Ekstrakorporeal şok dalga litotripsisi öncesinde çekilen kontrastsız bilgisayarlı tomografideki parametrelerin böbrek taşlarının tedavi başarısına olan etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ADİL GÜÇAL GÜÇLÜ

Danışman: SÜMER BALTACI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Bu çalışmada, kliniğimizde Kasım 2009 – Mart 2014 tarihleri arasında 7 mm ile 20 mm arasındaki böbrek taşları nedeniyle ESWL uygulanan 120 hastanın verileri incelenerek, NKBT ile ölçülen taş özelliklerinin ESWL başarısına olan etkisi incelendi. YÖNTEM ve GEREÇ: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda Kasım 2009 – Mart 2014 tarihleri arasında 7 mm ile 20 mm arasındaki böbrek taşları nedeniyle ESWL uygulanan 120 hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalar ESWL öncesi NKBT ile değerlendirilerek taş dansitesi, cilt – taş mesafesi, taş yerleşimi ve taş boyutu değerleri kaydedildi. ESWL tedavisi sonrası 1. ayda hastalar NKBT ve USG ile değerlendirildi ve taş özelliklerinin ESWL tedavisinin başarısına olan etkileri incelendi. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 120 olgunun yaş aralığı 19-72, ortalama yaş 42,65 (± 14,3), ortalama VKİ değerleri 23,32 kg/m2 (± 3,66), taş boyutu ortalama 11,95 mm (± 2,66), taş dansitesi ortalama 898,75 HU (± 240,53), ve cilt – taş mesafesi ortalama 96,23 mm (± 23,86), olarak hesaplandı. Çalışma sonunda 80 hastada (%66,7) taşsızlık sağlanırken 40 hastada (%33,7) rezidü taş saptandı. Taşsızlık sağlanan hastaların 28'inde (%23,3) klinik önemsiz rezidüel fragman (KÖRF) mevcuttu. Taşsızlık sağlanan grubun ortalama taş dansitesi 826,8 HU (± 212,71), rezidü taşı kalan grubunsa ortalama taş dansitesi 1042,67 HU (± 230,25) olarak bulundu (p<0,001). Cilt – taş mesafesi taşsızlık sağlanan grupta ortalama 89,34 mm (± 17,42) ölçülürken; rezidü taşları kalanlarda ortalama 110,02 mm (± 28,81) olarak saptandı (p<0,001). Alt kaliks taşları ile pelvis taşlarının ESWL başarısı arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,009). Ayrıca, pelvis taşları, üst ve orta kaliks taşları bir grup olarak değerlendirildiğinde ve bu grup alt kaliks taşlarıyla karşılaştırıldığında; ESWL başarısının yine istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (%71 vs. %45; p=0,024). Taş boyutu, taşsızlık sağlanan grupta ortalama 11,6 mm (±2,52) iken, rezidü taşları kalan grupta ortalama 12,65 mm (± 2,84) idi (p=0,053). Yapılan çok değişkenli analizlerde taş dansitesi (p=0,002; OR:1,004 [1,001-1,006]), cilt – taş mesafesi (p=0,005; OR:1,030 [1,009-1,051]) ve taşın alt kaliks yerleşimli olmasının (p=0,047; OR:3,193 [1,018-10,018]) taşsızlık sağlamada anlamlı olduğu saptandı. Taş boyutu ise taşsızlığı göstermede istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p=0,151). Yapılan ROC analizinde 960 HU değerinin %77,5 duyarlılık ve %64 özgüllük ile ESWL tedavisi sonrasında taşsızlığı göstermede anlamlı olabileceği gösterildi. SONUÇ: Literatürde ESWL tedavisini öngörmede kullanılacak faktörlerle ilgili yapılmış çalışmalar mevcuttur. Çalışmamızda 960 HU ve üzerindeki değerlerde taş dansitesine sahip ve cilt – taş mesafesi uzun olan hastaların ESWL tedavisinden daha az fayda görecekleri belirlenmiştir. Bu nedenle ESWL tedavisine uygun hastaları seçerken, NKBT çekerek bu kriterleri göz önünde bulundurmak faydalı olacaktır.