Yerel demokrasi, katılım ve yönetişim: Adana örneği


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TAYLAN KOÇ

Danışman: BİRGÜL AYMAN GÜLER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın ana konusu, temsili demokrasi ve yönetişimci demokrasi yaklaşımlarının temel mekanizmalarıyla demokrasi sorununa yaklaşım tarzlarının ve bu çerçevede yerel demokrasi sorununu ele alış biçimlerinin incelenmesi ve günümüzde yaygın yaklaşım olan yönetişim yaklaşımının aslında yerel demokrasi açısından temsili demokrasinin gerisinde bir durum ortaya koyduğunun sergilenmesidir. Bu yapılırken, sözü edilen demokrasi tiplerinin iktisadi özü ve yönetsel mekanizmaları açıklığa kavuşturulmaya çalışılacaktır. Belirtilen ana önermenin, yerel demokrasi ve katılım mekanizmaları ortaya koyularak ve Adana örneği üzerinden tartışılarak somutlaştırılması çalışmanın alan araştırması kısmını oluşturacaktır.Adana'nın bu çalışmada örnek olarak seçilmesinin nedenlerinden ilki, yönetişim mekanizmasının Adana'da önemli ölçüde işlerlik kazanmış olmasıdır. Yapılan araştırmalardan edinilen bilgiler, Türkiye'de yönetişimin en fazla uygulandığı illerden birinin Adana olduğunu göstermektedir. Bölgesel kalkınma ajansı uygulamasının Türkiye'deki ilk iki örneğinden biri olan Çukurova Kalkınma Ajansı'nın Adana'da bulunması ve ülkedeki ilk yerel gündem 21 uygulamalarından olan Adana Kent Konseyi'nin varlığı, kentteki yönetişim yapısının güçlenmesinde önemli pay sahibidir. Adana'nın bu çalışmada örnek olarak seçilmesinin bir diğer nedeni ise temsili demokrasinin yerel düzeydeki başlıca uygulaması olan belediye kurumunun Adana'da verimli bir inceleme örneği oluşturmasıdır. Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 1994 yılından bu yana kesintisiz olarak aynı yönetici kadronun yönetimdedir.Temsili demokrasi ve katılımcı demokrasi yaklaşımları, yerel demokrasi sorununu kendi düşünsel çerçeveleri içinde ele almaktadırlar. Yerel demokrasi sorununa söz konusu yaklaşımların geldiği son nokta, katılımcılığı artırma iddiasını temel argüman yapan yönetişim yaklaşımıdır. Ancak yönetişim yaklaşımı, demokrasi ve yerel demokrasi açısından temsili demokrasinin bile gerisinde bir durum arz etmektedir. Yönetişimin, kapitalizmin egemen sınıfı olan sermaye sınıfına sağladığı yeni iktidar olanakları nedeniyle sosyal gelişmeyi sağlayıcı ve kamucu anlamda bir katılımcılıkla ilgisi yoktur. Karar gücünü toplumun yalnızca bir sınıfına devretmeye yol açması nedeniyle sınıf diktatörlüğü olarak nitelenebilecek bir örgütlenme kalıbıdır. Bu kalıpta sıkça vurgu yapılan ademi merkeziyetçilik ise, iktidarın merkezi hükümetten yerel yönetimlere devredilmesi ve bu suretle özel sektörle hükümet dışı örgütlerin iktidara ortak edilmeleridir. Bu durum, neo-liberal düşüncenin yarattığı, piyasa aktörleriyle sivil toplum kuruluşlarını merkeze alan ?küreselleşmeci yerelleşme? olarak adlandırılabilecek yeni bir anlayışın doğrudan yansımasıdır.Yönetişim yaklaşımı ile ulusal ve uluslararası düzeyde geçerli olan neo-liberal politikalar doğrultusunda yerel yönetimlerin, işgücünün yeniden üretimine yönelik hizmetlerden çok, özel kesim sermayesinin büyütülmesine ve kamunun küçültülmesine hizmet eden bir siyasa izlemeleri öngörülmektedir. Özellikle 1980'li yıllardan itibaren, neo-liberal politikalar çerçevesinde, ağırlıklı olarak özelleştirme ve ihalecilik uygulamalarıyla kamu kaynaklarının sermaye kesimine aktarılması, burjuva demokrasilerindeki ezilen kesimlerin zaten kısıtlı olan hareket alanlarını iyice daraltmıştır.Bu çalışmanın amacı, genel bir ifade ile yönetişim yaklaşımında temsil edilen demokrasi anlayışını, düşünsel temelleri çerçevesinde ve örnek bir uygulama alanı üzerinde incelemek ve sorgulamaktır.