Geriatrik yaş grubunda asemptomatik bakteriüri ve semptomatik üriner sistem infeksiyonu sıklığı
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2006
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT VARLI
Danışman: Tahsin Murat Turgay
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Geriatrik Yaş Grubunda Asemptomatik Bakteriüri Ve Semptomatik Üriner Sistem İnfeksiyonu Sıklığı Asemtomatik bakteriüri, genitoüriner sisteme ait semptomlar olmadan ard arda alınan iki idrar örneğinde £105 koloni/ml veya daha fazla miktarda aynı organizma (veya organizmaların) bulunmasıdır. Genitoüriner sisteme ait sık idrara çıkma, idrarda yanma hissi, sıkışma hissi, idrar kaçırma, suprapubik hassasiyet, lomber ağrı veya hassasiyet, ateş gibi semptomların birkaçının varlığında ise üriner sistem infeksiyonundan bahsedilir. Geriatrik yaş grubunda bakteriüri prevalansı kadınlarda daha yüksek olmakla birlikte, her iki cinste de yaşlanma ile birlikte belirgin artış görülmektedir. Populasyon çalışmalarında kadınlarda prevalans %6-20 iken erkeklerde bu oran %5-10'lar düzeyindedir. Bu oranlar bakımevi, hastane gibi kurumlarda kalan yaşlılarda belirgin olarak artar. Klinisyen için ÜSİ ve ASB'nin ayrımı zor olabilir. Bu iki antite birbiriyle ilişkili görülse de yaşlılar için tedavi yaklaşımlarının farklı olması nedeniyle klinik ayrımı önemlidir. Teşhisde kullanılan idrar kültürü en önemli tanı aracıdır, idrar dipstik testleri ve idrar mikroskopisi hızlı tanı yöntemlerindendir. Ancak bu testlerin özgüllük ve duyarlılıkları farklılık gösterir. Gerek ASB gerekse ÜSİ'de E.coli, yaşlılarda en sık izole edilen bakteridir. Yaşlılarda gençlere göre antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalar daha sık görülmektedir. Bizde çalışmamızda toplumda yaşayan ayaktan başvuran yaşlılarda asemptomatik bakteriüri ve üriner sistem infeksiyon sıklığının, risk faktörlerinin, etken mikroorganizmaların ve antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi ve en önemli teşhis yöntemi olan idrar kültürü ile idrarda lökosit sayımı ve dipstik ile lökosit esteraz, nitrit tayini yöntemlerinin özgüllük ve duyarlılıklarının belirlenmesini amaçladık. Çalışmamıza Ocak 2004- Eylül 2005 tarihleri arasında A.Ü.T.F. Geriatri polikliniğine ayaktan başvuran ve yaşları 65-93 arasında değişen, toplam 424 olgu alındı. Çalışmaya alınan olgular üriner sistem semptomları ve risk faktörleri yönünden sorgulandı. Kan ve temiz, orta akım idrar kültürleri alınarak laboratuara ulaştırıldı. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde bakteriüri prevalansı %7.8 idi. Kadınlarda %11, erkeklerde %2 bulundu. Kadınlarda bakteriüri anlamlı derecede daha fazlaydı (p 0.05). Obez olgularda ve postmenapozal ÜSİ öyküsü olanlarda üriner infeksiyon daha sık görülüyordu. Üriner taş, geçirilmiş üriner operasyon, kadınlarda doğum öyküsü ve inkontinans bakteriüri açısından risk teşkil etmiyordu. CRP düzeyleri ÜSl olan olgularda anlamlı derecede yüksekti (p=0.017). İdrar analizlerinden LE, nitrit testi ve idrar mikroskopisi ile piyüri tayini yöntemlerinin duyarlılıkları düşük, özgüllükleri yüksekti. Bakteriürik olgularda en sık izole edilen bakteri E.coli idi. ÜSİ bulunan 3 olguda (%16.6) ESBL üreten E.coli tespit edildi. Hem ASB hemde ÜSİ'de çoklu ilaç direnci gösteren E.Coli suşları vardı. ASB'de tedavide ilk seçenek antibiyotikler arasında sayılan ampisiline %50'lere varan oranlarda direnç görülürken, TMP/SMX direnci %33, Siprofloksazin direnci %25 idi. ÜSİ'de E.coli'nin gösterdiği ampisilin direnci %42, TMP/SMX direnci %17, Siprofloksazin direnci %14, sulbaktam-ampisilin direnci ise %9 idi. ESBL üreten E.Coli suşları ise oral penisilinlere, sefalosporinlere, florokinolonlara %100, amikasin ve TMP-SMX'e ise %33 direnç gösteriyorlardı. Sadece imipenem, piperasilin-tazobaktam, tikarsilin-klavulanik asit ve nitrofurantoine tam duyarlılık görüldü. Sonuçta bakteriüri yaşlılarda sık görülmektedir. Kadınlar, daha önce ÜSl hikayesi olanlar ve obezler daha fazla risklidirler. Üriner taş, üriner operasyon, inkontinans ve kadınlarda doğum sayısı bakteriüri için risk teşkil etmemiştir, idrar dipstik testleri ve piyürinin infeksiyon tanısında değeri kısıtlıdır. Ancak üriner infeksiyonu dışlamada kullanılabilir. Yaşlılarda E. Coli en sık izole edilen patojen olup, toplumda yaşayanlarda da TMP/SMX gibi klasik ilk seçenek antibiyotiklere artan dirençler dikkati çekmektedir. Bu dirençler intrensek yolla olduğu kadar toplumda antibiyotiklerin sık kullanımına bağlı olarak sonradan da gelişebilir.Genelde kurumlarda yaşayanlardaki infeksiyonlarda izole edilen ESBL üreten gram negatif basillerin toplumda da görülmeye başlaması önemlidir. Bu konuda ve alınacak önlemler ile ilişkili olarak yapılacak yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar sözcükler: antibiyotik duyarlılığı, bakteriüri, idrar dipstik testleri, risk faktörleri, yaşlı 32