Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nın usuli hakları ışığında Avrupa Birliği İltica Hukuku


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÇAĞLA SARI

Danışman: İlke Göçmen

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Avrupa Birliği (AB), 1999 Tampere Zirvesi'nden itibaren, bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanının parçası olarak bir Ortak Avrupa İltica Sistemi" (OAİS) geliştirmektedir. AB, bu iltica hukukunun insan haklarıyla uyumlu bir şekilde geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu bakımdan, Lizbon Antlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte bağlayıcı bir hukuki statü kazanan Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı (ABTHŞ), insan haklarıyla uyumlu bir AB iltica hukukunun geliştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle usuli hakları açısından ABTHŞ, Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) tarafından adil, etkin ve insancıl bir iltica sisteminin geliştirmesini sağlamak için kullanılmaktadır. Bu kapsamda bu çalışma, ABTHŞ'deki usuli hakların AB iltica hukukunda nasıl yansıma bulduğunu araştırmayı hedeflemektedir. Bu araştırma esasen şu soruya odaklanmaktadır: "ABAD'ın bu alandaki içtihat hukuku, uluslararası koruma arayan kişilere AB iltica hukuku tarafından sunulan korumaya ne ölçüde katkıda bulunmaktadır?". Bu soruya cevap vermek için bu çalışma iki bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde, AB hukukunda iltica ve temel hakların korunması konusu ele alınmıştır. Bu bölümde ilk olarak, tarihsel gelişimi ve hukuki içeriği bakımından AB iltica hukuku incelenmiştir. İkinci olarak, iltica davalarında uygulanabilirliği tespit etmek adına AB temel haklar rejimi, tarihsel arka planıyla birlikte incelenmiştir. Son bölümde ise ABAD'ın bu konudaki içtihat hukukuna odaklanılarak ABTHŞ'nin usuli hakları ışığında AB iltica hukuku analiz edilmiştir. Bu analizden hareketle bu tezde, ABTHŞ'nin usuli haklarının AB iltica mevzuatının yorumlanmasında tamamlayıcı bir işleve sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca ABAD'ın bu hakları sığınmacılar lehine geniş yorumladığı ve Birlik iltica mevzuatı tarafından sunulan korumayı geliştirdiği görülmüştür.