Yama testinin alerjik kontakt dermatit hastalarında uzun dönemde yaşam kalitesi üzerine etkisi ve bu etkide rol oynayan faktörler
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PINAR KORKMAZ
Danışman: AYŞE BOYVAT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yama Testinin Alerjik Kontakt Dermatit Hastalarında Uzun Dönemde Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi ve Bu Etkide Rol Oynayan Faktörler Amaç: Alerjik kontakt dermatitin (AKD) hastaların yaşam kalitesini belirgin düzeyde etkilediği bilinmektedir. Önceki çalışmalarda yama testini takiben hastaların yaşam kalitesinde gelişme kaydedildiği gösterilmiştir. Ancak, bu hasta popülasyonunda gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonraki tutum, testten yararlanma durumu, tespit edilen pozitif reaksiyonların hatırlanma düzeyi ve etkilendiği faktörler belirsizliğini korumaktadır. Tüm bu noktaların aydınlatılması hastalık yönetiminde yol gösterici olması bakımından önem taşımaktadır. Çalışmamızda; yama testinin ekzema şiddeti ve yaşam kalitesi üzerine etkisi, yama testi sonrası alerjik kontakt dermatit hastalarında klinik seyri etkileyen prognostik faktörler, tespit edilen alerjenlerin uzun dönemde hatırlanma oranı ve ilişkili olduğu faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı' na başvuran ve AKD ön tanısıyla yama testi uygulanan 111 hasta dahil edildi. Yama testinde tespit edilen pozitif reaksiyonlarla klinik korelasyonun gösterildiği hastalar 1. gruba (AKD hasta grubu), yama testi negatif olan veya yama testinde tespit edilen pozitif reaksiyonla klinik korelasyonun gösterilemediği hastalar 2. gruba (kontrol grubu) kaydedildi. Tüm hastalar yama testi öncesinde ve testten 6 ay sonra Ekzema Şiddet İndeksi (EŞİ) ve Dermatoloji Yaşam Kalite İndeksi (DYKİ) ile değerlendirildi. AKD grubundaki hastalarda prognozu etkileyebilecek faktörler (mesleksel AKD, çoklu antijen pozitifliği, kronik dermatoz üzerinde sekonder duyarlanma) araştırıldı. AKD hastaları 6. ayda belirlenen alerjen/alerjenleri hatırlama, teması önleme ve yama testinden faydalanma konularında ayrıca değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya AKD ön tanılı 111 hasta alındı. Altıncı ay kontrole gelmeyen 9 hasta çalışma dışı bırakıldı. Çalışmayı tamamlayan 102 hastadan belirlenen alerjen/alerjenlerle klinik tablo arasında korelasyon saptananan 51' i AKD grubuna kaydedilirken; 51 hasta kontrol grubuna dahil edildi. İki grup arasında cinsiyet dağılımı, yaş, hastalık süresi, eğitim düzeyi ve ekzema şiddeti açısından farklılık bulunmamaktaydı. Atopi öyküsü bulunan hastalar AKD ve kontrol grubunda sırasıyla %7.8, %27.5 oranında olup, kontrol grubunda daha fazlaydı (p=0.009). AKD hastaların %45' inde mesleki maruziyet (MAKD), %13' ünde topikal uygulanan tedaviler (iyatrojenik AKD) nedeniyle gelişmişti. Bu gruptaki hastaların %49' unda ek alerjen pozitifliği mevcuttu. Yama testi sonrası yapılan bilgilendirmeleri takiben altıncı ayda, hem AKD hem kontrol hasta grubunun EŞİ ve DYKİ ortalamalarında gerileme kaydedildi (p=0.004, p=0.002). Ancak AKD grubunda iyileşme daha belirgindi (p=0.000, p=0.001). MAKD' i olanlarda mesleki olmayan AKD olgularına göre (p=0.020, p=0.046), kronik dermatozun eşlik etmediği olgularda iyatrojenik AKD olgularına göre (p=0.006, p=0.041), tek antijen pozitifliği olanlarda da birden fazla antijen pozitifliği olanlara göre (p=0.000, p=0.000) EŞİ ve DYKİ' ndeki düzelme daha belirgindi. Tanıdan altı ay sonra tespit edilen alerjenler hastaların %75' i tarafından doğru olarak hatırlandı. Hatırlama durumu ile yaş ve eğitim düzeyi arasında bir ilişki gösterilemezken (p=0.330, p=0.124); bazal EŞİ, DYKİ skorlarının düşük olması (p=0.016, p=0.038), erkek cinsiyet (p=0.043) ve birden fazla antijen pozitifliği (p=0.001) ile negatif korelasyon saptandı. Tespit edilen pozitif reaksiyonları hatırlayanların 6. aydaki EŞİ ve DYKİ skorları hatırlamayanlara göre daha düşüktü (p=0.003, p=0.000). Yama testini takiben ürün/yaşam tarzı değişikliği konusunda yapılan önerilere hastaların %82' si kısmen ya da tam uyum sağladı. MAKD olgularının %35'i meslek değişikliği yaparken, % 43'ü koruyucu tedbirler alarak maruziyeti önlemeye çalıştı. Yaşam tarzı değişikliği önerilerine tam uyum gösteren hastalar, önerileri kısmen yapanlara göre belirgin düzelme kaydederken (p=0.003); önerileri yerine getirmeyen hastaların EŞİ ve DYKİ skorlarında başlangıca göre artış olduğu izlendi (p=0.000). Meslek değişikliği yapanlarla karşılaştırıldığında, koruyucu tedbirler alarak mesleğe devam eden hastalarda dermatitin iyileşme oranı daha düşüktü (p=0.035). Altıncı ay kontrolde en kötü EŞİ ve DYKİ skorları hiçbir değişiklik yapmadan mesleğe devam eden hastalara aitti (p=0.000). AKD olgularının %70' i dermatitlerinde kısmen ya da tamamen düzelme kaydettiler ve yama testi hastaların %72' si tarafından yararlı bulundu. Sonuç: Alerjik kontakt dermatitte iyileşme sorumlu alerjenle temasın önlenmesine bağlıdır. Çalışmamızda AKD hastalarından izlemde sorumlu alerjenleri doğru olarak hatırlayan, uygun yaşam tarzı değişikliği ve imkan olduğunda meslek değişikliği yapanların EŞİ ve DYKİ' nde belirgin düzelme kaydedilmiştir. Yama testi öncesinde EŞİ değeri yüksek olan ve yaşam kalitesi belirgin düzeyde etkilenen hastalarda sorumlu alerjen hatırlama oranının daha yüksek olduğu, uygun yaşam tarzı değişikliği ve meslek değişikliğinin daha yüksek oranda yapıldığı saptanmıştır. Çoklu antijen pozitifliği ve kronik bir dermatoz üzerinde sekonder AKD gelişimi ise prognozu kötü yönde etkileyen faktörler olarak belirlenmiştir. Alerjenin doğru olarak hatırlanması kadın hastalarda daha fazlayken, eğitim düzeyi ile ilişki gösterilememiştir. Bu nedenle AKD li hastalarda yama testi sonuçlarının klinik uyum açısından doğru şekilde değerlendirilmesi, hastaların pozitiflik saptanan alerjenler ve bu alerjenlerle temasın kesilmesini sağlayacak önlemler konusunda açık ve sade bir dil kullanılarak detaylı olarak bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.