Enfeksiyon Hastalıkları ve Psikiyatri, Birsen Durmaz Çetin,Sibel Mercan, Editör, Türkiye Klinikleri Yayınevi, Ankara, ss.13-21, 2026
Gastrointestinal mikrobiyota, doğumdan itibaren şekillenerek insan sağlığının korunmasında temel bir rol oynamaktadır. Bu dinamik mikrobiyal topluluk, bağırsak-beyin-mikrobiyota ekseni üzerinden sinir sistemi ile karmaşık ve çift yönlü bir iletişim ağı kurarak nörotransmitter sentezinden bağışıklık yanıtlarının düzenlenmesine, inflamatuvar süreçlerden metabolik dengelerin sağlanmasına kadar geniş bir biyolojik spektrumda etkili olmaktadır. Günümüzde yapılan çalışmalar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, otizm spektrum bozukluğu, bipolar bozukluk, depresyon, anksiyete, şizofreni, uyku bozuklukları ve bağımlılık gibi çeşitli psikiyatrik hastalıkların patogenezinde bağırsak mikrobiyotasında meydana gelen değişikliklerin kritik bir rol üstlenebileceğini ortaya koymaktadır. Belirli mikrobiyal profillerin hastalık biyobelirteci olarak kullanılabileceği ve mikrobiyotayı hedefleyen müdahalelerin (diyet modifikasyonları, probiyotik ve prebiyotik uygulamaları, fekal mikrobiyota transplantasyonu gibi) psikiyatrik semptomların hafifletilmesinde potansiyel katkılar sunabileceği ileri sürülmektedir. Ancak, bu ilişkilerin nedenselliğini netleştirebilmek ve mikrobiyota temelli tedavi yaklaşımlarını güvenilir biçimde klinik uygulamalara entegre edebilmek için daha geniş örneklemli, uzun dönemli ve randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.