16. Yüzyıldan Günümüze Kürtlere Yönelik Politikaların Sınır Kavramı Bağlamında Tarihsel Analizi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SERDAR ÇAGIRGA
Danışman: MELEK MELAHAT FIRAT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Osmanlı ve İran imparatorlukları ile Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin Kürt politikalarını mukayeseli bir şekilde ve sınır kavramı bağlamında inceleyen bu tez, bahsi edilen imparatorluklar ile Kürtler arasında imparatorluk biriminin yönetme anlayışından ileri gelen bir "ortaklığın" kurulduğunu, ancak 19. yüzyılın ilk yarısında başlayan ve 20. yüzyıla yayılan merkezileşme ve modernleşme girişimleriyle "bir arada yaşama" zemininin ortadan kalktığını öne sürmektedir. Bu hususta, ilk olarak, merkezileşme ve modernleşme süreçleriyle eş anlı olarak, sınır boylarından ulusal devlet sınırlarına (frontier'dan boundary ve border'a) doğru bir dönüşümün yaşandığı ve sınır anlayışında yaşanan bu dönüşüme, Osmanlı ve İran imparatorluklarının merkezi iktidarlarıyla Kürtler arasında bir ara tabaka olarak duran emirliklere son verildiği vurgulanmaktadır. Akabinde, modernleşme ve merkezileşme hamlelerinin dağılmaktan kurtaramadığı Osmanlı ve İran imparatorluklarının yerine Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin kurulduğu, bu devletlerin merkezi iktidarlarıyla "aracı kurumları" olmadan baş başa kalan Kürtlerin "tebaa"dan "vatandaş"a dönüşürken, karşı milliyetçi istemleri ve hareketleriyle ontolojik bir tehdit kaynağı olarak görülmeye başlandıkları savlanmaktadır. Bu savı desteklemek için, çalışmanın odağındaki dört devletin kendi aralarında akdettikleri sınır antlaşmaları ve güvenlik protokolleri ile Sadabad ve Bağdat Paktlarının kurucu metinlerinin Kürtler bağlamındaki hükümleri örnek gösterilmektedir. Tez, sosyo-ekonomik yapıları, dilsel, etnik ve toplumsal kompozisyonları bakımından farklılaşan bu devletlerin, tüm bu farklılıklarına karşın, yüz yıla yaklaşan süreçte Kürt milliyetçi hareketlerden kaynaklanan tehdit konusunda ortak bir eylem alanını inşa ettiklerini ve egemenliklerinin selametini dörtlü bir sacayağı oluşturarak sağlamaya çalıştıklarını ileri sürmektedir.