Üst gastrointestinal kanaması olan bebek ve çocukların retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PARVANA JAFARLI
Danışman: Ceyda Tuna Kırsaçlıoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Üst gastrointestinal (Gİ) kanama çocuklarda farklı yaşlarda, farklı nedenlerle ve değişen şiddette görülebilmektedir. Bu çalışmada üst Gİ kanama ile izlenen bebek ve çocuklarda kanamaya yatkınlık oluşturan durumların ve kanama nedeninin belirlenmesi, klinik izlemlerinin ve verilen tedavilerin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Gastroenteroloji Bilim Dalı'nda 01.01.2012-28.02.2023 tarihleri arasında üst Gİ kanama ile izleme alınan, 1 ay-18 yaş arasındaki 57 bebek ve çocuğun başvurudaki demografik verilerini, klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulgularını, uygulanan tedavi ve izlem sürelerini değerlendirmek için dosyaları geriye dönük olarak tarandı. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 13,8 6,9 yıl olup, 26'sı (%45,6) erkekti. Başvuruda 31'inde (%54,4) taze kanlı kusma, 16'sında (%28,1) kahverengi kusma, 10'unda (%17,5) hem taze kanlı kusma ve hem de kahverengi kusma saptandı. Yirmi bir hastada (%36,8) melana da eşlik ediyordu. Hastalarda en sık görülen belirti mide ağrısı (20 hasta, %35) idi. Hastaların 52'sine (%92,9) tanısal amaçlı üst gastrointestinal sistem endoskopisi yapıldı. Öykü, fizik inceleme ve laboratuvar değerlendirmede kanamaya yatkınlık oluşturabilecek durumlar açısından 15 hastada (%26,3) çok sayıda şiddetli ardarda ya da öğürerek kusma, 6 hastada (%10,5) trombositopeni, 5 hastada (%9,6) INR uzunluğu, 5 hastada (%8,7) ibuprofen kullanımı, 4 hastada (%7) portal ven trombozu, 4 hastada (%7) Helikobakter pilori enfeksiyonu, 3 hastada (%5,3) gastrostomi varlığı, 2 hastada (%3,6) kronik karaciğer hastalığı, 1 hastada (%1,8) yenidoğan döneminde göbek kateterizasyon öyküsü, 1 hastada (%1,8) nazogastrik sonda varlığı, 1 hastada (%1,8) diyafragma hernisi olduğu belirlendi. Üst gastrointestial sistem endoskopisi 18/52 hastada (%34,6) ilk 24 saatte yapılmıştı. İlk 24 saatte endoskopi yapılan hastaların %66,4'sında (12/18), daha geç yapılanların %17,6'sında (6/34) neden saptanmıştı. Öykü ve görüntüleme yöntemleri ile hastaların %73,6'sında üst Gİ kanama ilişkili en az bir neden saptandı. Üst Gİ kanama %71,5'inde mukozal lezyonlar, %28,5'inde vasküler lezyonlar ile ilişkili idi. Hastaların %35,7'sinde (15 hasta) Mallory Weiss yırtığı, %11,9'unda (5 hasta) özofagusda erozyon, %9,5'inde (4 hasta) midede aftöz ülser, %2,4'ünde (1 hasta) özofagusda ülser, %2,4'ünde (1 hasta) bulbusda erozyon, %2,4'ünde (1 hasta) bulbusda ülser, %2,4'ünde (1 hasta) duodenum ülseri, %2,4'ünde (1 hasta) duodenumda erozyon, %2,4'ünde (1 hasta) Meckel divertikülü ilişkili mukozal kanama, %16,6'sında (7 hasta) özofagus varisi, %4,7'sinde (2 hasta) mide varisi, %2,4'ünde (1 hasta) midede hemanjiom, %2,4'ünde (1 hasta) midede vasküler ektazi, %2,4'ünde (1 hasta) portal gastropati ilişkili vasküler nedenli kanama olduğu belirlendi. Üst Gİ kanama olan hastaların hepsi hastanede yatırılarak izleme alındı. Beş (%8,7) hasta ortanca 4 gün (1-10 gün) süreyle yoğun bakımda izlendi. Başvuruda hastaların tümünün ağızdan beslenmesi kesildi ve damardan sıvı desteği verildi. Dokuz (%15,8) hastaya sıvı yüklemesi yapıldı. Hastaların 56'sına (%98,2) nazogastrik sonda takıldığı ve izlemde 7 (%12,2) hastanın aktif ve yoğun kanaması olduğu saptandı. Nazogastrik sondanın ortanca 1 günde (1-9 gün) çıkartıldığı ve ortanca 2 günde (1-10 gün) ağızdan beslenmenin başlandığı belirlendi. Hastaların ortanca hastanede yatarak izlem süreleri 2 gün (1-33 gün) idi. Elli üç (%91) hastaya proton pompa inhibitörü (PPİ), 5 hastaya (%8,7) H2 reseptör antagonisti (H2RA), 15 hastaya (%26,3) sükralfat, 4 hastaya (%7) antiasit tedavisi verildiği saptandı. Aktif kanaması olan 3 (%5,4) hastaya okterotid, 1 (%3,5) hastaya transamin tedavisi verildi. On hastaya (%17,2) K vitamini desteği yapıldı. Aktif varis kanaması olan 9 hastadan ikisine (%22) Sengstaken Blackmore tüpü takıldı. Özofagus varisi olan hastaların %88,8'ine (8/9) bant ligasyonu, %22'sine (2/9) sklerozan tedavi, mide varisi olan hastaların %11,1'ine (1/9) sklerozan tedavi yapıldı. Hemoglobin değerinde >2gr/dl düşme olan 8 (%14) hasta vardı. Klinik izlemde, bir hasta kanama durduktan 32 gün sonra son evre karaciğer yetmezliği nedeniyle, diğer bir hasta ise kanama durduktan 10 gün sonra dissemine intravasküler koagulasyon bozukluğu sebebiyle kaybedildi. Sheffield skorlamasına göre 9 hastanın klinik olarak anlamlı kanaması vardı (Skor≥8). Klinik olarak anlamlı kanaması olan hastalarda başvuruda ateş (p<0,001), hipotansiyon (p<0,001), kapiller dolum zamanında uzama (<0,001), solukluk (p<0,005), dehidratasyon bulguları görülme sıklığı (p<0,01) ile sıvı yükleme (p<0,003), eritrosit desteği (p<0,001) ve yoğun bakım izlem gereksinimi (p<0,001) istatistiksel olarak daha sık olduğu belirlendi. Hastaların 33'ü (%59,6) taburcu olduktan sonra çocuk gastroenteroloji polikliniğimizde ortanca 4 ay (1-33 ay) süreyle izlendi. Bu izlem süresinde ortanca 3 ay (1- 48 ay) PPİ, ortanca 1 ay (3-6 ay) sükralfat kullanmışlardı. Uzun dönem izlemde 8 (%14) hasta hemoglobin düşüklüğüne yol açan aşikar bir Gİ kanama ile tekrar başvurmuştu. Onbeş hastada (%26,3) anemi gelişti. Beş hastada (%35,7) demir tedavisi ile anemi düzeldi, 9 (%64,2) hastada tedavi ile düzelme olmadı. Sonuç: Sonuç olarak bu çalışmada üst Gİ kanaması olan çocuklarda en sık tekrarlayan öğürerek kusmaya bağlı Mallory Weiss yırtığı ilişkili mukozal kanama görüldüğü, Sheffield skorlama sisteminin hastaların kanama şiddetini, hemodinamik durumunu belirlemede ve tedavi seçiminde destekleyici olduğu, uzun süreli izlemde aşikar bir kanama olmasa da hemoglobin izleminin önemli olduğu belirlendi. Anahtar kelimeler: Çocuk, hematemez, Sheffield skorlaması, üst gastrointestinal kanama