Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nin güvenlik doktrinleri ve dönüşen dış politika araçları: Suriye krizi örneği


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET BÜLENT MERİÇ

Danışman: Çınar Özen

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Küreselleşme ile birlikte uluslararası sistemin yapısı değişmektedir. Soğuk savaştan "He-gemon Güç" olarak çıkmış bulunan ABD'nin bu konumu, özellikle Afganistan ve Irak savaşların-dan sonra zayıflamaktadır. Mevcut sistem çok kutupluluğa doğru evrilmektedir. ABD'nin gerile-mesinin ortaya çıkardığı boşluklar yeni aktörler tarafından doldurulmaktadır. Çin ekonomik ve Rusya askeri güç projeksiyonlarıyla ABD'i sıkıştırmaktadır. Jeopolitik düzlemdeki değişim yeni soğuk savaş koşullarını getirmiştir. Ancak, bu yeni soğuk savaş, 20. yüzyılın soğuk savaşından farklıdır. ABD artık, şimdiye kadar edindiği nüfuz alanını koruma arayışı içerisindedir. Bunun için, bencil bir süper güç refleksiyle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurduğu uluslararası düzenin kurallarını ihlal etmekte, uluslararası hukuku ayaklar altına almakta sakınca görmemektedir. Öte yanda, Avrupa Birliği'nin ekonomik büyüklüğünü temel alarak, küresel bir güç haline gelebilmesi uzak bir ihtimaldir. Avrupa Birliği ve üye devletleri çıkarlar uyuştuğu oranda ABD'nin peşine takılmaktadırlar. Birlik normatif gücünü kullanarak belli bir nüfuz alanı oluşturmaya çalışsa da, bunun küresel bir güç olabilmek için yeterli olmadığı açıktır. Yeni bir uluslararası düzene geçiş sürecinde uluslararası toplumun önde gelen aktörlerinin dış politika araçlarında ve savaş konseptlerinde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Yeni nesil savaş günümüzün gerçeğidir. Bugünün toplumları, devletlerin doğrudan çatışma eşiğine vardırmadan, asker-sivil çeşitli araçlarla yürüttükleri, ne barışın ne de savaşın mevcut olduğu sürekli kriz ortamında yaşamaya mahkum olmuşlardır. Suriye krizi bunun en çarpıcı örneğidir.