Afrika'daki tarım arazilerinin afrika dışı devletler tarafından edinilmesi ve etkilerinin genel olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERDAR GÜNDOĞAN

Danışman: Harun Tanrıvermiş

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Araştırmada 2007-2008 yıllarında başlayan küresel finans ve gıda krizinin de tetiklemesi ile Afrika'daki büyük ölçekli tarıma elverişli arazilerin, gelişmiş ve gelişmekte olan devletler ile uluslararası şirketler tarafından edinilmesi incelenmiş ve etkileri genel olarak değerlendirilmiştir. Veri tabanları, araştırma raporları, önceki araştırmalar ve ikincil verilerin değerlendirilmesi yoluyla devletleri ve şirketleri arazi edinimine iten en önemli faktörlerin; gıda güvencesi, enerji güvenliği, tarımdan beklenen yüksek getiri ile neoliberal politikaların olduğu tespit edilmiştir. Afrika'da arazi edinen ülkeler arasında ilk üç sırada; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık ve İsviçre yer alırken, nüfus baskısıyla Çin ve Hindistan'ın, arazi ve su sıkıntısı nedeniyle de Körfez Ülkelerinin önemli diğer aktörler oldukları belirlenmiştir. Yüzölçümü olarak en fazla arazi edinimi yapılan Afrika Ülkelerinin; Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC), Mozambik ve Sudan olduğu dikkati çekmektedir. Küresel bir olgu olarak değerlendirilen arazi edinimi süreci; bir taraftan açlık ve yoksullukla mücadele eden Afrika için bir fırsat olarak değerlendirilmiş, diğer taraftan ise Afrika'nın sömürge tarihinin de etkisiyle yeni emperyalizm olarak nitelendirilmiştir. Bu sürecin olumlu yönleri arasında; edinilen araziler üzerindeki yatırımların yüksek ekonomik çarpan etkisine sahip olduğu, istihdam olanaklarını ve vergi gelirlerini artıracağı, teknik ve teknoloji transferinin söz konusu olacağı, iletişim ve altyapının geliştirileceği, yerel üreticinin ulusal ve uluslararası pazarlara erişebileceği hususları yer almaktadır. Buna karşın olumsuz değerlendirmeler ise; sürecin yeni tip sömürü olduğu, yerel halkın mülksüzleştirileceği veya araziler üzerindeki haklarının ihlal edileceği, ulusal gıda güvencesinin olumsuz etkileneceği ve çevrenin zarar göreceği iddiaları çerçevesinde yapılmaktadır. Kaynak araştırması ve ilgili kurumların kayıtlarının değerlendirilmesinden elde edilen bulgular; Afrika'da görev yapan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) koordinatörleri, ticaret müşavirleri ve Türkiye'de ilgili alanda lisansüstü eğitim yapan Afrikalılarla yapılan eğilim anketi sonuçları ile de teyit edilmiştir. Olumlu ve olumsuz eleştirilerin uygulama esnasında ne derece ortaya çıktığı değerlendirilmiş ve çalışma sonuçlarına göre her iki tarafın da kazanabileceği bir sürecin nasıl olması gerektiğine ilişkin öneriler ortaya konulmuştur.