An Expanding Entrepreneurship Based on Shared Risk Sharing: Community Supported


Creative Commons License

Gülçubuk B., Akkaya M. A.

9th International EMI Entrepreneurship & Social Sciences Congress, Toskent, Uzbekistan, 7 - 10 November 2023, vol.1, pp.107-108

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • Volume: 1
  • City: Toskent
  • Country: Uzbekistan
  • Page Numbers: pp.107-108
  • Ankara University Affiliated: Yes

Abstract

Community-supported agriculture (CSA) is a way of entrepreneurship that brings producers and consumers together in an agentless way, which emerged on the basis of responding to the needs of small communities to consume healthy food produced with alternative cultivation methods. CSA entrepreneurship, which offers advantages such as the fact that the risks in the agricultural production and marketing process are shared with CSA member-consumers and the capital required for production is provided by the members, has become widespread in many different countries of the world in recent years. Although its origins can be traced back to a collaboration initiated by a group of women in Japan in the 1970s, the largest number of CSA initiatives and members are in the United States. This paper will use primary data from face-to-face interviews and online surveys with 9 CSA initiatives of different scales located in Washington D.C., Virginia and Maryland in the USA. This study, which will also utilize CSA research in China and Türkiye, especially in EU

countries, as secondary sources, aims to examine the social and economic sustainability of CSA entrepreneurship and to provide recommendations for CSA initiatives, especially in developing

countries. The results from the primary data show that the most important costs of CSA enterprises are labour and that all interviewed enterprises have a second source of income other than CSA. The

proportion of CSA enterprises that produce all of the products in the weekly packages offered to CSA members in their own garden is 22.22%. In fact, this percentage was expected to be higher.

The low proportion of CSA enterprises that meet all the requirements shows that there is much work and initiatives to be done in this regard. Transparent sharing of production information with CSA members, collaboration and communication with other CSA initiatives near the production area, designing government policies to support CSA enterprises and other relevant recommendations will be listed in the concluding section of the study. CSAs have also attracted global attention during the COVID-19 pandemic and may become an important food safety model in the future.

Küçük toplulukların alternatif yetiştiricilik yöntemleri ile üretilmiş sağlıklı gıda tüketme ihtiyaçlarına cevap verme temelinde ortaya çıkan topluluk destekli tarım (TDT) üretici ve tüketiciyi aracısız bir şekilde buluşturan bir girişimcilik şeklidir. Tarımsal üretim ve pazarlama sürecindeki risklerin TDT üyesi tüketicilerle paylaşılıyor olması ve üretim için gerekli olan sermayenin yine üyeler tarafından sağlanıyor olması gibi avantajlar sunan TDT girişimciliği, son yıllarda dünyanın pek çok farklı ülkesinde yaygınlaşmaya başlamıştır. Temelleri 1970’li yıllarda Japonya’da bir grup kadın tarafından başlatılan işbirliğine dayanıyor olsa da günümüzde en çok sayıda TDT girişimi ve üyesi ABD’de bulunmaktadır. Bu bildiride ABD’nin Washington D.C, Virginia ve Maryland eyaletlerinde bulunan farklı büyüklüklerdeki 9 TDT girişimiyle yapılan yüz yüze görüşmeler ve online anketlerden elde edilen birincil verilere dayalı bilgiler kullanılacaktır. Başta AB ülkeleri olmak üzere Çin ve Türkiye’deki TDT araştırmalarından da ikincil kaynak olarak yararlanacak bu

çalışma TDT girişimciliğinin sosyal ve ekonomik yönden sürdürülebilirliğini inceleyerek, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki TDT girişimleri için öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Birincil verilerden elde edilen sonuçlar TDT girişimlerinin en önemli maliyetlerinin işgücü olduğunu ve görüşme yapılan tüm işletmelerin TDT dışında ikinci bir gelir kaynağına da sahip olduklarını göstermektedir. TDT üyelerine sunulan haftalık paketlerdeki ürünlerin tamamını kendi bahçesinde üreten TDT girişimi oranı %22,22’dir. Aslında bu oranın daha yüksek çıkması öngörülmekteydi. Bütün gereksinimleri karşılayan TDT girişimlerinin oranının az olması bu konuda yapılacak işlerin ve girişimlerin de çok olduğunu göstermektedir. TDT üyeleri ile üretim bilgilerinin şeffaf bir şekilde paylaşılması, üretim bölgesinin yakınındaki diğer TDT girişimleri ile işbirliklerinin ve iletişimin sağlanması, hükümet politikalarının TDT girişimlerini destekleyici yaklaşımla tasarlanması ve ilgili diğer öneriler çalışmanın sonuç bölümünde sıralanacaktır. TDT aynı zamanda COVİD-19 pandemisi sırasında da dünyada ilgi görmüş olup, gelecekte önemli bir gıda güvencesi modeli olarak da adından daha çok söz ettirebilecektir.