Yağ Asidi Amid Hidrolaz (FAAH) rs324420 Polimorfizminin Metamfetamin ve/veya Eroin Kullanan Bireylerde Dürtüselliğe Etkisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Adli Bilimler Enstitüsü, Adli Biyoloji Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Özlem Arat
Danışman: Dilek Akyüzlü
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Dünya genelinde madde kullanım bozukluğu görülen kişi sayısı günden güne hızla artmaktadır. Bu artışa bağlı olarak enfeksiyon hastalıklarının ve ölüm olaylarının oranları da artmaktadır. Son 1-2 yıl üzerinden değerlendirilmek üzere yapılan araştırmalar eroin kullanımının düşüşte olduğu veya stabil kaldığı, metamfetamin kullanımının ise günden güne arttığını göstermektedir. Türkiye'de son zamanlarda metamfetamin kaynaklı ölümlerin arttığı ve bunu ikinci sırayla eroinin izlediği bilinmektedir. Çoklu madde kullanımı da günden güne artmakla beraber, opioid ve metamfetaminin birlikte kullanılması son zamanlarda popüler hale gelmiştir. Endokannobinoid maddeleri hidrolize eden enzimlerden biri olan FAAH (Yağ asidi amid hidrolaz) beynin kannobinoid sinyal mekanizmalarından yoksunluk semptomlarına kadar çeşitli nörodavranışsal süreçlerde rol oynar. FAAH geni ise madde kullanım bozukluklarında aday gen olarak görülmektedir. FAAH'ın hidrolize ettiği bir nörotransmitter madde olan anandamidin (AEA), diğer bir nörotransmitter madde olan dopaminin salınımını düzenleyebildiği tespit edilmiştir. FAAH gen polimorfizmlerinin madde kullanım bozukluklarına ve beyin ödül sisteminde değişikliklere sebep olduğu bilinmektedir. Çeşitli çalışmalarda FAAH rs324420 polimorfizmi varyantının FAAH aktivitesini düşürerek anandamid artışına sebep olduğu ve dolayısıyla dopamin seviyesini düşürerek bağımlılığı etkileyebildiği gösterilmiştir. Madde kullanım bozuklukları ile ilişkili gen polimorfizmi çalışmaları genellikle direkt olarak etkileşim içinde olan genleri araştırmaktadır. Bu sebeple bu tez çalışmasında madde kullanım bozukluğunu dolaylı yoldan etkileyen FAAH rs324420 polimorfizminin madde kullanım bozukluğu üzerine olan etkisi ve dürtüsellik ile olan ilişkisinin Türk popülasyonunda ilk defa araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışmaya Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Semt Polikliniğin'e yatarak/ayaktan tedavi için başvuran, metamfetamin kullanım bozukluğu (n=100), eroin kullanım bozukluğu (n=100), eroin-metamfetamin kullanım bozukluğu (n=100) tanısı konulan 300 birey ve gönüllü, sağlıklı bireyler (n=100) katılmıştır. Çalışmaya katılan bireyler Barratt Dürtüsellik Ölçeği, Klinik Opiyat Yoksunluk Ölçeği, Opioid Aşerme Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri-II ölçeğini doldurmuşlardır. FAAH rs324420 polimorfizmi, Polimeraz zincir reaksiyonu-Restriksiyon Fragment Uzunluk Polimorfizmi (PCR-RFLP) yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonuçları istatistiksel olarak incelenmiştir. Çalışmamızda eroin kullanım bozukluğu (EKB), metamfetamin kullanım bozukluğu (MKB) ve eroin-metamfetamin kullanım bozukluğu (EMKB) gözlenen bireyler arasında madde kullanım bozukluğu ve dürtüsellik açısından anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ancak EKB ve MKB arasında dürtüsellik açısından anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (p= 0,045). Çalışma sonuçlarımıza göre CC genotipine sahip bireylere kıyasla A alelini taşıyan bireylerin Barratt dürtüsellik ve Beck depresyon ölçeklerinin ortalama puanlarında az da olsa bir artıştan söz edilebilmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada FAAH rs324420 polimorfizminin Türk popülasyonunda EKB, MKB ve EMKB gelişimi üzerinde bir etkisinin olmadığı ilk defa gösterilmiştir. Çalışmaya dahil edilecek olan birey sayılarının arttırıldığı yeni çalışmalarla bulgularımızın doğruluğu kontrol edilmelidir.