DEPRESİF BOZUKLUĞA SAHİP ERGENLERDE ENDOTELYAL DİSFONKSİYONUN SAĞLIKLI KONTROLLERLE KARŞILAŞTIRILMASI


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RABİA ENİŞ

Danışman: Merve Çıkılı Uytun

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Depresyon ve KVH ilişkisi ve bu ilişkiye aracılık eden potansiyel bir mekanizma olan endotelyal disfonksiyonun MDB tanılı ergenler ve sağlıklı kontrollerde endotelyal disfonksiyon belirteçleri sICAM-1, sVICAM-1 ve endocan düzeyleri karşılaştırılarak araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel nitelikte olan bu çalışmada, 13-18 yaş MDB tanılı 20 ergen araştırma grubunu ve herhangi psikiyatrik bozukluğu olmayan 13-18 yaş 20 ergen ise sağlıklı kontrol grubunu oluşturmuştur. Her iki gruptaki çocukların bir psikiyatrist tarafından ruh sağlığı muayeneleri yapılmış, her iki gruba da Revize Edilmiş Çocuk Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (ÇADÖ-R) doldurtulmuştur. Sosyodemografik form araştırmacı tarafından katılımcılar ve bakımverenlere sorularak doldurulmuş, depresyon şiddeti ve işlevsellik Global Değerlendirme Ölçeği (GAS) ve Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HAM-D) kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların boy, kilo, kan basıncı ölçümleri yapılmıştır. Tüm katılımcılardan sabah 09:00-10:30 saatleri arasında alınan periferik venöz kan örneklerinden sICAM-1, sVICAM-1 ve endocan belirteçleri ELISA yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Bulgular: sICAM-1, sVICAM-1 ve endocan düzeyleri gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık göstermemiştir. Depresyon şiddeti, süresi, geçirilen depresif atak sayısı ile sICAM-1, sVICAM-1 ve endocan düzeyleri arasında korelasyon saptanmamıştır. Sonuç: Mevcut çalışma bilindiği kadarıyla ergen popülasyonda depresyon ve endotelyal disfonksiyonu sICAM-1, sVICAM-1 ve endocan düzeyleri ile araştıran ilk çalışmadır ve depresyon ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişkiyi açıklamada literatüre katkı sağlamaktadır. Özellikle erişkin dönemdeki kardiyovasküler hastalıkların patofizyolojik temellerinin çok daha erken dönemlerde başladığı düşünüldüğünde depresyon ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişkiyi açıklayacak geniş örneklemli takip çalışmalarına ihtiyaç vardır.