İbn Haldun'un eğitim anlayışı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2002

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAFİYE ERDOĞAN

Danışman: RECAİ DOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ill ÖZET İbn Haldun genellikle sosyolojinin ve tarih bilimlerinin kurucusu ve babası olarak tanınır. O, en çok ünlü 'Mukaddime' (Giriş)siyle bilinir. Abdurrahman İbn Muhammed, Müslüman İspanya'da Sevilla'dan göç etmiş yüksek tabakadan bir ailenin üyesi olarak Tunus'ta H. 732'de (M. 1332) doğdu. Gençlik yıllan boyunca İbn Haldun, şehrin entelektüel ve politik yaşamına -alt düzeyde- ailesinin aktif katılımı ile deneyim kazandı. İbn Haldun Tunus ve Fas'ta Kur' an, Sünnet, Kelam ve Hukuk gibi diğer İslamî ilimlerde eğitim aldı. Aynı zamanda Arap dili, Matematik, Felsefe ve Astronomi öğrenimi görmüştür. İbn Haldun son olarak tarihle ilgili çok iyi bilinen baş yapıtını yazmaya koyulmadan önce, politik yaşamda çok aktifti. O, İbn Selame kalesinde kendisine filozoflar, tarihçiler ve sosyologlar arasında ölümsüz bir yer kazandıran, dünya tarihinin ilk cildi olan Mukaddime'yi yazdı. Son olarak hayatının son yirmi dört yılını geçirdiği Mısır'a yerleşti. Burada Malikî kadılığına atanarak saygın ve şöhretli bir hayat yaşadı. Aynı zamanda Ezher Üniversitesinde dersler verdi. Mukaddime sosyoloji ve tarih felsefesi alanında bir baş yapıttır. Bu büyük eserin temel konusu psikolojik, ekonomik, çevresel ve tarihin ve medeniyetin ilerlemesine katkı sağlayan sosyal gerçekleri teşhis etmekteydi. O, grup ilişkilerinin dinamiklerini çözümlemiş, grup duygusunun yani 'asabiyenin' siyasi güç ve yeni bir medeniyetin yükselmesini nasıl sağladığını göstermiştir. O, eğitim alanında da bir öncüdür. Baskı ve güç kullanımının yalancılığa, tembelliğe ve iki yüzlülüğe yol açtığı için öğrenmenin düşmanları olduğuna işaret etmiştir. Aynı zamanda iyi bir dil alışkanlığı sahip olmak için iyi örneklerin ve alıştırmaların gerekliliğini de vurgular.İbn Haldun İslam medeniyetinin gerileme sürecinin başlarında yaşamıştı. Bu deneyim O'nu ataları tarafından bırakılan temel bilgileri kaydetme, özetleme, toplama üzerine çok fazla çaba sarf etmeye sevk etti. O, Müslüman alimler tarafından yaratıcılığın bastırılması ve durağanlaştırılmasına neden olan sağlıksız uygulamaları şiddetle eleştirdi.112 Bu çalışmada, İbn Haldun'un toplum, sosyal yapı, sosyal değişim, devlet, politik tavırları içeren düşüncelerine işaret edilmiştir; özellikle eğitim ile ilgili görüşleri üzerinde yoğunlaşılmıştır. İbn Haldun eğitimin sosyal bir olgu olduğunu ileri sürer. O eğitimi toplumların doğal bir etkinliği olarak düşünür. İbn Haldun toplumsal değişim yanında eğitimdeki değişimi de vurgular. İbn Haldun çağında uygulanan bazı öğretim metodlarını eleştirir. Bu metodlar şunlardır: Ezbercilik, dayakla ceza vermek, iki konuyu aynı zamanda öğretmeye çalışmak... Tavsiye ettiği metodlar ise şunlardır: Tedricî eğitim metodu, yüz yüze eğitim, yaparak yaşayarak öğrenme, tartışma yöntemi ile öğrenme, farklı alimlerden ders almak için ilmî seyahat... Görüşlerinin çoğu hâlen günceldir ve günümüz eğitim bilimi uzmanlarınca kabul edilmektedir.