Johann Friedrich Herbart'ın eğitim felsefesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, EĞİTİMİN KÜLTÜREL TEMELLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGÜN ŞERİF SAĞDIÇ

Danışman: HASAN HALUK ERDEM

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu araştırmanın amacı J. F. Herbart'ın eğitime dair görüşlerini incelemek, tanıtmak ve Türkçe literatüre kazandırmaktır. Filozofun pedagojik görüşlerinin felsefi görüşleri ile bağını, onun yaşadığı ve sonraki dönemlere muazzam etki edecek olan pedagojiyi bilim halinde sunmasının aşamalarını incelemek ve ortaya koymak da amaçlar arasındadır. Bu araştırmada, Herbart'ın pedagojiye getirdiği orijinal bakış açısının aşamalarını gerek arka planında bulunan araştırmalar gerekse kendi kaleminden çıkmış olan yazılarla ortaya koymak hedeflenmektedir. Filozofun bakış açısını dile getirmek ve filozofu detaylı incelemek adına çok eski tarihli araştırmalardan başlayarak önceki eğitimci ve filozofların eğitim felsefesine katkılarını, Herbart'ın kendi eserlerini ve onu takip ederek fikirlerini hayata geçiren eğitimcilerin çalışmalarını mercek altına alabilmek için içerik analizi yöntemine başvurulmuştur. Araştırma bu eserler üzerine yapılandırılarak Herbart'ın görüşlerinin orijinalliği tartışmaya açılmıştır. Nihayetinde onun modern eğitim düşüncesine arka planda yaptığı katkıların belirlenmesine olanak verileceği düşünülmektedir. Araştırma kapsamında ulaşılan bilgiler ile Herbart'ın dönemin diğer eğitim filozoflarından farklı, çok yönlü bir kişilik olarak hem felsefe hem de bilime katkı sunmuş; pedagojiyi bilimsel bir konsepte oturtarak onu çağdaş eğitim anlayışından hiç de aşağı kalmayacak şekilde zihinsel süreçlerin bir ürünü olarak ele almış olduğu görülmektedir. Günümüzdeki anlayışta eğitimin yalnızca uygulamaya dönük olması, teorik eğitimin küçümsenmesi ve bilginin yalnızca işlevselliği bağlamında görülmesine karşıt olarak, bilimsel paradigmaları içermeyen bir eğitim kuramının öğretimi de içermeyeceği görülmektedir. Bu bağlamda eğitimin bilimsel ve felsefi temellerinin de ülkemizde daha fazla irdelenerek onun ancak zihinsel süreçlerle ve bilimsel yöntemlerle mümkün olduğunun anlaşılması sağlanacaktır. Bu ilerlemenin sağlanması biraz da bu temellere daha önce dayanak oluşturan Herbart gibi önemli eğitim filozoflarının bilinirliği ile mümkün olacaktır.