Türk Ceza Hukuku'nda suça teşebbüs


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2007

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PERVİN AKSOY

Danışman: MUHARREM ÖZEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Tesebbüs kurumu, YTCK. ile birlikte ceza hukukunun en fazla tartısmayı beraberinde getiren kurumlarından biridir. Bu tartısmalar soyut olarak kurumun yapısı ve anlasılısı baglamında yapıldıgı gibi, her bir suç tipi bakımından da yapılmaktadır. Yeni düzenleme, tesebbüsle ilgili olarak yasanan sorunları çözümlemek bir yana, bu sorunlara yenilerini eklemistir. Bu anlamda, bu düzenleme sorunları ortadan kaldırmak için somut çözümler getirmekten çok uzaktır. Çalısma, esasen bu sorunları ortaya koymak, olabildigince çözüm bulmaya çalısmak ve bu sekilde özellikle uygulamaya ısık tutmak amacıyla gerçeklestirilmistir. Tesebbüs kurumu, ilk kez Ortaçag hukukçuları tarafından ortaya atılmıstır. Tesebbüs, düsünmek (cogitare), eylem yapmak (agere) ve tamamlayamamak (sed non perficere) olarak tanımlanmaktadır Herseyden önce, tesebbüs, 765 sayılı TCK.'da iki ayrı madde halinde düzenlenirken, 5237 sayılı Kanunda ?suça tesebbüs? kenar baslıgı altında tek madde olarak öngörülmüstür. Ayrıca yeni Kanun, gönüllü vazgeçmeye yer vermekte ve failin suç yolunda hangi asamada olursa olsun, suçun gerçeklesmesini önleyecek sekilde vazgeçmesini aynı hükme baglamaktadır. Ancak, konuyla ilgili olarak yapılan düzenlemeler, çok önemli sorunları da beraberinde getirmektedir. Çünkü, tek bir hükümle iki ipotez, yani failin hem icra hareketlerini tamamlamaktan vazgeçmesi, hem de icra hareketleri sonrası sonucun gerçeklesmesini önlemesi düzenlenmis ve bu iki ipotez aynı hukukî sonuca baglanmıstır. Çalısma, üç ana bölümden olusmaktadır. lk bölümde, suç yolu, tesebbüsün hukuki yapısı ve cezalandırılma nedeni tartısılmıstır. Suç yolu, en genel tanımıyla bir suçun olusması için geçmesi gereken asamalardır. Bu yolu incelememizdeki amaç, tesebbüs derecesinde kalan suçların hukukî yapısını da ortaya koymaktadır. Tesebbüs hükümleri, suçu tamamlayıcı bir nitelik tasımaktadır, yani esas normu genisletici bir isleve sahiptir. Tesebbüs, tamamlanmıs suçun ortaya çıkıs seklidir. Tesebbüs genel hükümlere iliskin bir kurumdur. Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi geregi, tesebbüs derecesinde kalmıs bir fiilin cezalandırılabilmesi, ancak kanunda yer alan bir hükümle mümkün olabilmektedir. Kanun koyucu, tesebbüs hükümleriyle henüztamamlanmamıs bir fiili cezalandırmaktadır. Kanun koyucuyu, henüz tamamlanmayan bir fiili cezalandırmaya sevk eden neden, kanaatimizce objektif anlayıs paydasında toplanan görüslerdir. Söyle ki, devlet, aynen tamamlanmıs suçlarda oldugu gibi, dıs dünyada somutlasan fiilin antisosyal niteligini esas alarak, tesebbüs derecesinde kalan hareketleri de aynen tamamlanmıs suçlar gibi hos karsılamamakta ve bu nedenle cezalandırılmaktadır. Tesebbüs derecesinde kalan suçun da maddî ve manevî unsurları vardır. Maddî unsur, failin ?dogrudan icraya yönelik elverisli hareketlere baslaması ancak suçu tamamlayamaması?, manevî unsur ise ?failin suç isleme iradesinin dıs dünyada somutlasması? seklinde ifade edilmistir. Kanunî düzenlemeden de anlasılacagı üzere, tesebbüs konusunda yeni bir takım kavramlar öngörülmüstür. Bu dogrultuda, ilk olarak öngörülen ?dogrudan dogruya? kavramının içini, talyan Ceza Kanunu'nda yer alan ?süpheye yer vermeme? kriteri ile doldurmak ve belirgin bir kavram haline getirmek gerekmektedir. Bu kriter, aynı zamanda hazırlık hareketi ? icra hareketi ayırımında da belirleyici bir ölçü olusturmaktadır. Yeni TCK. ile getirilen diger kavram ?elverisli hareket?tir. Elverisli hareket, 765 sayılı mülga TCK.'da yer alan ?elverisli araç? kavramına göre daha genistir. Bu nedenle elverislilik kavramı üzerinde ayrıntılı bir sekilde durulmustur. Kanaatimizce, elverislilik, korunan menfaat bakımından yarattıgı zarar veya tehlikeye göre degerlendirilmelidir. Tipik fiilin tamamlanmaması iki sekilde olabilir. Fail, iradesi dısında bir nedenle ya icra hareketlerini tamamlayamaz ya da sonucu gerçeklestiremez. Bir de, fail kendi iradesiyle ya icra hareketlerini tamamlamaktan vazgeçer ya da sonucun gerçeklesmesini önler. Kanun koyucu gönüllü vazgeçme kurumunu, her iki ipotezi de kapsayacak sekilde düzenlemekte ve aynı hukuki sonuca baglamaktadır. Ancak, daha önce de ifade ettigimiz üzere bu durum, uygulamada bir çok sıkıntıyı da beraberinde getirecektir. Tesebbüs hem hareketin hem de sonucun istenmesi bakımından failin bilinçli davranmasını gerektirmektedir. Kanun hükmünden de anlasılabilecegi gibi, fail bir suç islemeye kastetmelidir. O halde, tesebbüsün manevi unsuru kasttır. Son bölümde çesitli suçlar bakımından tesebbüs sorunu tartısılmıstır. Bu anlamda, taksirli suçlar, olası kastla islenen suçlar, neticesi sebebiyle agırlasan suçlar, ayrıca hareket bakımından özellik gösteren tehlike suçları, sırf hareket suçları, ihmal suçları incelenmistir. Yine, cezalandırılabilme sartı içeren suçlarda, kesintisiz suçlarda ve kalkısma suçları ele alınmıstır.