Lozan Barış Antlaşması Çerçevesinde Halefiyet ve Devamlılık Tartışmaları


ÖRSTEN ESİRGEN S.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, vol.72, no.1, pp.381-415, 2023 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

When the collapse of the Ottoman Empire and the establishment process of the Republic of Turkey are wanted to be evaluated in terms of international law, the concepts of succession and continuity figure prominently. The Treaty of Lausanne is the most important source and one of the starting points within the framework of these concepts. Although the view that there is a continuity relationship between the two states in the international law literature dominates, when the Treaty of Lausanne is examined, it is seen that each article was written by the new Turkish state in line to considering the possible consequences and taking lessons from the practices in the Ottoman period to establish an independent and modern country. From this point of view, the provisions of the Treaty of Lausanne on the territory of the country, state debts, properties and archives, international treaties and international organization memberships, privileges, civil servants, and citizenship are examined, and such provisions are evaluated in terms of succession and continuity discussions in this study. As a result, it has been seen that the succession and continuity practices, which do not show uniformity in international law, are not also certain in terms of Turkish legal history.
Türk hukuk tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olan Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci, uluslararası hukuk açısından değerlendirilmek istendiğinde, halefiyet ve devamlılık kavramları ön plana çıkmaktadır. Bu kavramlar çerçevesinde yapılacak değerlendirmelerde kaçınılmaz olarak başvurulması gereken en önemli kaynak ve aynı zamanda hareket noktalarından birini oluşturan düzenleme, Lozan Antlaşması’dır. Uluslararası hukuk literatüründe her iki devlet arasında devamlılık ilişkisinin bulunduğu görüşü ağır basmakla birlikte, Lozan Antlaşması incelendiğinde, yeni kurulan Türk devletinin bağımsız ve çağdaş bir ülke kurma amacı doğrultusunda, her bir maddenin doğuracağı olası sonuçlar göz önünde bulundurularak ve Osmanlı dönemindeki uygulamalardan ders çıkarılarak kaleme alındığı görülmektedir. Bu doğrultuda, Lozan Antlaşması’nın ülke toprakları, devlet borçları, malları ve arşivleri, uluslararası antlaşma ve uluslararası örgüt üyelikleri, imtiyazlar, devlet memurları ve vatandaşlıkla ilgili hükümleri incelenerek, halefiyet ve devamlılık tartışmaları açısından söz konusu hükümler değerlendirilmiştir. Sonuçta uluslararası hukukta yeknesaklık göstermeyen halefiyet ve devamlılık uygulamalarının Türk hukuk tarihi açısından da kesinlik arz etmediği görülmüştür.