Kültürel ürünlerin metalaşma sürecinde ikili üretim yapısı
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, GAZETECİLİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZAFER KIYAN
Danışman: NURCAN TÖRENLİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, hemen her gün dinlediğimiz bir müziğin; okuduğumuz bir gazetenin, kitabın ya da derginin; seyrettiğimiz bir dizinin veya filmin kısaca şu ya da bu şekilde tükettiğimiz kültürel ürünlerin meta olup olmadıkları tartışılmaktadır. Tartışmanın meta bağlamında yapılmasının geçerli bir nedeni var. Kapitalist üretim, her şeyden önce bir meta üretim sistemidir. Meta, bu üretim sisteminin dayanak noktasını oluşturan "artık değer"in üretilme aracıdır. En özet haliyle denebilir ki, kapitalist toplumlarda birikim, metaların üretimi ve mübadelesi yoluyla elde edilen bu artık değerin bir bölümünün tekrardan üretime sürülmesiyle gerçekleşmektedir. Bu bakımdan, kapitalizm için herhangi bir nesnenin ya da şeyin meta olup olmaması önemlidir. Söylemesi bile fazla, kültürel ürünlerin meta olup olmaması da bu önemin kapsamındadır. Bu çalışmada kültür ve meta arasındaki kapitalist üretim mantığına göre şekillenen ilişki Marx'ın kuramsal ve kavramsal setinden yararlanılarak çözümlenmektedir. Çalışma kültürel ürün ve pratiklerin üretim süreçlerine odaklandığı için Marx'ın sermaye ve meta çözümlemesi temel bir konum işgal etmektedir. Marx'ın Kapital'de açıklığa kavuşturduğu sermaye üretim döngüsü (P – M … Ü … M' – P') kapitalist üretim ve dolaşımın dinamiklerini açıklamaktadır. Marx, Kapital'de, kapitalist üretim için sonuç olan bir şeyi çözümlemesinin başına koymaktadır. Başka bir ifadeyle, meta, Marx'ın çözümlemesinin başlangıcını oluşturur ama o sadece bir sonuçtur. Hâlbuki geride bütün bir kapitalist üretim süreci yatmaktadır. Denebilir ki, Marx, önce bu sonuç olandan, yani metadan başlayıp ardından onu ortaya çıkaran üretim biçiminin bütünlüklü bir analizini yapar. Meta, tam da bu nedenle, ancak kapitalist üretim biçimi içinde ve bu üretimin bütünü dikkate alındığında anlaşılabilmektedir. İletişim alanında, genel bir eğilim olarak, bu durum göz ardı edilmektedir. Konuyu ele alan çalışmalarda kapitalist üretimin bütünü, yani 'kapitalist metayı' biçimlendiren, bu niteliği kazandıran süreç genellikle dikkate alınmamaktadır. Daha çok, nesnelerin meta olduktan sonra kazandıkları özelliklerden hareket edilmekte ve kültürel ürünlerin meta olup olmadıkları bunlara bakılarak çözümlenmektedir. Bu türden bir yaklaşımda sorun, bu özelliklere başvurulması değildir. Bunlar gerçekten de herhangi tikel bir metanın sahip olması gereken özelliklerdir. Buradaki sorun, kapitalist üretim sürecinde metanın bu özellikleri neden ve nasıl kazandığı üzerinde durulmamasıdır. Bunun bir sonucu olarak, ilk baktıkları anda kültürel ürünler araştırmacılara hemen meta olarak görünmekte ama bunların neden ve nasıl meta formuna kavuştukları açıklanmamaktadır. Haliyle, çoğu kere yanlış sonuçlara varılabilmektedir. Bu çalışmada, böyle bir yol izlenerek önce kapitalist üretimin bütününü dikkate alınarak nesnelerin meta formunu neden ve nasıl kazandıklarına, ardından buna dayanılarak kültürel ürünlerin farklı üretim ilişkileri içinde üretilmeleri sürecinde meta formu kazanıp kazanmadıkları, kazanıyorlarsa neye göre kazandıkları belirlenmeye çalışılmaktadır. Çalışmada kültürel ürün ve pratiklerin nasıl üretildikleri ve meta formunu nasıl kazandıkları sorusu, geliştirilen bir üretim modeliyle yanıtlanmaya çalışılmaktadır. Kültürel ürünlerin büyük bir çoğunluğu günümüzde medya endüstrisi içinde üretilmektedir. İlk elden, bu endüstri içinde üretilen kültürel ürünleri "içerik" ve ona ortam oluşturan "araçlar"la birlikte düşünmek gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, bu ürünler ona uygun ortam oluşturan araçlarla birlikte tüketilirler. Örneğin bir müzik parçası, radyo veya mp3 çalarda dinlenir; dizi ya da filmler televizyonda seyredilir; haberler gazetede okunur vb. Bunlar "öz" ve "biçim" olarak birbirlerinden kolayca ayrılamazlar. İçerik, araç olmadan da var olabilir ancak genel bir tüketim nesnesine ancak bu araçlar yoluyla, yani "nesnelleştiğinde" kavuşur. Benzer şekilde aracın kendisi de içerik olmadan var olabilir ancak o da genel bir tüketim aracına ancak içerikle birlikte dönüşür. Kısaca her biri, ötekini tüketim nesnesine kendisi aracılığıyla dönüştürür; içerik tüketimin içsel nesnesini sağlarken, araç ise dışsal nesnesini sağlar. Kültürel ürünlere ortam oluşturan bu araçlar metadırlar. Bugün bir radyonun, televizyonun ya da bilgisayarın üretimi tamamen kapitalist üretim mantığına göre gerçekleşmektedir; bu nedenle bütün yönleriyle metaların taşıdıkları özelliklere sahiptirler. Metalaşmanın getirdiği farklılık-çeşitlilik, büyük ölçüde içeriğin kendisinden kaynaklanmaktadır. Denebilir ki, kültürel ürünler içerik olarak farklı, bu araçlarla birlikte farklı görünümlere sahiptirler. İçerik olarak ele alındıklarında birçok kültürel ürünün meta olup olmadığı kuşkuludur. Ancak bu ürünler onlara yataklık eden/ortam oluşturan araçlarla, yani teknolojiyle birlikte düşünüldüğünde, tüm farklılıklarına rağmen bunların tuhaf bir biçimde metalaştıklarına tanık olunur. Örneğin, içerik olarak bir müzik parçası onu ortaya çıkaranın elinden çıkıp bir CD içine sokulduğunda meta formunu kazanabilmektedir. Ya da bir kitap, yazarının elinden çıkıp basılı bir ürün haline getirildiğinde meta formuna ulaşabilmektedir. Burada iki aşamalı bir üretim söz konusudur. Çalışmada, bu durum, "ikili üretim" olarak kavramsallaştırılmaktadır. Birinci aşama, ilk ürünün ortaya çıkarılmasıdır, ki burada ağırlıklı olarak maddi olmayan (ama varoluşunu maddi üretime borçlu olan) "yaratıcı" emek söz konusudur; ikincisi, bu ürünün teknolojik bir araçla birliğinin sağlanmasıdır, ki burada da ağırlıklı olarak meta üretimi söz konusudur. Çalışmada öne sürülen temel sav şudur: Kültürel ürünler ikinci üretim süreci içinde tam olarak meta formuna kavuşabilmekte, tanımlama yerindeyse, "kültürel meta" haline gelebilmektedirler. Kültürün üretimi gibi bir bağlamda ideolojik olanla (yani içerikle) ekonomik olanı (yani aracı) birleştiren de bu ikinci aşamadır.