Testis germ hücre tümörlü hastalarda kemoterapinin immün yaşlanmadaki rolü
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUTKU ÜNVER
Danışman: YÜKSEL ÜRÜN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Cisplatin tabanlı kemoterapi şemaları testis germ hücre kanserinin standart tedavisidir . C isplatinin hücresel yaşlanmayı hızlandırabileceği düşünülmektedir . Bu hastalarda özellikle immün hücrelerde meydana gelebilecek prematür yaşlanma ( kardiyovasküler hastalıklar, en feksiyon ve ikincil kanser ler den kaynaklı geç mortalitede rol oynayabilir. Yaşlı immün hücrelerin proliferatif potansiyel, DNA tamir fonksiyonları ve sağkalım sinyalleri gibi yaşla ilişkili parametreleri genç hücrelere göre değişiklik göstermektedir. Bu tezde kemoterapinin moleküler yaşlanma üstündeki rolü, remisyondaki testis germ hücre tümörlü hastaların immün hücrelerindeki yaşla ve siklusla ilişkili biyobelirteçler olan CDK2, CDKN2A, P53, SIRT1, SIRT2, PCNA, RRM2, RAD51, CDC25B ve M SH2 üzerinden araştırılmıştır. Hasta grubunun periferik kan mononükleer hücrelerindeki gen ifadeleri benzer yaştaki sağlıklı gönüllülerle karşılaştırılarak çalışılmıştır. Kandan izole edilen mononükleer hücrelerden ve parafine gömülü tümör bloklarından alı nan kesitlerden RNA izolasyonu yapılarak cDNA sentezi gerçekleştirilmiş ve gen ifadeleri qPCR yöntemiyle tespit edilmiştir. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında hastalarda CDK2, CDKN2A, P53, PCNA, SIRT1 ve MSH2 ifadelerinin anlamlı olarak azalırken, SIRT2 ve CDC25B ifadelerinin anlamlı olarak arttığı bulunmuştur. Genel anlamda tamir elemanları ve siklus elemanlarının ifadeleri arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir. Lenfatik evreleme ile kan mononükleer hücrelerinde CDK2, SIRT2 ve MSH2 ifadeleri arasında ve tümör çapıyla mononükleer hücrelerdeki CDC25B ifadesi arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Sonuçlarımız hasta mononükleer hücrelerinde prematür senesans olabileceğini ve bunun P53'ten bağımsız bir yolak vasıtasıyla gerçekleşiyor olabileceğini düşündürmektedir. Bu duruma testis tümörünün kendisinin yol açması mümkün olabileceği gibi, kullanılan kemoterapi ile de ilişkili olabileceğini düşünüyoruz. Daha ileri araştırmalar ile bu konunun aydınlatılması gerekmektedir.