Mıchel Foucault'da Soykütük Yöntemi ve Kendilik Bakımı


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CANAN YARAR

Danışman: Erdal Cengiz

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Foucault'nun felsefesinin üç dönemi - arkeoloji, soykütük ve etik - araştırma alanları ve metodolojik ayrımlarla ayırt edilir. Foucault 1980'de dikkatini, özellikle özne sorunu hakkında pek çok tartışma yaratan etiğe çevirmiştir. Söylem ve iktidar analizinden etiğe bu geçiş, Foucault'nun özne ve hakikat meselesini, özgürlüğün kullanılması sorunuyla birlikte ele aldığı bir süreçtir. Bu tezdeki öncelikli ilgi alanım, Foucault'nun etik alanındaki çalışmalarının eleştirisi dışında, özne ve hakikat meselesinde soykütük kavramından kendilik bakımı pratiklerine uzanan analizidir. Kabul edilmiş ve dayatılmış hakikatlerin ve öznelliklerin değişebilirliğini göstermek için anlatımımı, Foucault'nun "şimdinin ontolojisi" olarak soykütük ve bir "olay" olarak söylem fikrinden yararlanarak kurdum. Modern iktidar, yaşamın her alanına yayılan ve buralarda işleyen karmaşık bir ilişkiler ağı olarak kabul edildiği için, aynı anlatı akışını kullanarak, Foucault'nun, biyoiktidarı cinsellik söylemi aracılığıyla incelerken modern iktidarı nasıl değerlendirdiğini de göstermeye çalıştım. Foucault'nun entelektüel yolculuğunda önceden belirlenmiş bir rota izlemek, onun fikirlerini tamamen reddetmek olacaktır. Bu nedenle Foucault'nun dolambaçlı düşüncesini, metodolojik dönemselleştirmeleri vurgulamadan, özne ve hakikat anlatısı temelinde açımlamaya çalışacağım. Foucault'nun etiğinin, kendini bilme ve ifşaya dayanan herhangi bir ahlâkın aksine, politik ve estetik bir bileşenle nasıl ilişkili olduğunu görmek olanaklıdır. Bunun nedeni, Foucault'nun etiğinin, benlik kaygısı ve bakımının bir sonucu olarak bilgi ve varoluşla örtüşen bir özgürlük pratiği olmasıdır. Ayrıca Foucault'nun şimdinin ontolojisine odaklanmasının, etik alanla nasıl bir bağlantısı olduğunu ve bilginin olanaklılığından ziyade kendini dönüştürme koşullarını araştıran eleştirel felsefesiyle nasıl birlikte işlediğini göstermek üzere, anlatının son bölümünde Antik Yunan etiği ve Sokratik Parrhesia'yı ele aldım.