Güvenlik anlayışının dönüşümü: İttifak kavramı ve NATO


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SUAT DÖNMEZ

Danışman: ÖZLEM KAYGUSUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Tarih boyunca uluslararası sistemin yapısı değiştikçe güvenlik anlayışı ve bu anlayış çerçevesinde şekillenen uygulamalar da değişiklik göstermektedir. 2. dünya savaşı sonrası ortaya çıkan uluslararası sistemin yapısı iki kutupludur. Bir tarafta ABD ve onun müttefikleri, diğer yanda Sovyetler Birliği ve onun müttefikleri olarak belirginleşen bu yapı 1980'lerin sonuna kadar devam etmiştir. Bu dönemin ittifakları da NATO ve Varşova Paktı olarak ortaya çıkmıştır. Devletler sıkı iki kutuplu yapı içinde kendi dış politika amaçlarını serbestçe sürdüremez ve blok politikası içinde kalırken, blok sistemin gevşediği dönemlerde daha serbest faaliyet gösterebilir hale gelmiş ve kendi ulusal çıkarlarını serbestçe uygulama olanağı bulabilmişlerdir.İki kutuplu yapı içindeki ittifaklar daha kurumsallaşmış, daha fazla somut yeteneklere sahip ve uzun dönemli uygulamalar olarak belirginleşmişlerdir. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla sona eren Soğuk Savaş dönemi sonrasında uluslararası sistemin yapısı ve bu anlamda iki kutuplu sistem ciddi biçimde değişmiştir. Soğuk Savaş sonrası ortamda varlık sebebini kaybeden NATO kendisini yeni sistemin yapısına ve güvenlik ortamına uydurarak ayakta kalmayı başarmıştır.NATO en üst seviyede kurumsallaşmış bir ittifaktır. Kuruluşundan bu yana birçok alanda bu kurumsallaşmasını karar alma yöntemi, ortak bütçe uygulamaları vb. somut uygulamalara dönüştürmüştür. Ad-hoc tipi koalisyon örgütlenmeleri ise bu özelliklere sahip değildir. Ancak koalisyonlar da başka bazı alanlarda kurumsal ittifaklara göre üstünlüklere sahiptirler. Koalisyonların sıkı bir yapıya sahip olmamaları ve bu nedenle de uzun vadeli yükümlülükler altına girmemeleri nedeniyle, üye devletler çıkarları değiştiğinde kolaylıkla bu angajmanlardan sıyrılıp yeni başka yapılar içinde ulusal çıkarlarını realize etme şansına sahip olabilirler.Soğuk savaş sonrası uluslararası sistemin yapısı bazılarına göre tek kutuplu, bazılarına göre çok kutuplu ve hatta bazı görüşlere göre de kutupsuzdur. Ancak kesin olan tek şey, artık sistemin iki kutuplu olmadığıdır. Dolayısıyla, Soğuk Savaş sonrası dönemde ad-hoc tarzı koalisyon oluşumları daha sık olarak görülebilecektir. Bu şekilde büyük devletler daha avantajlı konumda koalisyon oluşturarak çıkarlarını elde ederek ve çokulusluluk sayesinde eylemlerini haklı zemine oturtma imkânı bulurken, onlara katılan küçük devletler de normal şartlarda elde edemeyecekleri paylara ulaşabileceklerdir. Ancak yine de bu durumda güçlü devletler daha serbest hareket etme imkânına kavuşabilecek ve kurumsal ittifak yapılarının küçük devletlerin haklarını koruyan yapısından yoksun kalmaları onları istemedikleri durumlarla karşı karşıya kalmalarına neden olabilecektir.