Cinsel gelişim bozukluğu olan proksimal hipospadiaslı hastalarla primer proksimal hipospadiaslı hastaların uzun dönem sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ANAR QURBANOV

Danışman: AHMET MURAT ÇAKMAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Cinsel gelişim bozukluğunun eşlik ettiği proksimal hipospadiaslı hastalarda primer olgulara göre atipik anotomi ve hormonal düzensizlik mevcuttur. Bu nedenle de bu hastaların cerrahi onarım sonrası uzun dönem sonuçlarının farklılık göstere bileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada klinikte takip edilen cinsel gelişim bozukluklarının eşlik ettiği tüm proksimal hipospadias hastaları ile primer proksimal hipospadiaslı hastaların uzun dönem sonuçlarının karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve yöntem: 2007 – 2019 yılları arasında proksimal hipospadias tanısıyla düzeltici ameliyat uygulanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların ameliyat öncesi sosyodemografik ve anotomik verileri, ameliyat verileri, ameliyat sonrası komplikasyonları, cinsel gelişim tipleri geriye dönük olarak tarandı. Hastalar iki gruba ayrıldı. İlk gruba proksimal hipospadiasa eşlik eden cinsel gelişim bozukluğu olan hastalar (Grup I), ikinci gruba izole proksimal hipospadias anomalisine sahip hastalar (Grup II) dahil edildi. Her iki grup gruptaki hastaların verileri istatistiksel olarak karşılaştırıldı ve komplikasyon nedenleri araştırıldı Bulgular: İki grup arasında üretral komplikasyonlar açısından fark saptanmadı. Ameliyat yaşı arttıkça darlık ve tekrar düzeltici ameliyat ihtiyacı artmaktaydı. Meatal darlık üretrakutanöz fistül oluşumuna etki etmekteydi, fakat bu istatistiksel olarak anlamlı değildi. Düşük Testosteron düzeylerinin üretrokutanöz fistül oluşumunu artırdığı görüldü. Cinsel gelişim bozukluğunun eşlik ettiği hastalarda ameliyat yaşı daha yüksek, mea lokalizasyonu daha proksimal, onarım aşaması daha fazla, inmemiş testis ve utrikül eşlik etme oranı daha yüksekti. Sonuç: Cinsel gelişim bozukluğu üretral komplikasyonları artırmasa da, bazal testosteron düzeylerinin üretrokutanöz fistül gelişiminde risk faktörü olduğu gösterilmiştir. Penoskrotal hipospadiaslı tüm hastalar ilk başvurularında hem cerrahi, hem de endokrinolojik açıdan değerlendirilmeli, serum hormonal profili öğrenilmelidir. Hastalar bu sonuçlara göre değerlendirilmeli ve uygun tedavi planı yapılmalıdır. İeri hasta yaşının komplikasyon oranlarını artırması nedeniyle hastaların mümkün olduğunca erken yaşlarda ameliyat edilmesi gerekmektedir.