Doğum sonrası depresyonun sıklığı, ortaya çıkartan risk faktörleri ve bebeğin anne sütü alımı, uykusu, büyümesi, gelişimi ve davranışı üzerine olan etkileri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, SOSYAL PEDİATRİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2005

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FİLİZ ŞİMŞEK

Danışman: BETÜL ULUKOL

Özet:

99 ÖZET Doğum Sonrası Depresyonun Sıklığı, Ortaya Çıkartan Risk Faktörleri ve Bebeğin Anne Sütü Alımı, Uykusu, Büyümesi, Gelişimi ve Davranışı Üzerine Olan Etkileri Doğum sonrası depresyon (DSD), annelerin % 10-20' sinde ortaya çıkabilen, doğumu izleyen ilk bir yıl içinde görülen depresif semptomlar ve sendromların oluşturduğu heterojen bir grup hastalığı tanımlar. Bu durum özellikle süt çocukluğu ve erken çocukluk döneminde kısa ve uzun dönemde ortaya çıkan bilişsel, sosyal ve davranışsal gelişimde olumsuz etkilere neden olan bir durumdur. Ülkemizde doğum sonrası depresyonlu annelerin bebeklerinin izlenmiş olduğu ve doğum sonrası depresyonun bebekler üzerine olan etkilerinin belirlendiği bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı; (1) sağlam çocuk izlemi amacıyla gelen bebeklerin annelerinde EDSDÖ'ne göre depresyon sıklığını belirlemek, (2) Doğum sonrası depresyonu etkileyen olası risk faktörlerini tanımlamak, (3) bebeğin beş aylık izlemi sırasında doğum sonrası depresyonun bebeğin beslenme, büyüme, gelişim, uyku ve bebeğin anne tarafından algılanan davranış durumu üzerine olan etkilerini belirlemektir. Çalışmaya alman 103 annenin yaş ortalaması 29,5 ± 4,3 yıl, gebelik sayısı 1.8 ± 0.9, bebeklerin gestasyon haftası 38.7 ± 1.2 haftadır. EDSDÖ'nin yüksek depresyon skoru için kesme değeri 12 ve üstü olarak kabul edilmiştir. EDSDÖ'ne göre annelerin %72.8'i (n=75) depresyonsuz, %27.2'si (n=28) ise depresyonlu olarak değerlendirilmiştir. Konsültasyonu kabul eden 21 annenin psikiyatrik değerlendirmesinde %47.6'smda DSD, %52.4'ünde anksiyete, depresif duygu durumu ve uyum bozukluğu gibi diğer doğum sonrası duygu durumu bozuklukları tanılan konmuştur. Yetmiş bir anne ve bebek düzenli olarak beş ay boyunca kontrollere gelmiştir. Bu annelerin değerlendirilmesinde depresyonu olan annelerin anne sütünü erken kestikleri, daha fazla emzirme sorunu belirttikleri ve sürünün yetmediğini daha çok ifade ettikleri gösterilmiştir. İstatistiksel fark olmamakla birlikte bu annelerin bebeğin sık acıktığım ve doymadığını daha fazla oranda bildirdikleri ve ek besine başlama zamanının daha erken olduğu saptanmıştır. Depresyonlu annelerin depresyonu olmayan annelere göre bebeklerinde uyku sorunu olduğunu daha fazla ifade ettikleri gösterilmiştir. Depresyonlu anneler birinci ayda bebeklerinin günlük daha az uyku süresine sahip olduklarını belirtmişlerdir. İstatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte bebeğin haftada düzensiz uyuduğu gün sayısını daha yüksek ifade ettiği gözlenmiştir. Bebeğin gelişimi Denver II gelişimsel tarama testi ile değerlendirilmiştir. Depresyon saptanan üç annenin bebeğinde gelişimsel gerilik kuşkusu saptanmış ve bu bebekler gelişim desteği almıştır. Bebeğin izlemde geçirdiği hastalık sayısı ve bebeklerin büyüme durumu ile annenin depresyon durumu arasında bir ilişki saptanmamıştır. Depresyonu olan annelerin bebeklerini100 daha zor, mutsuz, mızmız, çok ağlayan ve bakımı zor bebekler olarak algıladıkları görülmüştür. Annenin çalışmıyor olması, gebelikte hastalık geçirmesi, gebeliğinde ve önceki gebeliğinde depresyon öyküsü ve doğumda sorun yaşaması DSD için anneye ait risk faktörleri olarak değerlendirilmiştir. Bebekte sağlık sorunu varlığı DSD için bebeğe ait risk faktörüdür. Ayrıca bebeğin sık acıkıyor olduğunun anne tarafından belirtilmesi, bebekte gaz sancısı varlığı ve annenin uyku durumu bozukluğu DSD ile ilişkili bulunmuştur. Sonuçlarımız, sağlıklı çocuk polikliniğinde izlenen bir grup annede doğum sonrası görülen duygu durumu bozukluğu oranının Türkiye'de yapılan diğer tarama çalışmalarına benzer olduğunu göstermiştir. Çalışmayan, gebeliğinde depresyon ve hastalık öyküsü olan, doğumunda sorun olan ve sorunlu bir bebeğe sahip annelerin DSD gelişimi açısından riskli olduğu ve izlenmesi gerektiği saptanmıştır. Doğum sonrası depresyonun bebeğin anne sütü ile beslenmesi, ek besinlere geçmesi ve uykusu üzerine olumsuz etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Annelerin kaygılan ve bozuk emosyonel durumu nedeniyle bebeklerine olumsuz özellikler yükledikleri ve bebeklerini olumsuz algıladıkları gözlenmiştir. DSD sadece anneyi değil bebeğin sağlığı ve bakımını da etkileyen önemli bir durumdur. DSD sıklığının belirlenmesi ve risk faktörlerinin saptanması annenin sağlığı ve bebeğin, beslenmesi, bakımı, gelişimi ve anne-bebek bağlanmasının kurulması açısından önemlidir. Anahtar Sözcükler: Doğum sonrası depresyon, süt çocuğu, beslenme, büyüme, gelişim