1980 sonrası İngiliz romanında tarihin kurgusallaştırılması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SAMET KALECİK
Danışman: NAZAN TUTAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Edebi türler arasındaki sınırların belirsizleştiği bir dönem içerisinde İngiliz tarihsel romanı da çeşitli değişiklerden geçerek sürekli bir devinim ve dönüşüm halindedir. Walter Scott ile İngiliz edebiyatında yer almaya başlayan tarihsel roman 1980'li yıllarda hem biçim hem de içerik açısından farklılıklar göstermiştir. Öyle ki, tarihsel roman sadece geçmiş olayları ve dönemi kurgusal anlamda temsil eden bir alt tür olmaktan çıkıp, içerisinde felsefi ve edebi kuramların yer aldığı, anlatısında da diğer roman türlerinde yer alan, modern ve postmodern roman olarak nitelendirilen romanlarda sıklıkla kullanılan anlatı tekniklerinden de yararlanılarak yazılmaya başlanmıştır. Bu durum yeniliğe ve dönüşüme daha fazla açık olan bu türün çeşitli varyasyonlarını da ortaya çıkmıştır. Bu yüzden, özellikle 1980 sonrası yazılan İngiliz tarihsel romanlarının incelendiği bu çalışmada, yenileşen tarihsel romanlar hem biçem hem de içerik açısından değerlendirilerek, bu alt anlatı türünü tanımlamadaki güçlüklerin tespit edilmesi ve çalışmada yeni tarihsel roman olarak adlandırdığımız seçili romanların deneysel özelliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Tarih yazımcı üstkurmaca, tarihi romans, üst tarihsel romans, Yeni Viktorya romanı gibi tanımlamaların tümünü kapsayan yeni tarihsel roman türü hakkındaki tartışmaları belirlemek açısından ilk bölümde çağdaş kuramcı ve düşünürlerin görüşleri çerçevesinde bu romanları tanımlama tartışmasına yer verilmiştir. Çalışmada yeni tarihsel romanın kurgu içerisinde tarihi sorgulama, kurgulama ve yeniden inşa etme misyonları üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, ikinci bölümde bir şairin yaşamı, eserleri ve ölümü üzerinden yapılan tarihsel spekülasyonlar aracılığıyla tarihsel olanı ve olabileceği deneysel bir şekilde anlatan Peter Ackroyd'un Chatterton (1987) romanı, yeni tarihsel roman olarak sanat tarihinin sorgulanması açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde A.S. Byatt'ın Possession (1990) romanı, geçmişte yaşadığı varsayılan karakterler ve gerçek şairleri temsil eden karakterler üzerinden edebiyat tarihinin tartışılması açısından değerlendirilmiştir. Yeni tarihsel bir roman olarak Possession deneysel anlatı yöntemi ve stratejileriyle tarihsel bilgi edinim serüvenini ortaya koyar. Dördüncü bölümde David Mitchell'in Cloud Atlas (2004) romanı ise 19. yüzyıldan uzak geleceğe uzanan bir tarihsel süreç içerisinde geçen, birbiriyle bağlantılı altı farklı hikâyeyi anlatırken, anlatılan tarihsel dönemlere ışık tuttuğu romanı incelenmiştir. Sonuç olarak, incelenen eserler bağlamında 1980 sonrası yazılan İngiliz romanlarında kuramların ve anlatıda deneyselliğin etkisini artırdığı görülmüştür. Deneysel anlatım tekniklerinin kullanıldığı bir alt tür olan yeni ve çağdaş tarihsel romanların özellikleri tespit edilerek tarih ve edebiyatın bir araya getirilerek daha kuramsal bir yapıya büründüğü, bu romanların biçem ve içerik açısından ortak özellikleri ve ayrıştıkları noktalar ortaya konulmuştur.