Kategoriler sorunu: Immanuel Kant ve Charles Sanders Peirce felsefeleri ekseninde


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HATİCE KIRMACI

Danışman: GÜRBÜZ DENİZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Aristoteles'ten itibaren kategoriler, filozoflar tarafından farklı yapı ve sayıda sunulmuş olsa da, her daim oluş dili'nin temel alfabe olarak anlaşılmıştır. Antik Çağ ve Orta Çağ'da kategorilerin dilsel unsurlar olarak yorumlanması, onların tümel yapılardan dilin tikelliklerine indirgenen unsurlar olmasına neden olmuş, Rönesans ve XVII. yüzyılından itibaren, özellikle Gottfried Wilhelm Leibniz'in gerçekliğin, dilsel olandan ziyade formüllerle ifade edilmesi gerektiğine dair anlayışıyla, bilginin temel formu olarak önermelerde yer alan kategoriler, indirgendikleri dilsel zeminden daha farklı olan reel bir zemine taşınmıştır. Bu dönüşüm kategorileri felsefe tarihinde iki farklı mecraya yöneltmiştir: Bir yandan yüklem olarak kategorilerin dilsel düzlemde kullanılışı, diğer yandan Kant düşüncesiyle birlikte yüklemin sadece dilsel değil fiziksel alanda kullanıldığı bir alan. Elinizdeki bu çalışma kategorilerin, özellikle Kant'ın Salt Aklın Kritiği'nin "Transandantal Analitik" adlı kısmında yer alan kategoriler ile C. S. Peirce'ün "Kategoriler Üzerine Yeni Bir Liste" çalışması ekseninde tümel kategorilerin, duyulur dünya ile düşünülür dünya nesneleri arasında nasıl bir bağıntı kurabildiklerini; söz konusu bağıntının doğrulanmasıyla birlikte, her iki filozofun içinde bulundukları bilimsel iklimin gelişmelerinden esinlenerek, öne sürdükleri gerekçeleri ve kategorilerin filozofların kendi sistemleri içinde ne derecede yeterli olduklarını göstermeye çalışır.