiyi alaşağı etmeye çalışacak ve en son olarak da bu eserlerin nasıl kendi çalışma mekanizmalarını sarstığını anlamsal çıkmazlara odaklanarak gösterecektir. Nihayetinde, bahsi edilen popüler metin, kendini ikili zıtlıkların birincil ve ikincil ayakları arasındaki hiyerarşik hareket üzerinden inşa ediyor gibi görünse de aslında kurguladığı dünyanın, kapsamlı genellemeler, ya da popüler varsayımlara hitap etme gibi mantıksal hataların tuzağına düştüğü keşfedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Globalleşme, Dünya Yapımı, Yapı Bozumcu Okuma, Anlam Merkezli Düşünme, Hiyerarşi
In 1978, Nelson Goodman coined the term “worldmaking” to show that several other “worlds” may exist along with the single “world” that most think they know. To be after a single absolute meaning of the “world” in the post-Derridean and post-Saussurean world may already sound anachronistic. With the help of new ways of reading in the post-modern world, we can get help from creative works of popular culture in reinscribing, revisiting and having a critical eye over their working mechanisms. In the face of globalizing trends, meaning can be traced within the cross-cultural relationships between natural, political, cultural and linguistic worlds. At the same time, the constantly deferred meaning can be analysed by laying the working principles of logocentric thought bare, which is a long running organizing principle of Western thought. Paul de Man defines it as a mode of thought as follows: logos “divides the world into a binary system of oppositions organised along an inside/outside axis and then proceeds to exchange the properties on both sides of this axis on the basis of analogies and potential identities” (qtd. in McQuillan 10). This paper aims to decipher “the uncanny ability” of logocentric thought in McQuillan‟s wording and to lay the working mechanisms of this thought bare in undoing its logic and its system of thought by putting popular texts under close scrutiny (McQuillan 11). This analysis, first of all, tries to pinpoint the binary oppositions, then to deconstruct the hierarchy between these binaries; and finally, it will display how the work undermines its own working mechanisms by focusing on the impasses of meaning. In the end, it is discovered that the popular text in question seems to build itself on the hierarchical play between primary vs secondary legs of the binary oppositions; however, the constructed world falls into the trap of logical fallacies such as sweeping generalization and appealing to the popular assumptions. Keywords: Globalization, Worldmaking, Deconstructive Reading, Logocentric Thinking, Hierarchy.