Özne-metin ilişkisinin metodik ve teolojik boyutu
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2012
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATİH İBİŞ
Danışman: ŞABAN ALİ DÜZGÜN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Anlam mahiyeti itibariyle bir kavram olup, varlığını temelinde bulunan zihin durumuna borçludur. Anlamın ortaya çıkışını tetikleyen âmillerin başında anlamlandırılmaya çalışılan bir metnin varlığı gelmektedir. Herhangi bir metin karşısında insanı nesne olmaktan çıkaran ve özne kılan faktör onun metin karşısında takındığı entelektüel aktif roldür. Kişiyi metin karşısında harekete geçiren şey onun metni anlama ve yorumlama istencini taşıyan aktif bilinç durumudur. Metodik ve epistemik bu arka planın dışa vurulması aynı zamanda anlamanın nasıl gerçekleştiğini dolayısıyla anlamın teşekkül sürecini ortaya koymaktadır.Çalışmanın giriş bölümünde yapılan, öncelikle dışsal ve düşünsel iki temel varlık alanı bağlamında, kavram dolayımında anlamın nereye oturduğunu tespit etmek olmuştur. Dışsal varlığın gerçekliği üzerinde marjinal bir kısım düşünürler dışta tutulacak olursa neredeyse bir konsensusun sağlandığı söylenebilir. Ancak konu zihinsel varlık olduğunda, böyle bir varlık biçiminin gerçekliği bir yana, böyle bir varlık alanının varlığı dahi tartışmalı konumdadır. Anlamın yeri geldiğinde öne geçerek dışsal varlığı öncelemesi hatta ötelemesi, onun ontik konumunun bir şekilde sanal ve fiktif bir şey olmadığı yönünde fikir vermektedir. Zihinsel varlığın gerçekliğinden söz edilecekse sınırları, diğer varlık türüyle kıyaslandığında konumunun ne olacağı bu çerçevede açıklığa kavuşturulması gereken konuların başında yer almaktadır. İslam düşünce geleneğinde ?harici ve zihni vücut? başlığı, Batı düşüncesinde daha çok ?kavram? eksenli bir tartışma olarak ontik-ontolojik karşıtlığı altında değerlendirilen bu konu, zihnin en önemli tefekkür ürünü olan anlamın da ne şekilde konumlandırıldığını ortaya çıkarmaktadır.Birinci bölümde anlamın semiyotik doğası ve hermenötik yansımalarına değinmek suretiyle anlamak için söz konusu olan metodik çerçeveyi oluşturmaya çalıştık. Anlamın semiyotik tarafı, anlamın tabiatını teşkil eder. Zihinde olan veya oluşan anlam, göstergenin bizatihi kendisi olup aslında düşüncenin dil tarafını değil kavramsal tarafını temsil etmektedir. Dil ise bu anlamın dışa vurumunu sağlayan en temel araçtır. Anlamın dışa vurulması gerçekleştikten sonra bu anlamların sıhhatini kontrol edebilmek için bir denetleme mekanizmasına gereksinim duyulmaktadır. Bağlam bu noktada anlamları denetleyen en önemli epistemik zemindir. Bu bağlama sadece metnin kendi iç bağlamını değil insanla çevrelenen dünyayı da bir dış bağlam olarak dahil etmek, bütüncül bir bağlam anlayışının oluşmasında önem arzetmektedir. Hermenötikte vücut bulan anlama modelleri bu bağlamların detaylandırılmış mikro örneklerini teşkil etmektedir.Kur'an ve teoloji alanında anlam ve anlamayı işlediğimiz son bölüm, anlamın dini boyutuna vurgu yapmaktadır. Kur'an'ı anlamak, Kur'an'ın tabiatının, Kur'an'da anlam ve anlamanın anlaşılmasından sonra kendisini ifşa eden bir olgudur. Kendisine yönelen duyarlı ve hassas bir bilince, entelektüel anlamda kendisine aktif ve üretken olmayı ilke edinmiş bir zihin ve bunu besleyen sağlam bir zihni donanım eşlik etmelidir. Bunlardan yoksun olunduğu takdirde anlamın kriteri olarak bireysel ve kurumsal aidiyetlerin belirlediği kaygılar öne çıkmaktadır. Son olarak bu bölümde zaman içinde Kur'an ve rasyonalite temelinden uzaklaşan ve ideolojik aidiyet kaygıları üzerinde yükselen teolojik paradigmanın da analiz ve kritiği yapılmıştır.