Tehlikeli atıklar ve sınıraşan tehlikeli atıklarla ilgili hukuki düzenlemeler


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMET YILMAZ

Danışman: HAKAN KARAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vardır. Emanetçisi olduğumuz dünyanın bizden sonra gelecek nesillere daha iyi bir şekilde bırakılması, herkesin öncelikli görevidir. Ülkelerin ekonomik olarak büyümesi, enerji ve maddelerin daha fazla tüketimini gerektirmekte, bunun doğal sonucu olarak atıklar artmakta, atık artışı da kirlilik artışına yol açmakta, çevre üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, ne pahasına olursa olsun kalkınma yerine sürdürülebilir kalkınma kavramı ortaya çıkmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma gelecek kuşakların haklarına, ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerine bugünden el atmadan, onlardan taviz vermeden, bugünün ihtiyaçlarını karşılayan gelişmedir.Tüketimin doğal sonucu atıkdır. Bu atıklar içinde hem insan hem de çevre için en tehlikeli olanını kontrol etmek, ayrı bir özen, yapılanma ve hukuk düzenini gerektirmektedir. Tehlikeli madde taşıyan ürünlerle hayatımızın her alanında iç içe bulunmaktayız. Günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan bilgisayarlar ve cep telefonlarının kullanılırken çevreye ve insan sağlığına vermiş olduğu zararları, faydaları yanında görülememekte, ancak kullanım sürelerinin sonunda birer tehlikeli atık olarak, bunlardan nasıl kurtulacağımız çözümü kolay olmayan birer sorun olarak ortada durmaktadır.Ülkeler geliştikçe üretmiş oldukları tehlikeli maddeler de artmaktadır. Tehlikeli atıkların, çevreye ve insan sağlığına en az zararla, bulunduğu yerde bertarafı büyük bir yatırım gerekmektedir. Gelişmiş ülkeler bu yatırımın maliyetine katlanmak yerine, bunları ya daha az gelişmiş olan ülkelere ihraç ederek ya da denize atarak kurtulma yolunu seçmektedirler. Bu tehlikeli atıkların ihracında tercih edilen yol büyük oranda deniz yoludur.Tehlikeli atıklardan en az maliyetle kurtulmanın yolu, bunların üretiminden kullanım sonrasına kadar her aşamasında kontrol altında tutulmasıdır. Bu da çevreye duyarlı bir atık yönetimi ile mümkün olur. Bu yönetimde önce nelerin tehlikeli atık olduğu bilinir, daha sonra tehlikeli atık envanteri çıkarılır. Nihayetinde en ekonomik ve çevreye duyarlı şekilde atık bertaraf edilir. Tehlikeli atık yönetimi, atıkların kaynağında azaltılmasını, özelliğine göre ayrılmasını, toplanmasını, geçici depolanmasını, geri kazanılmasını, taşınmasını ve bertarafını gerektirir. Tehlikeli atıkların yönetimi ile; bu atıkların insan sağlığına ve çevreye zarar verecek şekilde doğrudan veya dolaylı bir biçimde alıcı ortama verilmesinin önlenmesi, üretiminin ve taşınmasının kontrolünün sağlanması, ithalinin yasaklanması, ihracatının kontrol edilmesi, yönetiminde gerekli teknik ve idari standartların sağlanması, üretimin kaynağında en aza indirilmesi, üretimin kaçınılmaz olduğu hallerde, üretildiği en yakın yerde bertaraf edilmesi, yeterli bertaraf tesisi kurulması ve bu tesislerin çevresel bakımdan sağlıklı bir şekilde kontrolü ve çevreyle uyumlu yönetimi sağlanır.Kirlilik sınır tanımamakta, sınır tanımayan kirliliğin kontrol altına alınması ve kirlenme halinde kirleten öder ilkesinin hayata geçirilebilmesi de uluslararası işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Aynı gökyüzünü, havayı ve denizi paylaşan ülkeler ve insanlar, kalkınmalarını ve yaşam kalitelerini etkileyen çevre ve kirlilik sorununu çevreyle uyumlu bir şekilde, ancak, ortak bir çaba ile çözebilirler.Bütün alınacak tedbirlere rağmen, tehlikeli atıkların kaynağında bertaraf edilememesi halinde, tehlikeli atıklar uluslar arası bir trafiğe konu olmaktadır. Bu trafiğin kontrol altında gerçekleşebilmesi, bu mekanizmayı sağlayan, yaptırım gücüne haiz, uluslararası bir sözleşmenin varlığını gerektir. Basel Sözleşmesi tehlikeli atıkların sınıraşımı hareketlerini düzenleyen en önemli uluslar arası bir sözleşme olup, diğer tehlikeli atıklarla ilgili bölgesel sözleşmeler içinde bir şemsiye niteliğini taşımaktadır.Ülkemiz, tehlikeli atıkların yasadışı trafiğine konu olan ülkelerden biridir. Bu Samsun ve Sinop açıklarına bırakılan zehirli varillerden, söküm için ülkemize gönderilen asbestli gemilerden ve Ulla gemisi ile ülkemize ihraç edilen zehirli atıklardan görülmektedir. Bu yasadışı trafiği önlemek için Ülkemizin de taraf olduğu Basel Sözleşmesi ile diğer bölgesel nitelikteki sözleşmelerin koruyucu hükümlerinin etkin olarak uygulanması ve bu uygulamanın takip edilmesi gereklidir.Bu takibi yapabilmek, kurumsal kapasitesi güçlü kamu ve sivil toplum örgütlerinin varlığını gerektirir. Avrupa Birliği mevzuatına uyumun tam olarak gerçekleştirilmesi de bu amacı sağlamaya katkıda bulanacaktır. Böylelikle, kirliliğin kontrolünden çok kirliliğin önlenmesi, atıkların kaynağında en aza indirgenmesi, en iyi teknik ve teknolojilerin kullanılması, enerjinin etkin kullanımı, denetim sistemlerinin tam olarak uygulanması ve ?kirleten öder? ilkesinin hayata geçirilmesi mümkün olacaktır. Tehlikeli atıklar konusunda alınacak önleyici tedbirler, tehlikeli atığın yol açtığı kirlilikle mücadeleden hem daha etkili hem daha ucuz olacaktır. Bugünün tercihleri ve eylemleri yarının çevre kalitesini ve ekonomik sürdürülebilirliğini de belirleyecektir.