'Yüzyıl'lık Serencam: Başkent Ankara'nın Dönüşümü (1923-2023)
Mülkiye Dergisi, cilt.47, sa.5, ss.89-116, 2023 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 47 Sayı: 5
- Basım Tarihi: 2023
- Dergi Adı: Mülkiye Dergisi
- Sayfa Sayıları: ss.89-116
- Ankara Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Başkentlerin tasarımında onları diğer kentlerden ayıran birtakım özellikler bulunmaktadır.
Başkentler devletlerin ideolojilerini mekâna yansıttıkları yer olmanın yanı sıra buralarda
yapılan her bir mekânsal müdahale tesadüfi değil bilakis bilinçli ve örnek teşkil edecek
niteliktedir. Yeni bir devletin başkenti olarak seçilen ve tasarlanan Ankara da, hem
seçilme hem de inşa sürecinde Cumhuriyet ideolojisini en iyi yansıtacak kent olma
amacını, özellikle 1923-1950 yılları arasında, açık bir şekilde göstermektedir. Yeni,
modern bir ulusun ‘baş’kenti olacak Ankara’nın ise, Kemalist seçkinlerce modernizmin
önündeki en büyük engel olarak görülen Osmanlı’nın toplumsal ve siyasal izlerinden
uzak olması gerekmekteydi. Eskiyle yönetsel ve toplumsal anlamda bağın koparılması
ve her yönüyle çağdaş bir toplum yaratma gerekliliği Ankara’nın tasarımında başat rol
oynamıştır. Bu saiklerle, Batı’dan uzman, eğitimli mimarlar ve şehir plancılar Ankara’nın
yeni baştan yaratımı için Türkiye’ye davet edilmiştir. Kamusal alan kullanımının ön
planda tutulduğu, modern yaşam tarzının sürdürülebileceği yapılar ve mekânlar kentsel
hayatın biçimlenmesinde ve dönüşümünde etkili olmuştur. Cumhuriyet'in ilk yıllarında
Ankara üzerinden “bir kentin inşası ile bir devletin inşası” arasındaki sıkı bağı görebilmek
mümkündür. Cumhuriyet'in yüzüncü yılından geçmişe bakıldığında, modernliğin resmi
söyleminin, farklı ideolojilerin iktidara gelmesiyle nasıl bir değişim yaşadığını, Ankara
kentinde ve kent mekânında yer alan yapılar üzerindeki dönüşümlerde görmek
mümkündür. Cumhuriyet'in başkenti Ankara’nın Ulus merkezli olmasına ve burada simgesel öğelerin bulunmasına rağmen, zaman içerisinde merkezin Kızılay’a kayması
ve Ulus’un yaşadığı gerileme, devletin kurucu ideolojisi olan modernite anlayışının
hâkimiyetinin de değiştiğini göstermektedir. Bu değişim hâlâ devam etmekte, 1980’li
yıllarda sermayenin mekânı ve böylece toplumu Cumhuriyet'in idealize ettiği toplum
anlayışından uzaklaştırdığı söylenebilir. Cumhuriyet'in izlerinin mekândan yok edilerek
ve/veya hâkim ideolojinin simgesel yapılarıyla gölgede bırakılarak silindiği görülmektedir.
Dolayısıyla kentler ve özellikle başkent, devlet ve toplum inşasında mekân üzerinden
ideolojinin ülkeye yayılmasının, toplumsal ve kentsel hafıza yaratımının en büyük aracı
olmaktadır. Ankara’nın, her zaman bir başkent olarak önemini koruyacağı ve Türkiye
toplumunun özellikle mekânsal politikalarının belirleyici aktörü olacağı söylenebilir.
Bu çalışma, Türkiye’nin yüzyıllık hikâyesini Ankara üzerinden anlatmayı ve bir başkent
olarak Ankara’da yapılan her bir mekânsal müdahalenin altında yatan nedenleri
göstermeyi hedeflemektedir.
Anahtar Kelimeler: Başkent Ankara, Kurucu İdeoloji, Mekânsal Müdahale, Toplum
İnşası, Modernizm
The design of capital cities has a number of characteristics that distinguish them from
other cities. Not only are they the places where states reflect their ideologies in space,
but each spatial intervention in these places is not accidental, but rather deliberate
and exemplary. Ankara, which was selected and designed as the capital of a new state,
clearly demonstrates its aim to be the city that would best reflect the ideology of the
Republic, especially between 1923 and 1950. As the ‘head’ city of a new, modern
nation, Ankara had to be free of the social and political vestiges of the Ottoman Empire,
which the Kemalist elite saw as the greatest obstacle to modernisation. The need
to break administrative and social ties with the past and to create a modern society
in every respect played a major role in the design of Ankara. With these motives in
mind, specialised, trained architects and urban planners from the West were invited to
Turkey to rebuild Ankara. Buildings and spaces that prioritised the use of public space
and could sustain modern lifestyles were influential in shaping and transforming urban
life. The close connection between “building a city and building a state” can be seen
through Ankara in the early years of the Republic. Looking back from the centenary
of the Republic, it is possible to see how the official discourse of modernity changed
with the coming to power of different ideologies in the city of Ankara and in the
transformations of the structures in the urban space. Although Ankara, as the capital of
the Republic, was centred in Ulus and symbolic elements were located there, the shift
of the centre to Kızılay and the decline of Ulus over time show that the dominance of the understanding of modernity, the founding ideology of the state, has also changed.
This change is still ongoing and it can be said that in the 1980s, capital has moved the
space and thus the society away from the idealised understanding of the republican
society. It can be seen that the traces of the Republic have been erased from space
and/or overshadowed by the symbolic structures of the dominant ideology. Therefore,
cities, especially the capital, become the biggest tool for spreading ideology in the
country and creating social and urban memory through space in the construction of
state and society. It can be said that Ankara will always retain its importance as the
capital and will be the determining actor of the spatial politics of Turkish society. This
study aims to tell the story of Turkey’s centenary through Ankara and to show the
reasons behind each spatial intervention in Ankara as a capital city.
Keywords: Capital Ankara, Founding Ideology, Spatial Intervention, Building Society,
Modernism