Maksiller kaynaklı i̇skeletsel sınıf III maloklüzyonun ardışık hızlı maksiller genişletme-daraltma ve modifiye maksiller protraksiyon yöntemi i̇le tedavisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ORTODONTİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖZDE ÇOBANOĞLU

Danışman: HATİCE GÖKALP

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu prospektif klinik çalışmanın amacı, maksiller gerilik nedeniyle oluşan iskeletsel Sınıf III maloklüzyonda, maksillanın Ardışık Hızlı Maksiller Genişletme-Daraltma (AHMG-D) yöntemi ile immobilize edilerek, modifiye maksiller protraksiyon Spring (MMPS) ile ileri alınmasının, kraniyo-fasiyal yapılar üzerindeki etkisinin, Hızlı maksiller genişletme (HMG) -Yüz maskesi (YM) kombinasyonu ve tedavi edilmemiş iskeletsel Sınıf III anomaliye sahip kontrol grubu ile karşılaştırılmasıdır. Bu prospektif klinik araştırmada AHMG-D/MMPS uygulaması ile tedavi edilen iskeletsel maksiller yetersizliğe sahip ortalama yaşları 11,8± 0,73 yıl olan 15 birey (9 erkek, 6 kız), Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı arşivinde retrospektif olarak oluşturulan iki kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Birinci kontrol grubu, maksiller gerilik nedeniyle oluşan iskeletsel Sınıf III maloklüzyonun HGM-Yüz maskesi ile tedavi edildiği kronolojik yaş ortalaması 11,37±1,29 yıl olan toplam 9 bireyin sefalometrik filmleri, 2. Kontrol grubu ise yine aynı arşivde bulunan maksiller gerilik nedeniyle oluşan iskeletsel Sınıf III maloklüzyona sahip tedavi edilmemiş kronolojik yaş ortalaması 10,16±1,13 yıl olan toplam 7 bireyin sefalometrik filmlerinden oluşturulmuştur. Çalışmada AHMG-D protokolü, Hyrax vida içeren maksiller genişletme apareyi ile uygulanmıştır. İlk hafta vidanın günde 0,5 mm açılarak mid-palatal süturun ayrılması ve bir hafta sonrasında vidanın günde 0,5 mm kapatılması şeklinde birbirine takip eden 7 hafta boyunca en son vidanın açık kalması ile sonlandırılarak MMPS uygulamasına geçilmiştir. Maksiller protraksiyon kuvveti 0.036" TMA telden sabit bi-lateral olarak uygulanan sarmal yaylardan sağlanmış olup, aygıtın bir kolu ekspansiyon apareyi üzerindeki çengellere, diğer kolu ise mandibuladaki maksiller bantların headgear tüplerine bağlanmaktadır. MMPS uygulamasından önce, mandibular ankrajın arttırılması için hastaların alt çenelerine 0.018x 0.025 inch Roth braketler ile sabit tedavi uygulanmış olup, leveling aşamasını takiben 16x22" çelik arklara geçilmiştir. Sınıf I maksiller kanin ve molar ilişki ve pozitif overjet elde edildikten sonra ortopedik ilerletme sonlandırılmıştır. Bireylerden tedavi başı (T1), 7 haftalık AHMG-D sonrası (T2) ve modifiye maksiller protraksiyon spring ile maksiller ilerletme sonrası dönem (T3) olmak üzere lateral sefalometrik ve postero-anterior filmler alınmıştır. Tedavi başında çalışma gruplarının homojenitesinin belirlenmesi için Kruskall-Wallis H testi, tüm grupların grup içi karşılaştırması için Wilcoxon İşaret Testi ve gruplar arası karşılaştırmalar için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. AHMG-D yöntemi sonrasında bi-zigomatik, zigomatiko-mandibular ve latero-nazal genişlikte tesbit edilen mesafe artışları, protokolün sirküm-maksiller yapılarda da etkili olduğunu gösterirken, AHMG-D/MMPS yöntemi ile maksilla kraniyal kaideye göre (SNA +2.2°) ilerlemiş ve inter-maksiller ilişkide (ANB +4.5°) HGM-YM protokolüne göre daha fazla düzelme elde edilmiştir. Mandibulanın kraniyal kaideye göre konumundaki değişiklikler (SNB -2.3°) istatistik olarak anlamlı bulunmuş olup AHMG-D/MMPS yöntemi ile dik yön boyutlarında (Go-Me/FH +2.9°) da istatistik olarak anlamlı değişiklikler kaydedilmiştir. AHMG-D/MMPS tedavisi ile maksillanın sagittal yön gelişiminin stimüle edildiği ve mandibulanın sagittal yön gelişiminin engellenerek, büyüme yönünün vertikale kaydırıldığı görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; AHMG-D/MMPS yöntemi HGM/YM ile karşılaştırıldığında, iskeletsel Sınıf III maloklüzyona sahip gelişim dönemindeki bireylerde genişletme sırasında sirküm-maksiller yapılara etki edilerek daha efektif maksiller protraksiyon ve daha estetik sonuçlar elde edilmektedir. Bu açıdan yöntemin maksiller yetersizlik durumlarında ekstra-oral aygıtlara alternatif olarak kullanılması tavsiye edilirken, dik yönü artmış vakalarda bu yaklaşımın sakıncalar doğurabileceği unutulmamalıdır.