BATI ANADOLU’DA KUVAYI MİLLİYENİN OLUŞUMU (1919–1920)


Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2007

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Oğuz GÜLCAN

Danışman: TEMUÇİN FAİK ERTAN

Özet:

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi\\\'nden sonra İtilâf Devletleri Türk topraklarını önceden planladıkları gibi işgale başlamışlardır. İngiltere ve Fransa, İtalya\\\'nın Akdeniz\\\'de kendileri için tehlikeli olabilecek şekilde yayılmasını engellemek maksadıyla Paris Barış Konferansında Yunanistan'ı kullanmayı seçmişler, özellikle İngiltere, St. Jean de Maurienne Antlaşması\\\'nın varlığına karşın İtalya yerine daha kolay kontrol edebileceğini düşündüğü ve Anadolu ve Ortadoğu topraklarındaki siyasi kazanımlarını muhafaza etmesinde yardımcı olabileceğini değerlendirdiği Yunanistan\\\'ı desteklemiştir. İki büyük Avrupa devletinin desteğini arkasına alan Yunan Başbakanı Venizelos, Büyük Yunanistan hayalini gerçekleştirmek amacıyla, Birinci Dünya Savaşı\\\'nı fırsat bilerek ülkesinin bu savaşa girmesini sağlamıştır. Yunanistan kısa bir süre için katıldığı bu savaş sonunda, Türkiye topraklarına ilişkin isteklerini Paris Barış Konferansı\\\'na sunmuş ve İtalya\\\'nın muhalefetine rağmen İzmir\\\'in işgali konusunda gerekli onayı almıştır. Paris Barış Konferansı\\\'nda Yunanistan\\\'ın toprak isteklerinin incelenmesi amacıyla 5 Şubat\\\'ta kurulan ve çalışmalarını Mart sonunda tamamlayan komisyon, Yunan isteklerini bazı değişikliklerle kabul etmiştir; İtalya'nın itirazına rağmen üç büyükler olarak adlandırılan İngiltere, Fransa ve Amerika tarafından 6 Mayıs 1919\\\'da aldıkları gizli bir kararla, Venizelos\\\'a İzmir'i Yunan askerleriyle işgal etme iznini vermişlerdir. Bu karardan dokuz gün sonra, 15 Mayıs 1919\\\' da, Yunan askerleri Amerikan, İngiliz, Fransız savaş gemilerinin himayesinde İzmir\\\'e çıkmıştır. İşgale yönelik tepkiler kapsamında; henüz İzmir\\\'in işgal edileceği haberi duyulur duyulmaz 14 Mayıs\\\'ta şehirde büyük hareketlenme başlamıştır. İzmir Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti derhâl bir Reddi İlhak Komitesi teşkil ederek halkı mitinge davet etmiş, bölgenin Yunanistan\\\'a peşkeş çekilmesini protesto etmiş, telgraflarıyla işgal haberlerini ülkenin dört yanına ulaştırmıştır. Anadolu şehirleri art arda yaptıkları mitinglerle işgali kabul etmeyeceklerini dünyaya duyurmuşlardır. İşgalin niteliği ve oluş biçimi Türkleri uyarmış ve tehlikenin büyüklüğünü göstermiştir. Yunanlıların İzmir'e çıkması ve akabinde Batı Anadolu içinde yayılmaya başlaması karşısında her tarafta tehlikenin vahameti daha iyi hissedilmiştir. Bu durum, Kuvayı Milliye'nin doğuşunu ve Milli Mücadelenin başlamasını kolaylaştıran bir faktör olmuştur. Yunanistan\\\'ın büyük hayali İzmir\\\'le sınırlı olmadığı için işgal, Batı Anadolu\\\'nun iç kısımlarına doğru yayılmış üç koldan ilerleyen Yunan kuvvetleri Menemen, Manisa, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Torbalı, Bayındır, Ödemiş ve Aydın\\\'a kadar olan bölgeyi işgal etmiştir. Yunanistan bu işgalleri yaparken, Yunan askerleri ve yerli Rumlar, işgal edilen bölgelerde halka insanlık onuruyla bağdaştırılmayacak her türlü mezalimi yapmıştır. Yunanların, Batı Anadolu\\\'da yaptıkları işgaller ve mezalim karşısında Türk halkı, bu bölgelerde 'reddi ilhak' cemiyetleri kurarak, bu cemiyetler aracılığıyla tepkilerini dile getirmişler ve silâhlı mücadeleden başka çare olmadığını kavrayarak önceleri dağınık, daha sonra organize bir şekilde mücadeleye başlamıştır. Yapılan bu mücadelelerin bir taraftan haklılığını ispat etmek; diğer taraftan organize olmasını sağlamak için Balıkesir, Nazilli ve Alaşehir\\\'de kongreler düzenlenmiştir. Kongreler verdikleri kararlarla Yunanların yaptıkları haksız işgallere ve mezalime karşı her yerde mukavemet edileceğini bildirmişlerdir. Ülkenin bağımsızlığı için Batı Anadolu\\\'da yapılan bu kongreler, Erzurum ve Sivas kongrelerinin kararlarıyla şekillenen ulusal iradeye ve doğal olarak Mustafa Kemal Paşanın direktiflerine tâbi olmuşlardır. Bu mukavemet hareketleri Millî Mücadele\\\'ye inanan komutanların, mülkî amirlerin ve halkın ileri gelenlerinin iş birliği ile teşkilâtlanmış, bu maksatla mahallî/ bölgesel teşkilât ve heyetler oluşturulmuştur. Böylece hem Kuvayı Milliye'nin faaliyetleri daha sistemli hale getirilmiş hem de Kuvayı Milliye'nin kısa zamanda diğer şehir ve kasabalarda da oluşturulması sağlanmıştır.