Deneysel bilateral üreteral obstrüksiyon oluşturulan köpeklerde peritoneal diyaliz uygulamaları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, VETERİNERLİK İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALİ HAYDAR KIRMIZIGÜL

Danışman: ASLAN KALINBACAK

Özet:

6. ÖZET Deneysel Bilateral Ureteral Obstrüksiyon Oluşturulan Köpeklerde Peritoneal Diyaliz Uygulamaları Bu çalışmada sağlıklı köpeklerde deneysel olarak oluşturulan bilateral ureteral obstrüksiyon sonucu kanda miktarı artan metabolitlerin vücuttan uzaklaştırılması ve kanın biyokimyasal dengesinin korunmasında peritoneal diyaliz (PD) uygulamalarının etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada materyal olarak; 2-7 yaşlarında, 11-25 kg ağırlığında, 4 dişi ve 3 erkek toplam 7 köpek kullanıldı. Çalışmada ureteral obstrüksiyon oluşturmak için beşeri hekimlikte kullanılan Integral ureter stent set içerisinde bulunan klipsler ve peritoneal boşluğa verilen diyalizatın drenajı için beşeri hekimlikte kullanılan kalıcı Tenckhoff kateteri, kullanıldı. Çalışma süresince köpeklerin; iştah, çevreye ilgi, beden ısısı, solunum ve nabız sayılan, mukoza kontrolleri, kusma ve dehidrasyon durumları izlendi. Peritoneal diyaliz tedavisi 6 saat ara ile 2 gün boyunca toplam 8 seans uygulandı. Bu amaçla beşeri hekimlikte kullanılan %1.5'luk glikoz içeren peritoneal diyaliz solüsyonu kullanıldı. Operasyon öncesi (OÖ) ve deneme boyunca 1., 2. ve 3. günlerde hemogram yapıldı. Operasyondan sonra her 3 saatte bir kan alınarak BUN ve kreatinin değerleri Ölçüldü. BUN değeri 90 mg/dL' yi aştığında diyaliz seanslarına başlandı. OÖ ve PD' e başlandıktan sonra her seansın başlangıç ve bitiminde kan alınarak serum BUN, kreatinin, TP, albumin, Na+, K+, Ca2+, Cl* ve P2" değerleri belirlendi. Ureteral obstrüksiyon oluşturulan köpeklerde ortak klinik bulgular olarak depresyon, halsizlik, çevreye karşı ilgisizlik, kusma, dehidrasyon ve mukozalarda solgunluk belirlendi. Operasyon sonrasında WBC önemli oranda artarken RBC, Hb, PCV ve MCV değerleri düşüş gösterdi. Operasyon sonrası 30- 39. saatlerde BUN değeri 90 mg/dL'nin üzerine çıktı. Operasyon yapıldıktan sonra diyaliz başlayıncaya kadar olan dönemde BUN değerinin yanı sıra kreatinin K+ve P2* değerleri önemli oranda yükseldi. Total protein, albumin değerleri düştü. Kalsiyum, Cf ve Na+değerleri değişmedi. 63Peritoneal diyalize başlandıktan sonra, uygulanan her seansın sonunda BUN, kreatinin ve K+ değerlerinin seans başlangıcına göre önemli oranda düştüğü, ancak operasyon öncesi değere göre BUN ve kreatinin değerlerinin hala çok yüksek olduğu belirlendi. Diyaliz uygulamaları, TP, albumin ve fosfor değerlerinde de düşmeye neden oldu. Seanslar sonunda BUN, kreatinin ve P2" değerleri operasyon öncesine göre yüksek, TP, albumin ve CF değerleri ise düşük idi. Köpeklerde peritoneal diyaliz uygulamasında parsiyal omentektomi ile birlikte Tenckhoffkateteri etkili bir şekilde kullanıldı. Sonuç olarak, bilateral tam obstrüksiyon oluşturulan köpeklerde 6 saat ara ile yapılan her diyaliz seansının vücuttaki zararlı metaboKtlerin uzaklaştırılmasında etkili olduğu ancak sağlıklı hayvanlardaki düzeylere kadar düşüremediği ve uygulamalar sırasında Mpoalbuminerni ve hipokloremi gibi durumlarla karşılaşılabileceği, kalıcı TenckhofF kateterin köpeklerde PD tedavisinde güvenle kullanılabileceği kanısına varıldı. Anahtar Sözcükler: Köpek, peritoneal diyaliz, ureteral obstrüksiyon 64