Sıçanlarda oluşturulan deneysel hiperklukagoneminin insulin direnci ve tip 2 diabetes mellitus gelişiminde olası rolü.
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2007
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AZAD CAFEROV
Danışman: RIFAT EMRAL
Özet:Glukagon, glukoz dengesinin sağlanmasında önemli ve kritik rollere sahiptir. Hiperglukagonemi ve insulin/glukagon oranının glukagon lehine değişmesinin, hiperglisemiyle ilişkili koşullann gelişmesi ve devamında önemli patolojik durumlar olmaları mümkündür. Glukagon salgısı artışı diyabet gelişiminde etken olabilir. Bu çalışmada amaç devamlı hiperglukagonemi oluşturulan sıçanlarda diyabetik fenotipin gelişiminin mümkün olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya alınan 30 sıçan l O'arlı üç gruba ayrılarak birinci gruba 14 gün süreyle mini-osmotik pompalarla 35 |ag/kg/gün (grup 1), ikinci gruba 70 (ig/kg/gün (grup 2) glukagon infüzyomı verilirken kontrol grubunu oluşturan üçüncü gruba ise aynı sürede serum fizyolojik infüzyonu (grup 3) uygulanmıştır. Sıçanların bazal olarak ve hiperglukagonemi oluşturulduktan sonra alınan serum glukoz ve insulin düzeyleri ölçülmüş, alman kas doku örneklerinde insulin reseptör düzeyleri ile pankreaslarında beta hücre rezervleri immunhistokimyasal yöntemle ölçülerek sonuçlar kontrol grubuyla karşılaştmlmıştır. Kas dokusunda izlenen insulin reseptörleri 1-3 arası derecelendirilerek değerlendirilmiştir. Pankreas örneklerinde, her olguda 5 adacıkta insulin ile boyanma gösteren beta hücreleri sayılmış ve ortalaması alınarak beta hücre sayısı saptanmıştır. Glukagon infüzyonu yapılan gruplarla kontrol grubu sıçanlar karşılaştırıldığında plazma glukoz düzeylerinin anlamlı fark göstermediği saptanmıştır (p>0,05). Ortalama insulin düzeyi grup l'de 1,20±0,79 ng/ml, grup 2'de 0,58±0,19 ng/ml, grup 3'de ise 1,12+0,87 ng/ml idi. İnsulin düzeyleri arasında da üç grup arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05). Glukagon infüzyonu uygulanan gruplarda, istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmasa da, infüzyon dozuyla ters orantılı olarak insulin düzeylerinde bir düşme meyli dikkati çekmiştir. Hiçbir grupta hiperglisemi gelişmemiştir. Yine pankreas |3 hücre rezervinin gruplar arasında farklılık göstermediği görülmüştür (p>0,05). Daha yüksek doz (70 (ig/kg/gün) glukagon infüzyonu yapılan grupta, bazale göre deney sonunda insulin reseptör düzeylerinde artış görülmüştür (Grup l'in ortalama insulin reseptör düzeyi 1,70+0,67 iken, grup 2'nin 1,50±0,52, grup 3'ün ise 1,50+0,85 bulunmuştur). İnsulin reseptörlerinde saptanan bu artış, daha düşük doz glukagon infüzyonu alan deney grubundan ve glukagon infüzyonu yapılmayan kontrol grubundan anlamlı olarak daha fazladır (p<0,001). Sonuç olarak sıçanlarda oluşturulan deneysel süreğen hiperglukagonemi 14 günlük bir sürede diyabet geliştirmemiş, insulin düzeylerinde belirgin ve anlamlı değişikliklere yol açmamıştır. Hiperglukagonemi insulin reseptör ekspresyonununda bir artışa neden olmuştur. Bu bulgular diabetes mellitusun glukagon salınımında bir artışa sekonder geliştiği savını desteklememektedir. Diyabette görülen hiperglukagonemi nedensel olmaktan çok bir sonuç gibi gözükmektedir.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Hiperglukagonemi, insulin direnci, diabetes mellitus.